lisedeyken bizim okulda (bkz:
ö.ç.bilfen lisesi) haftasonları da ders olurdu ve hiçbirimizin dersaneye yazılmasını istemezlerdi.dolayısıyla bizim okuldan mezun olanlar da dersaneye gitmeden kazanmıştı.
ayrıca dersaneye gitmeyip de 4-5 dersten özel ders alarak da üniversiteyi kazanan insanlar vardı bizim zamanımızda. (bkz:
hey gidi hey)
eğer eğitim sistemimiz iyi olsaydı çalışkan bir öğrenci için olağan bir durum olacaktı.
yıllarca dersaneye gidip üniversite kazanamayanları üzmektir. olmuştur bir kere, bari her yerde söylemese, moral bozmasa.
yetenek sınavıyla öğrenci alan bölümlere giren kişiler için de geçerlidir.kendimden biliyorum.
okullarda adam gibi eğitim verilse ve össde adam gibi sorular sorulsa her çalışkan öğrencinin yapabileceği bir şey olurdu. bugün ise muhtemelen çok az kişinin başarabildiği -özellikle fen dalında okuyanlar için geçerli- bir şey olsa gerek. böylece her yıl binlerce insan milyarlarını dershanelere akıtmaz, durumu olmayan öğrenciler de ta en başından haksız bir şekilde süregelen sistemden bir darbe de sınav öncesinde yemezlerdi. tabi en güzeli
(bkz:
öss kaldırılsın)
(bkz:
biz yandık siz yanmayın)
biraz şanslı bir gençseniz ve lise yıllarınızda şansınızın da yardımı ile çok özel öğretmenlerin bulunduğu bir okulda öğrenci olabilmişseniz mümkündür.
şansın dışında bu durumun gerçekleşmesini sağlayacak şey ise deneyimdir. sınava girileceği yıl, hafta sonları hariç her sabah itina ile saat 9'da masa başına oturulur (eğer okula gidiliyorsa okulda sırada gerçekleştirilebilir) ve 3 saat kalkmaksızın geçmiş yıllara ait veya öğretmenleriniz tavsiye ettiği bir yayının deneme sınavı çözülür. çözülen sınavın çözümlü olması burada en önemli noktalardan biridir, daha sonra sınav bitiminde yanlış yapılan soruların çözümlerine buradan bakılarak yöntemin akılda kalması sağlanabilir. yine bu yöntemle dikkat dağıtıcı şeyler nasıl gözardı edilir bu da öğrenilmiş olunur. sanılmasın ki gerçek sınav sessiz sakin bir ortamda gerçekleşiyor.(yan taraftaki düğün salonundaki şuğursuz çift evlenmek için o gün ve saati seçmiş olabiliyor, dışarda ilkokula giden zibidilerin maç yapacakalrı tutabiliyor, o gün her önüne gelenin ölesi tutabiliyor ve bu yüzden yakındaki bir hastaneye sürekli ambulans gidebiliyor)
bunun dışında yapılması gereken bir başka şey ise, en azından iki haftada bir para verip dershane sınavlarına girmektir. her hafta yapılabilirse daha harika olur. bunun amacı ise bir örnekleme yapabilmektedir. genel içinde nerede durduğumuzu buradan öğrenebilir, hedeflerimizi veya çalışma standartlarımızı buna göre değiştirebiliriz. (bana kalırsa ekstra çalışmak da gereksizdir, zaten çözümlü testlerden öğrenilecek ne varsa öğrenilebilir)
kısacası gün 3 saat sınav çözüp sonra bütün gün eyleşip akşam yemeğinden önce de yanlış yapılan soruların çözümlerine bir göz gezdirildikten sonra gün içinde ekstra çalışmaya bile gerek kalmaz. zaten dershane denilen şey de bunu öğrencilere para karşılığı yaptırır, aslında gereksizdir. bu ve benzeri başka yöntemlerle günde yaklaşık 4-5 saatlik bir çalışma ile dersaneye gitmeyip de üniversite kazanabilmesi mümkün ve yüksek bir orandır.
not: sayısal, sözel - eşit ağırlık farketmez.
kazansanız bile hakettiğinizin , kapasitenizin elverdiğinin çok altında bir üniversite olması yüksek ihtimaldir. bu sistem öğrenciyi dersaneye mahkum etmekte her bakımdan.
dandik eğitim sistemi yüzünden maalesef çok zor görünen olay.
(bkz:
fuck the system)
eğer meslek liseisnde okuyor ve okul birincisi olarak mezun olduysanız şaşırılmaması gereken bir durumdur.barajı geçip okuldan da tam puanı alınca orta halli bir üniversiteye okul birincisi kontenjanından rahat bir şekilde yerleşilebiliyor.