kitapsız her okula kitap kampanyası adına gönüllü olunup içinde bulunduğumuz çevreyi hareket geçirmek için çaba sarf etmek, dersi, sınavı, tez savunmasını, kendi geleceğini elinin tersiyle bir çırpıda itelemek; erdemliliğin en önemli göstergesi olmalıdır.
iki seçenekten biri ders çalışmaksa diğerinin seçilme olasılığı çok büyük olacağından kısaca herşey diyebiliriz.mesela pes oynamak,sözlüğe takılmak,içmek,adını bile duymamış olduğumuz iki takımın maçını izlemek,cep telefonunu karıştırıp eski mesajları tekrar tekrar okumak,bazen çok ileri gidip odayı toplamak vs.
varsa halının desenlerini incelemek,desenlere mana yüklemek,anlam çıkarmaya çalışmak, hayallere dalmak,yoksa karoları sayarak hayallere dalmak...maksat zaman geçirmek sonrada gider yatar insan bu yorucu günün ardından.
oje sürmek, kaşlarını almak, yemek yapmak, yemek yemek, dışarı çıkmak, kuaföre gitmek, msnde konuşmak, telefonda konuşmak, bi de öss neferiysen össye çalışmayıp üniversite hayali kurmak pek bi hoş olur.valla biri yeter ki der çalışa yerine başka bişey yap desin ne olsa yaparım.
a* : papazzz biraderim şurda finallere ne kaldı biraz dif. denk. mi* çalışsak ne?
p* : tamam abi getir notları.
(bu sırada sağdan soldan on farklı dolaptan mat. notları bir araya getirilir bi yerlerden kalem falan bulunur.)
p : abi dur başlamadan birer nescafe patlatalım hazırlayıp gelirim hemen.
(mutfak leş gibidir yaklaşık 2 haftadır bulaşıklar yıkanmamıştır.)
p : ya olum bu mutfak leş gibi kokuyo önce bi şurayı halledelim sonra ders çalışırız.
(2 arkadaş birimizin elinde cif, birimizin elinde bulaşık bezi mutfak tertemiz edilir.)
a: of yorulduk bea amma da bulaşık birikmiş dinlenelim biraz.
(herkes kendi odasına bilgisayar başına geçer, bir hafta sonra aynı masada buluşmak üzere...)
not: kopya çekmek kötüdür, tü kakadır, gençler yapmasınlar, evde tek başınıza denemeyiniz(zaten olmaz ya)...v.s. oturun çalışın, çalışmak başarmanın dört bölü yedisidir, istemek de kalanın üçte ikisidir, kopya da üçte biridir, bir koyup üç almaktır, öyledir böyledir.