varlığını kanatlandıracak her kıvranışın yeni bir inleme ile fark edileceği gerçeğini özümseyip, daha iyi bir var oluş için çözüm bulmuş daha çok dert gereğini anlamanın dayanılmaz hafifliğinde dertlerini sevebilme durumu.
hani içinde olmaz hiç bi sıkıntı ama mutlu da değilsindir öyle sanıldığı gibi bakarsın insanlara ya ağlıyorlardır ya gülüyorlardır...en azından bi duyguyu yaşıyorlardır...işte o zaman anlarsın dert etmenin ayrı bi güzelliği olduğunu...siyahla beyazın arasında kalmanın yanıcı sıcaklığını o zaman hissedersin çünkü ne tam siyahsındır ne de tam beyaz...
hayatta "yalnızca derdini sevmek"le hayatın önüne çıkardığı dertleri, sıkıntıları kabul etmek durumu farklıdır bir kez.
hayvanat gibi kendini yalnızca dertlerin üzerinden adlandırıp var etmeye çalışırsan babaları alman oldukça olası sevgilim.
ha, ama sıkıntılarını marjinalleştirmeyip, onun üzerinden bir kişilik sorunsalı oluşturmayıp onları koynuna alıverme yeteneği vardır ki, aha derim işte o zaman: olmanın büyüsüne kapılmış biri.
hem derdimi hem kendimi sevebilirsem ne şükela!
ama çok zordur bu.