yahudi asıllı çek yazar "franz kafka" nın romanı. dava, korku çağı diye adlandırılan yirminci yüzyılda insanoğlunun artık nerdeyse kurtulunması olanaksız bir yazgıya dönüşmüş olan kuşatılmış yaşamının öyküsüdür. bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcincsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır. albert camus'nun deyişiyle, bu olanağın bulunmadığı çağ "korku çağı" diye adlandırılabilir. kafka'nın dava'da betimlediği yargılama süreci böyle bir çağın en güçlü simgelerinden biridir, ve bu roman, insan insanın korkusu olarak kaldığı sürece, güncelliğinin yitirmeyecektir.
mükemmel bir
kafka eseridir ve gerçekle ilgisi olmayan bir senaryoda gerçekleri eleştirir aslında kafka bolca güldürüp düşündürerek tabi.
(bkz.
franz kafka)
kafka bu eserinde hiç kurtulamadığı ya da tek yoldaşı olan
yabancılaşma kavramı ile siyasi yapı eleştirileri sunar bir sosyologmuş gibi..
klasik kafka tarzını sunan kitap; daha ilk cümleden direk konuya dalış, bir kaç bölüm sonra geçmişten kesitler
franz kafka'nın uygulanan adalet sistemine, yaptığı müthiş insan ve ortam tasvirleriyle, harika göndermeler yaptığı eseridir.
(bkz:
josef k.)
(ninca, 16.04.2005 21:20 ~ 21:20)
" bir köpek gibi!" dedi, sanki utanç, ondan sonra da hayatta kalacaktı.."
muhteşem bir eser...
franz kafka'nın toplum içinde esir olmayı, zayıflığı, güçsüzlüğü, özgürlüğün elinden alınmasını,iletişimsizliği ve belki de kendisi için yaşamın anlamını/anlamsızlığını anlattığı kitabıdır: dava...
burada davacı toplumdur. davalı da josef k.dır. dava ise tüm yaşamıdır. davanın nedeni bilinmemektedir. nedensiz bir dava olması da onu daha da güçsüzleştirir. ne tam bir tutuklanma ne de bir mahkemeye çıkış vardır. sadece gidiş gelişler ve hayata zindan, her güne "keşke bitse de uyusam" psikolojisi sinmiştir. cezasını bekliyor, bir sonuç istiyor. "dava"sına o kadar dalıyor ki belki de sadece ceza için yaşamaya başlıyor. tüm kitap onu ve onun için bitmez tükenmez soru işaretleriyle "dava"sını anlatır. hatırladığım kadarıyla da josef k. adı da sadece kitabın ilk satırında geçiyordu.. sonra sadece "k." adıyla anıldı eserin kahramanı. adı gibi güçsüzlüğünden gittikçe içine kapandı...
kitap on bölümden oluşmaktadır:
1. bölüm: josef k'nın tutuklanması- bayan grubach ile konuşma- bayan bürstner ile konuşma
2. bölüm: bayan bürstner'in kız arkadaşı
3. bölüm: ilk sorgulama
4. bölüm: boş salonda
5. bölüm: dayakçı
6. bölüm: amca-leni
7. bölüm: avukat-sanayici-ressam
8. bölüm: tüccar block-avukatın azli
9. bölüm: kilisede
10. bölüm: son
kitapta tamamlanmamış bölümler de vardır:
savcı
elsa'ya
müdür yardımcısıyla mücadele
ev
anneye ziyaret
bir düşüş
* kitabı okuduğum dönemde kitap gözüme o kadar ince gelmişti ki bir gün içinde bitiririm diye düşünmüştüm. bir haftada bitirdim. bugün kitaplığımda gözüme çarptı. elime aldığımda o kadar kalın geldi ki bu yıl-bir yıl içinde- bitirebilir miyim tekrar diye düşündüm. sanırım kitabın içindeki olaylar ve insanı sürekli cevabı olmayan, okuyucuya bırakılan sorulara yöneltmesi asıl kitabı donatan öğe. bir tür niteliğin büyüsü onu zihnimde büyüten...
franz kafka 'nın biraz kalın ,okunması hayli sabır isteyen romanıdır.kafkanın yaşadığı dönemde adaletin nekadarda yavaş işlediği ve davaların bazı çıkarlar gözetilerek sonuçlandırıldığını anlatıyor.kadın erkek ilişklerinede çok ayrıntılı olmasada yer vermiş ,anlattığı her olayda o dönemde yaşanılan yoksulluğu çok iyi betimlemiş, öyleki davalara kiralık olarak tutulan odalarda bakılıyormuş.
kafka'nın sinir bozuculuğu sıradanlaştırdığı kitaplarından. çabuk kabullenmek, soru sormamak, ''öyleyse öyledir'' tarzı bir yaklaşımla satır aralarında okuyucuyu çıldırtmaya goturen bir kafka gene. kendi kurduğu bilmecesini kendisi de çözememiş gibi.
(mei, 14.04.2007 17:19 ~ 16.04.2007 00:30)
aslında süreç olarak çevilmesi gereken bu eser türkçeye ilk duruşma adıyla sabahattin eyüpoğlunun çevirisi ile kazandırılmıştır.ilk olarak 1947 yılında paris'te oynanan bu oyunun tekniğini andre gide ve ya barrault'a benzetirler.
herkes suçlu. hayır herkes suçsuz. suç nedir? yargı nedir, kim yapabilir? suçlanma için bir neden gerekli midir? hayır. koskoca bir kurumun anlamsızlığını okuyucunun yüzüne acımasızca vuran, hukuk öğrenimi görmüş kafka’nın insan eliyle yapılan adaleti, daha doğrusu adaletsizliği eleştirdiği, okuyanın daha iyi görebilmesi ve kavrayabilmesi için köklü ancak oyun gibi, yapay, var oluşunun herhangi bir dayanağı olmayan saçma-büyük-zorbayı yıkan yapıtı.
"her şeyi doğru saymak diye bir zorunluluk yok, sadece her şeyi gerekli sayma zorunluluğu var."
"karamsar bir görüş," dedi k. "böylece yalan, dünyanın düzenine dönüştürülüyor."
orson welles tarafından 1962'de peliküke aktarılmıştır.
(bkz:
http://www.imdb.com/...)
(bkz:
peliküle aktarmak)
(bkz:
büyük kitap)
kafka'nın bir avukat olmasının da yarattığı etkiyle düzene farklı bir biçimde eleştiri getiren çok çok güzel eseridir.filmi de çekilmiştir hatta tadından yenmez festivallik bir filmdir siyah beyaz.
(bkz:
orson welles)
(deoignoto, 02.12.2007 02:56 ~ 31.07.2008 19:03)
cek aşıllı almanca yazan yahudi yazar
franz kafka'nın en iyi romanı.
en ünlü romanı hemen herkesin bildiği
değişim adlı romandır.
dava, duruşma olarak da dilimize çevrilen roman yarım kalmıştır.
baş kahramanı
josef k bir sabah tutuklandığını bildirmeye gelen memurları evinde bulur. suçunun ne olduğunu ona söylemezler. duruşmadan duruşmaya gider, asla bir şey öğrenemez. avukatlara gider yine sonuç çıkmaz. idama mahkum edilir ve son bölümde de gecenin bir vakti iki kişi tarafından öldürülür.
kafkaesk unsurların bolca yer aldığı roman, dünya edebiyatının da önemli yapitlarindan biridir.
birkaç gün önce okumaya karar verip pek çok kitap kurdu tarafından bitirilemediğini duyup tırsmamla beklemeye aldığım
franz kafka eseri.
“bu görüşe katılmıyorum,” dedi k., başını iki yana sallayarak, “çünkü eğer bu kabul edilirse, kapıcının söylediği her şeyi doğru kabul etmek gerekir. ama bunu yapmanın ne kadar imkansız olduğunu siz kendiniz yeterince kanıtladınız.” “hayır,” dedi papaz, “her şeyin doğru olduğunu kabul etmek gerekmez, sadece gerekli olduğunu kabul etmek gerekir.” “hüzünlendirici bir çıkarım bu,” dedi k. “yalanı evrensel bir ilke haline getiriyor.”
kafkanın "ne olduki şimdi" eseri.
adaletle suç arasındaki bağlatı nedir?
adil olanın adaleti nerden kaynaklanıyor?
kaç yargı kaç kez yargılar insanı?
içi dışı, sağı solu, bilineni bilinmeyeni, suçlusu masumu..
bilinmezin sorgusunda bildik cevaplar ne kadar işlevsel?
hayatın zindan olması için herhangi bir bilinmezin pençesinde kalmak yeter de artar mı?
en son ne zaman yargılandım ali heyetler tarafından?
kendi yazgımın yargısı olacak mı yoksa yargı dediğin de lafu güzaf mı?
yoksa adaletini sonu da her şeyin sonu gibi karanlık dehlizlerde nefessiz kalıp ölmek mi?
ne olur allah aşkına bir son;
zira ölüm kolay beklemekten..
(khaki, 18.09.2008 13:05)
çokçokçok akıl karıştıran, şokşokşokk bir sonla bitiveren "dava". kitabın sonuna kadar içinizde titrek bir mum ışığına benzer bir umut beslersiniz, tüm yanlışlıklara rağmen her şey iyi olacak, sürüncemede kalacak en azından diye. ama acımtrak son aniden gelir ve bulur sizi çıplakken, soğuktan titriyorken, savunmasızken. ve son. artık gözler görmeyecek.
inanılmaz. bu kadar iyi eleştiri yapılabilir. herkes yaşadıklarından bir şey bulabilir bu kitapta.. sadece bir kez okunmamalıdır. sonu için ise tek şey söylenebilir. bizim kafka işte hep böyle..
"ama aslında vazgeçmek zorunda olduğundan çok daha fazla şeyden vazgeçmiyor muydu?" k. joseph in kendi iç mahkemesini anlatan kafka romanı. her yer mahkemedir aslında, gelmek isteyeni kabul eden, gitmek isteyeni zorla tutmayan ama davaları bir türlü sonuçlanamayan.
okurken gittikçe daralan bir sınıra hapsolduğunuz hissi yaratır...
(heidi, 26.05.2009 13:26)
çizgi roman dünya klasikleri kategorisinde yayınlanan ikinci kitap. ilki için: (bkz:
macbeth)
macbeth'in aksine siyah beyaz ve daha bir texas, tommiks vari olmuş. hikayenin özüne uygun sanırım.
ntv yayınları'ndan çıkan yeni çizgi roman haliyle gündemde olan roman. gerçekten kafkaesk havası korunan mükemmel bir çalışma olmuş. kolay okunması da genç kuşaklara edebiyatı sevdirme açısından faydalı.
franz kafka'nın yayınlanan ilk romanıdır. 8 ağustos 2009 itibariyle çizgi romanının türkçe versiyonu ntv yayınlarından piyasaya sürülmüştür ve piyasaya sürülmeden ikinci baskısı yapılmıştır.
çizgi roman dünya klasikleri basımı ilginç bir şekilde deli gibi satan efsane kitap.
remzi kitabevi'nde üçüncü en çok satan,
d&r'da ikinci en çok satan,
inkılap kitabevi'nde ise en çok satan kitap an itibariyle. millet kafka manyağı olmuş haberimiz yok lan?
kafkanın bu kitabında josef bir sabah bir kabusa uyanır. mecazi değil, tam anlamıyla bir kabus, bir karabasan. kapıların ardından çıkan uzun, karanlık koridorlar, karşı pencerede sizi izleyen komşuların ürküten tipleri, tüm kadın karakterlerin acaip taş ve her daim sex için hazır oluşu ve kahramanımızın tabir-i caizse üstüne atlamaları, bulanık mekanlar, yer yer manasız davranan insanlar, 2 kişinin veya bir topluluğun bulunduğu bir odada bir anda ortaya çıkan başka insanlar... hele mahkeme salonu, ne başı ne sonu vardır ama aynı zamanda oldukça basıktır. kitabı okurken afakanlar basıp, uyanmak istercesine pat diye kapatabilirsiniz. tabi bu kitabın sıkıcılığından değil,
kafkanın başarısındandır.
josefin
kabusuna ortak olursunuz.
(eoron, 15.09.2009 00:39 ~ 00:45)