böyle yeşil yeşil bir dinozor olan denver ve insan dostları abuk subuk maceralara atılırlardı bu çizgi dizide.
güzel bir cingıla sahiptir. sözleri şöyle
denver, the last dinosaur
he's my friend and a whole lot more
denver, the last dinosaur
shows me a world i never saw before
everywhere we go
we don't really care
if people stop and stare
at our pal dino
creating history thru the rock n' roll spotlight
we've got a friend who helps us, we can do alright
that's denver, the last dinosaur
he's my friend and a whole lot more
denver, the last dinosaur
shows me a world i never saw before
hiç unutmambir gün elektrikler kesilmişti ve denver'ın yayın saatine kadar gelmemişti. hatta o gün hiç elektrik yoktu. travma yaşadım. hayata küstüm o gün. tüm gün gözlerim yaşlı gezdim. son ana kadar allah'a dua ettim elektrik gelsin diye. nitekim dualarım tutmadı. o gün "allah çocukların bütün dualarını kabul eder" avuntusuna inancımı yitirdim. denver'ı kaçırmıştım bi kere..
sonra elektrik geldi. ertesi gün, sabahtan akşama kadar 12 saat aralıksız çizgi film seyrettim. tv yandı. ama nafile, tatmin olmadım. denver'ı kaçırmıştım bi kere...bu da böyle bir anımdı
izleyicilerin büyüyene kadar "denver"ın da türkçe konuştuğunu anlaması imkansızdır.nitekim kendisi donald duck gibi türkçeden çok uzak bir dil kullanmaktadır.
sanki dizinin her bölümü başka bir sitcomdan aşırılmış çok heyecanlı olaylar bütünüdür. garajlarında onyüzbin bölüm boyunca 2 metrelik bir dinozor (!) saklayan bir grup ergen velet vardır. bunlar civardaki kızları dışlarlar, ki bunu feminizm sözcüğünü duymadan, propaganda maruziyetinden uzaktayken dahi fark etmişim; her bölümde finalden 1 dakika önce beklenen felaket gerçekleşmez, son 1 dakika böylece gençlere verilen dersin irdelenmesi ve denver denen dinozorun gubidik sesler çıkarıp sırıtmasıyla değerlendirilir.
şimdiki çocuklar avatar izliyor anasını satayım, gerizekalı yerine konmuşuz resmen.
kay kay yapan, sevimli, dost canlısı, mor dinazorun başrolde olduğu çizgi dizi. bize hayvanlarla dostluğu öğretmiş yapımlardan. maceradan maceraya koşarlardı ne güzel. an itibariyle "keşke hayat yine o çizgi filmleri izlediğimiz zamanki kadar güzel olsa" şeklinde nostalji rüzgarlarına sürükleyen, şarkısını özlediğim çizgi film.
gerçi nesli tükendiğinden ve çevresinde başka bir dinazor bulunmadığından cinsel tercihi hakkında sağlıklı bir yorum yapmam mümkün değil.. lakin hakkındaki şahsi kanaatim en azından yollu bir mahlukat olduğu yönündedir..
yahut sadece hayata pembe gözlüklerle bakmak deyiminin vücut bulmuş halidir ve ben fena halde yanılıyorumdur.. yine de buna pek ihtimal vermiyorum..
bence bu çizgi film alttan alta minik dimağlara eşcinsellik propagandası yapmaktaydı.. şirinlerin komünizm ile olan ilişkisi paralelinde bu çizgifilmin de perde arkasındaki amacı eşcinselliğe övgüydü. hatta bu çizgifilm topluğa, godoşluğa bir saygı duruşu idi adeta.
(bkz: bir komünizm propagandası olarak şirinler)
pembe çerçeveli gözlük ve kaykay?
sizce çok masum semboller mi?
kaymak fiilinden türemiş, hatta pekiştirilmiş bir sözcük?
hiç sanmıyorum..
yazık, belki bu çizgifilm yüzünden bi nesil heba oldu.. nice dağ gibi genç yanlış yollara meyletti..
bir zamanlar tek kanalın olmasından dolayı, unutulmayan çizgi filmler kategorisine girmiştir. o yıllarda babamda çizgi film yapsa o da unutulmaz olurdu.
ama şu an başlığı görünce cıngılı da geldi aklıma: denver the last dinasour, he's my friend & a whole lot more... diye devam eder.