plaka numarası 20 olan, pamukkale ve horozuyla meşhur ege bölgesinde yer alan ilimiz...
adının kaynağının deniz kelimesiyle bir bağı olmayıp, tonguzlu kelimesinin önce donguzlu ardından sırasıyla domuzlu, donuzlu, en son da denizli'ye dönüşmesiyle bugünkü halini almıştır...
zorlu, evita, menderes, ozan gibi tekstil devlerinin cıktıgı guzide sehrim. calıskan insanlarla dolu sakin olaysız, tarafsız sadece üreten, kimseyle alıp veremedigi olmayan heryeri horoz heykelleri ile dolu olan ( sakın horozun ordayım demeyin asla bulamazlar) insallah yaza gidip takımımın uefa maclarını canlı izleyecegim.
il telefon kodu 258'dir, ki bu sayılar telefonda yukarıdan aşağıya orta sıraya karşılık gelir, tabi başına "0" (sıfır) koyunca daha bi şekil olur, klavye'nin numpad kısmında ise "0" ile beraber bu sefer aşağıdan yukarıya orta sıra olarak karşımıza çıkar...
atatürk' ün yüksek bir tepesine çıkartılıp;
- atam burayı gelecekte nasıl görüyorsunuz, sorusuna
- burdan olsa olsa büyük bir köy olur, diye cevap verdiği büyük köy.
ömrümün 19 senesini geçirdiğim memleketim...
pamukkale siyle, çamlıkıyla, çallısıyla, barajıyla, kaklık mağarasıyla, gölleri ve göletleriyle, çınarıyla, cankurtaranıyla, karataşıyla (bkz 2.evim..), şahin tepesiyle, güzel ve sıcak insanlarıyla, komşuluk ilişkilerinin ölmediği, 3 yaşındaki çocuktan, üniversite öğrencisinden tutun da,70 yaşındaki dedeme kadar her yaştan, cinsten ve zevkten insanın rahatça yaşayabileceği bir yer. hâlâ sokaklarında evcilik oynayabilen çocuklar var, akşamları rahatça dışarda gezebilen gençleri var. bar meyhane ararsanız kıbrıs şehitler cad. var.öğrenciyim yeniyim takılayım ööle diyosanız eflatun sokak, sevgi sokağı, çaybaşı, lise cad.kınıklı, çamlık, egs, marketix vs saymakla bitmez... kızların da okey kağıt vs oynayabileceği hatta çalışanlarıyla kanka olunan kahvehaneler var, kent, yaren vs.. delicia kafe her daim dolu zaten yer bulabileceğinizi sanmıyorum ama kesinlikle şansınızı deneyin! üstelik ordaki çalışanlarla muhabbeti kurunca açıkhava tiyatrosundaki konserlere beleşe girme şansınız da var. örnek: sezen aksu konseri, giriş 50ytl imiş, ama vermedik tabiki..
ayrıca konser akşamları ayrı bir güzel olur denizli, içeri girmesen de ice kafede oturursun ya da dışardaki çimlere oturur hem müziği dinlersin, hem de çekirdek eşliğinde arkadaşlarınla muhabbet edersin. ya da sıkılırsan çamlığa doğru yürürsün, geç saatlere kadar açık olur heryer (beşiktaş'ta bile saat 10u geçince açık biryer bulunamadığından bu benim için büyük bir ayrıntı...)
alışveriş yapayım diyosanız zaten bayramyeri, çınar, çarşı, hatta mahalle aralarında bile butikler görebilirsiniz. yetenekli ve çalışkan zanaatkarlarla dolu. tekstil kenti olduğunu söylemeye gerek yok sanırım...
buldan, babadağ gibi ilçelerinde hâlâ el dokuma tezgahları kullanılıyor, yazları festivaller oluyor ilçelerinde.
aaahh ahhh...
(bkz: bir başkadır benim memleketim)
(bkz: bugünlük bu kadar yeter)
ege bölgesinin izmir'den sonra en büyük şehri.tekstil,turizm,tarım ve sanayi kavramlarının iç içe olduğu,sürekli göç alan bir kent..
denizli'de gidilebilecek içkili mekanlardan bazıları
sanat severler derneği(çınar)
güzel sanatlar lokali(çınar,yaprak kitap evi üstü)
wishne bar(çaybaşı)(canlı müzik,üyelik şart)
rock bar(çınar,ykm arkası)
friends club(çamlık)
platinum restourant(çamlık)
siba(sigortacılar ve bankacılar lokali)(anıthan arkası)
smoke bar(kıbrıs şehitler)
efes pub(kıbrıs şehitler)
küçük ev(çınar)
denizli sinema ve tiyatro sevenler derneği
yetiştiğim hayata ilk adımı attığım okul münasebetiyle ayrıldığım ailemin ve sevdiğim dostlarımın hala yaşadığı ne çok büyük ne çok küçük sevimli şehir.
denizli'ye gelmeyen insanlar tarafından çok yanlış tanınan şehir. birine sorsan denizli nasıl biyerdir diye köy gibi falan derler. çünkü şehrin içine girmeyip yanından geçenler denizlinin sanayisini görürler(izmir izmirden gelip antalyaya gidenler mesela). içindeki güzellikleri görmezler. ege bölgesinde izmirden sonra en gelişmiş ikinci şehir olan denizlinin böyle tanınması kötü.