süprizlerle dolu yazar. hiç olmadık bir yerde hiç olmadık bir şekilde karşılaşmıştık liseden mezun olduktan sonra. ve yine bir girimden dolayı "kimsin lan sen" temalı mesajında 2.kez karşılaşıyoruz. ulan bu kadar olur ya.iyi niyetli sempatik 6. nesil yazar.
öyle bir renktir ki ne görülen doğrudur ne de söylenen..
deniz mavisi nedir ki? var mıdır böyle bir mavi? yoktur bence..
hava bulutluysa kurşuni olur deniz, sanki içinde hayat yokmuş gibi görünür. melankoli kaplar adamın içini. iyi ya da kötü, eski sevgililer anılır.. -fırk !-
bazen su gibi şeffaftır deniz, dibinde ne varsa onu gösterir. kayaları, yosunları, küçük balık sürülerini, deniz kabuklarını, yıldızlarını, kumlarına düşen güneş ışıklarını, hatta bazen pisliğini olduğu gibi gözler önüne serer.
en bilinen halini, farklı tonlarda mavisini gösterir deniz. güneşle beraber parlar, hiçbir şeyin veremeyeceği bir enerji verir. yaz, hiç bitmesin dedirtir, hep üstsüz gezelim, sudan çıkmayalım ve bu maviyle bütünleşelim..
akıntı varsa bulanık olur denizin içi, yeşil renklidir. ama ilerisinin mavi olduğunu görürsünüz, gidip orada yüzmek istersiniz. siz gittikçe, yeşil sizinle beraber gelir. ne kadar açılırsanız açılın, o maviliğe bir türlü ulaşamazsınız. denizin görüntüsü aslı vermez, aldatır..
geceyse bir başka olur deniz. onun simsiyahında içilir, en baba muhabbet onun kıyısında döner ve en romantik anlar onun siyahında yaşanır. uçsuz bucaksız hayallere gebedir gecenin ve denizin ortak siyahı. kimi geceler yakamoz ruhunu, alkol beynini, sevgili ya da sevgili adayı kalbini kıpraştırır ki yoktur böyle bir zevk..
denizin dengesiz rengi, yağmur sonrası açan güneşle parlama savaşı veren denizin mavi yeşil hali... girilerini okudukça beni tebessüme zorlayan nesildaş... iadeyi ziyarette gecikmişliğimin verdiği kusuru affetmesini umduğum yazar...
her iskenderunlu gibi döneri ve künefeyi çok seven, daha iki ay öncesine kadar memleket hasretiyle yanıp tutuşan, güzide şehrimin bi o kadar güzide insanı.
birgün, beşiktaşın bir deplasman maçı çıkışında eve dönüyoruz bununla geç vakitte. otobanın bir tarafındayız.
karşı taraftan başımıza cam şişeler yağmaya başladı deli gibi
rakip takım taraftarı ikimizi görmüş karşıdan şişe yağdırıyor.
ben 3 kişi filan gördüm karşıda.
olm atmayın filan diye bağırdım, karşıdakiler atmaya devam etti. bir yandan küfür ediyorlar.
biraz 2 kişi olmamıza, biraz da aradaki otobana güvenip, gelin burada küfür edin orospu çocukları dedim. demez olaydım.
en az 15 kişi bir anda yola atladı. yakalasalar çükümüzü kesecekler orada. haliyle erkekliğin %90 ını uyguladım.
göt korkusuyla nasıl bir depar attıysam, bir ara durdum ardıma baktım, bu garibim 50 metre geride kalmış. nefes alamıyor alskdjasd.
bari birlikte dayak yiyelim, ayıp olmasın çocuğa düşüncesiyle besmele çekip döndüm geriye yanına.
2 gıdım daha birlikte koştuk ki, yoldan geçen bir araç sahibi, hiç soru sormadan yanımıza yanaşıp arabasının kapısını açıp arabaya aldı.
aslında ben bunu burada açıklayacak adam değildim. ama adam gelmiş "abi ankaragücü veya bursa deplasmanına ikimiz gidelim mi ekşın olur" diyor.
nasıl bir fantazi dünyası var bilemedim.