görseller
denizatıdenizatı
denizatıdenizatı
belki ilginizi çeker
  1. · deniz atlı prenses
  2. · deniz atı
  3. · yanlış ata oynamak
  4. · denizaltı
  5. · hippocampus sp
  6. · deniz tavşanı
  7. · gülümsün gibi yazmak
  8. · kendini yapayalnız hissetmek
  9. · deniatı
gündem
  1. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  2. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  3. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  4. · colin kazım richards
  5. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  6. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  7. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  8. · yamukyumukpirenses
  9. · 29 haziran 2007 dream theater istanbul konseri

denizatı  

 sayfa  / 2
  1. doğada doğumu erkeğin yaptiği yeğane hayvan.
    *
    (guanoapes, 17.05.2004 06:29)
  2. denizdeki yosunlara tutunmaya çalışırken birbilerini boğdukları görülmüştür.(bana ilginç gelmişti)
    aynı zamanda da an itibariyle girisi bulunmayan çaylak bir yazarmış kendisi. hayırlı olsun diyoruz burdan.
    (esdora, 10.08.2004 00:19)
  3. denizlerdeki delikanlı kardeşlerimizin yüzkarası (tabi erkek olanları)
    (thereddeer, 10.08.2004 00:44)
  4. oldukça ilginç ve hayranlık uyandırıcı şekle sahip hayvan
    (dydm, 10.08.2004 05:54)
  5. kadıköy iskelesinin üstünde, haydarpaşa manzaralı güzel mekan.
    (excalibur, 14.08.2004 01:27)
  6. (axel fox, 08.09.2004 11:30)
  7. bir zamanlar izmirde varolmuş olan, güzel müzikler çalan, güzel mekan.
    (marla singer, 17.09.2004 12:24)
  8. denizatı, dev okyanuslarda yaşayan yırtıcı balıklar ve tehlikeli canavarlar arasında vitrininden çıkmış sevimli bir oyuncak gibi görünüyor. deniz omurgalıları arasında tek dik duranı... başını öyle önüne eğmiş ki, ona bütün çekiciliğini veren o ünlü at başı şekli çıkmış ortaya. gövdesi, pullarla değil, kemiksi düğmeciklerle kaplı. ancak, bu ağır zırhın altında bile bir peri kadar hafif ve zarif süzülüyor. renkleri canlı turuncudan turkuvaz mavisine, parlak sarıdan koyu kırmızıya kadar geniş bir yelpazeye dağılıyor.

    bazen de siyah, gri ya da haki yeşil de olabiliyor. bu ağır zırhın altında, bazen tırnak büyüklüğünde, bazen de 30 santimetre boyunda gösterişli bir denizatı bulunabiliyor.


    kendisini tehlikede hisseden denizatı yanındaki mercanın rengini taklit etme yeteneğine sahip.


    ama ister küçük ister büyük olsun, düğme gözler, genellikle boynuzlarla taçlandırılmış baş, karna doğru içe kıvrılmış kuyruklar ve o kendilerine özgü ağız yapısı, hepsinin ortak özellikleri. zoolojik olarak en yakın akrabaları olan yırtmaçlı balık (phyllopteryx eques) ve yılaniğnesi, balığa daha çok benziyor.

    zoologlar, denizlerde kaç tür denizatı yaşadığını tam olarak bilmiyorlar. bu canlıların daha çok, akıntıların az olduğu kıyıya yakın sularda; tropik ve subtropik denizlerde, akdeniz'de ve hatta soğuk kuzey denizi'nde bile yaşadığı gözleniyor. yaşayan 32 türünün olduğu sanılıyor.

    denizatı gerçek bir kamuflaj ustası. kuşkulandığı ya da kendisini tehlikede hissettiği anda, hemen çevrenin rengine bürünüyor ve bakıldığı zaman deniz çayırı ya da yosunlara benziyor. hatta pigme denizatı gibi birçoğu, gövde şeklini de değiştirerek, küçük çıkıntılar, düğmecikler üretip neredeyse bir mercana dönüşüyor. ancak denizatı, bu kamuflaj sanatını sadece gizlenmek amacıyla değil, aşk yaşamında da kullanıyor. erkek denizatı, aşık olduğu dişiye kur yaparken, neredeyse noktasına kadar aynı rengi ve deseni alabiliyor.

    denizatlarını flört ederken görmek isteyen, günün erken saatlerinde denize dalış yapmalı. gün ağarırken ya da güneş batarken, dişi ve erkek denizatı buluşarak, deniz çayırları arasında yürüyüşe çıkıyorlar. önce başlarıyla birbirlerini selamlıyor, sonra da kuyruk kuyruğa tutuşarak yakın çevrede dolaşıyorlar. bazen duruyor ve öpüşüyorlar. ya da cilveli bir dansa tutuşarak aşk halkası oluşturuyorlar. bu birlikteliğe heyecanlı, kısa "tık, tık" sesleri eşlik ediyor ve tören yarım saat ya da daha uzun sürebiliyor.

    erkek, sürekli dişiyi tahrik etmeye yönelik hareketler yapıyor. bu sırada erkeğin karnında bulunan kuluçka kesesi irileşiyor.
    bir süre sonra, ilk buluşma için yeterli olduğuna karar verip duruyorlar. çift ayrılıyor ve herkes kendi yoluna gidiyor. denizatı, neredeyse hep (istisnalar onların yaşamında da kuralı bozmuyor), tekeşli bir yaşam sürüyor. hatta bazılarının aşkları ölümden sonra da sürüyor.

    eşlerden biri ölünce, diğeri yeniden aşık oluncaya kadar, yani günlerce ya da haftalarca yas tutuyor. akvaryumda yaşayanlar daha ağır yas tutuyorlar: geride kalan, genellikle birkaç gün sonra eşinin arkasından ölüme gidiyor.

    öyle bir an geliyor ki, ikisi de doğru zamanın geldiğini anlıyorlar. işte o zaman, çiftleşme gerçekleşmeden önce oynadıkları aşk oyunları saatlerce, hatta günlerce sürebiliyor. heyecanlandıkça renkleri daha parlak bir görünüm kazanıyor, dansları daha samimi bir havaya bürünüyor ve erkeğin tahrik edici "gelgit" hareketleri yoğunlaşıyor. sonunda karnındaki torbasını iyice açarak dişisine "artık torbayı doldurabilirsin" mesajını veriyor.

    inanılmaz ama gerçek: denizatlarında erkekler hamile kalıyor. heyecan doruk noktasına ulaşınca dişi, ortaya çıkan yumurta kanalıyla, erkeğin karnındaki içi su dolu kuluçka kesesinin içine giriyor. daha sonra eşinin spermatozoitleriyle döllenmesi için yumurtalarını buraya bırakıyor. bu sırada erkek, yumurtaların, kesenin içinde olabildiğince eşit dağılabilmesi için beşik hareketi yapıyor.

    çiftleşmenin ardından, deniz çayırları arasında yapılan geziler sona eriyor. kesesi tıka basa dolan erkek, artık sadece hamilelikle meşgul oluyor. denizatının türüne göre, kuluçka torbasının içinde 1.600'e yakın yavru gelişiyor. pigme denizatında ise sadece iki tane yavru oluşuyor. erkek, bir metrekare gibi küçücük bir alandan dışarı çıkmayıp giderek şişmanlarken, eşi yüz kat daha büyük bir alanı dolaşıyor.

    balıkların arasında, renkli levrekgillerde olduğu gibi, erkeklerin hamile kaldığı başka türler de var. ama, gerçek bir hamilelikten sadece denizatında söz edebiliriz. kuluçka kesesinin içindeki doku, memeli hayvanların dölyatağında olduğu gibi kalınlaşarak, embriyonların kan damarlarıyla beslendiği bir tür plasentaya dönüşüyor. bütün bu süreç, insanda ana sütü üretimini uyaran prolaktin hormonu tarafından kontrol ediliyor.

    4-6 hafta sonunda doğum anı gelip çatıyor. bir deniz sazının sapına tutunarak, patlamak üzere olan torbasını zorlamaya başlıyor. başta oldukça dar olan kesenin ağzından ilk yavrunun dışarıya fırlaması neredeyse tam bir gün sürüyor.

    ardından diğer yavrular çiftler halinde dışarıya çıkıyorlar. babanın işi ancak kırkıncı yavrudan sonra kolaylaşmaya başlıyor. artık her ıkınmanın ardından on ve daha çok yavru fırlıyor dışarıya. doğum sürecinin bütünü o kadar acı verici ve yıpratıcı gelişiyor ki, bazı babalar bitkin düşerek ölüyorlar. bazıları da, geriye kalan yavrular kesenin içinde öldüğü için dibe çöküyorlar.

    ama başarılı bir doğumdan sonra erkek, babalık görevini tamamlamış oluyor. yavrular, başlarının çaresine bakmayı kendi kendilerine öğreniyorlar. doğumun bu kadar zor geçmesine rağmen, bazı erkekler daha ertesi sabah yeniden dişilerine kur yapmaya başlıyorlar.

    denizatları flört etmedikleri, aşık olmadıkları ya da doğurmadıkları zamanlar ne yaparlar? çok hareketli olmadıkları kesin, yüzme konusunda sergiledikleri performans pek de parlak sayılmaz. nasıl olsun ki? toplam üç küçük yüzgece sahipler. sırttaki yüzgeç, hareketi için gerekli enerjiyi, solungaçlarının altındaki diğer iki yüzgeç de yönlendirmeyi ve dengeyi sağlıyor. gerçi tehlikeli durumlarda hızını kısa süreli artırabiliyor. o zaman yüzgecinin dakikadaki vuruş sayısı 35, hatta bazı uzmanlara göre 70'e kadar çıkabiliyor.

    ancak zamanın büyük bölümünü deniz sazları, mercanlar ya da hemcinslerinin boyunlarına asılı durarak geçiriyorlar. her ne kadar gün boyunca tembellik ediyor gibi görünseler de, aslında bu sırada karınlarını doyurmakla meşgul oluyorlar. denizatları ava çıkmıyor, küçük yengeçler ya da balık yavruları gibi lezzetli yiyeceklerin ağızlarına kadar gelmesini bekliyorlar.

    bunları suyun içinden emiyor ve çiğnemeden yutuyorlar. bütün bu işlem o kadar çabuk gerçekleşiyor ki, çıplak gözle izlemek mümkün değil. ama sesi duyulabiliyor. yeni doğmuş bir denizatı, on saat içinde yaklaşık 4.000 karides yutabiliyor.

    (bkz: http://www.focusdergisi.com.tr/...)
    (varolmayan şövalye, 23.09.2004 16:50 ~ 14.02.2005 18:43)
  9. o afeti devran ki sözler sönük kalır zikretmeye
    o dilber ki doyum yok dudağından kanmaya
    (varolmayan şövalye, 24.09.2004 15:21)
  10. aynı zamanda yine zeytinburnunda bir sitenin adı. zannımca veliefendi hipodromu ile manzarası ile birlikte deniz manzarası sunduğu için fiyatlar bayaa yüksektir.
    (akaydo, 01.12.2004 13:48)
  11. çankaya lisesi'nin tam karşısında bulunan pastane. iki blok yanında pastanenin sahibinin actığı aynı isimli bir dvd'ci de vardır...
    (sizofrenkedi, 01.01.2005 22:13 ~ 22:27)
  12. beşyüzüncü giriye ulaşarak kimsenin yapamadığını yapmış ve ulaşılması güç bir rekora imza atmıştır. kutluyoruz kendisini, hayranıyız, başarılarının devamını diliyoruz, ellerinde öpüyor, önünde saygıyla eğiliyoruz.
    (where is my mind, 07.01.2005 12:26)
  13. izmir kordon'da bulunan, gündüzleri diğer tüm mekanların aksine bomboş olan fakat geceleri adım atacak yer bulunmayan hoş bir yer.
    (izmirist, 10.04.2005 01:46)
  14. bu denizatları adeta sırf kemikten müteşekkil mahluklar olup ancak serçe parmak büyüklügünde olanları kıyılarımızda bulunup senede bir kez büyükçekmece sahiline uğramaktadırlar.
    (organometallic complex, 04.05.2005 12:04)
  15. daha dün tanış olduğum ve tanışmakla şanslı olduğumu düşündüğüm nazik arı.iyi ki var...
    (anarko, 27.05.2005 15:47)
  16. kızgın abla*
    (azwepsa, 01.06.2005 16:08)
  17. pazar akşamları milonga düzenleyen, kadıköy'deki beşiktaş iskelesinin üst katındaki mekan.
    (kahraman, 01.06.2005 16:45)
  18. yerinde tespitlerin yazarı.
    (excalibur, 01.06.2005 19:40)
  19. enteresandır,bu yazarın girilerini okudukça kopuyorum,koptukça yine okuyorum..neden derseniz,bilmiyorum,bilemiyorum..
    (close2death, 02.06.2005 22:18)
  20. bünyesinde bol bol turist ve karavan bulunduran, özdere'de dev gibi çam ağaçlarının içinde konumlanan kamp.
    (marla singer, 02.06.2005 23:23)
  21. arada çekmece sahillerini de yoklar bu canlılar, incecik adeta deri ve kemikten ibaret, pek yavaş yüzen mahluklardır.
    (organometallic complex, 06.06.2005 11:09)
  22. 214 mesaj ile haftanın en gevezesi.bu bir şey değil bence..zira,geçtiğimiz haftalar boyunca sevdimsenibirkere'nin haftada 600'den aşağı mesaj atmadığı görülmüştür.
    (close2death, 07.06.2005 14:41)
  23. erkeği dişiyi dölledikten sonra, dişinin "taşımam ben senin çocuğunu pis herif, hem ben modern ve çalışan bir kadınım" deyip yumurtaları erkeğinin karnına geri postaladığı; akabinde hamile erkeklerin kendi aralarında gruplaşıp doğuma kadar birbirlerine dert yandıkları enterasan, tutki mucizeyi guye , hadi canım sende hayvan evlatları.
    (braveitu, 22.07.2005 02:39)
  24. kimi türleri teklike altındadır. zararsız olan bu miniminnacık hayvanlar sürüler halinde avlanır ve kurutulup satılır insanlar tarafından.
    (drenchrome, 22.07.2005 04:02)
  25. (azwepsa, 20.09.2005 17:31)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil