erdal öz'ün deniz gezmişle ankara mamak askeri cezaevinde yaptığı konuşmalardan oluşan kitabı. 1976 yılında yayınlandı. sahaflara kitabı bulmak mümkün arkasından
gülünün solduğu akşam ve
defterimde kuş sesleri yazıldı.
kitaptan;
"yakalanışım mı?
o da bir garip hikâyedir.
pusu. son düştüğüm pusu. yakalandığım.
tarlanın içinde. çukurda.
tarla. vıcık vıcık çamur. her yan çamur. bir yandan da aralıksız yağmur yağıyor, sulusepken.
parkamın başlığını başıma geçiriyorum.
ellerim üşüyor. eldivenlerimi, silahı daha rahat kullanayım diye daha önce bir yerlerde fırlatıp atmıştım. eldiven de yok.
hava buz gibi.
bir çukurun içindeyim.
çepeçevre sarmışlar.
bütün arabaların farları üzerimde.
içine girdiğim çukur, işte bu hücre kadar bir yer.
jeep’lerin üzerlerine a-4’leri kurmuşlar. sağıma soluma yağmur gibi mermi yağıyor. mermiler, düştüğü yerden çamurları savuruyorlar havaya. farların aydınlığında, yağan sulusepkeni renklendiriyor havaya sıçrayan çamurlar. ben çukurun dibine, çukurun biçimine uyarak (u) harfi gibi uzanmışım. ayağa kalkarsam, başım dışarı çıkıyor. atılan mermilerden korunmak için ya çömelmek zorundayım, ya da böyle çukurun dibine uzanmak zorundayım.
çukurun dibinde kar var. altım kar, üstüm sulusepken yağmur ve mermiler. yattığım yerden yukarıyı gözlüyorum, çukurun üstünü.
sanki donanma fişekleri atılıyor üstümde. korkunç güzel bir renk cümbüşü tepemde.
‘cıw’ diye giriyor çukurun yanındaki çamurlara mermiler, çamuru savuruyorlar tepeden inen farların aydınlattığı sulusepkenin içine, üstüme renk renk koca bir dünya yağıyor. korkunç güzel, anlatılmaz bir görünüş.
yarım saat, bir saat sürüyor bu.
mermi çok az kalmış yanımda. bir süre sonra bitecek.
ara sıra doğrulup, başımı çukurdan yavaşça çıkarıyorum, bir el ateş ediyorum boşluğa, öldürmeye atmıyorum ama. göremiyorum ki. rasgele yakıyorum mermiyi. aklıma ilk gelen, mayakovski’nin şu dizeleri oluyor:
susun artık konuşmacılar,
savdınız sıranızı.
söz şimdi mavzer arkadaşta,
şimdi o konuşacak.
bu dizeleri aklımdan geçiriyorum ve kalkıp bir mermi daha yakıyorum. sonra yine sinip bekliyorum çukurun dibinde.
işte orada ölümü düşündüm bak.
ölüm ürkütücü gelmiyor insana. ama insan ölümü kabul edemiyor. kesin bir gerçek bu. "
kesinlikle okunulması gereken kitaplar sıralamasında bulunmakta bu kitap bence. zira bir insanı anlayabilmek için illaki onun cümlelerini duymak gerekir.