görseller
deniz barış 
  
belki ilginizi çeker
  1. · 23 ekim 2007 psv eindhoven fenerbahçe maçı
  2. · 7 kasım 2007 fenerbahçe psv maçı
  3. · mehmet aurelio
  4. · ibrahim üzülmez
  5. · üç büyüklerde hayal kırıklığı yaratan futbolcular
  6. · 2 eylül 2007 gençlerbirliği oftaş fenerbahçe maçı
  7. · 19 eylül 2007 fenerbahçe inter maçı
  8. · fc st pauli
  9. · guiza ya açık mektup
  10. · 21 nisan 2009 sivasspor fenerbahçe maçı
gündem
  1. · author
  2. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  3. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  4. · behlül sözlük yazarı olsa kullanacağı nick
  5. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  6. · okan bayülgen
  7. · annenin gençlik fotoğrafları
  8. · biliyorsan anlatmayayım
  9. · safa önal

deniz barış  

  1. 23 kasım 2005 fb-milan maçında rui costa'nın formasını yırtan eski gb'li yeni fb'li bonus topçu. bir insan evladı o özel yapım formayı nasıl bir camışlıkla çeker de yırtar anlamak mümkün değildir. sonrasında parçayı rui'ye geri vermeye çalışınca, rui'de bütün metanetiyle "al eve götür(!)" demiştir kendisine.
    (dr conners, 25.11.2005 14:06)
  2. gençlerbirliği'nde oynarken,fenerbahçe'ye transfer olupta iki takım arasındaki mâli anlaşmazlık sonucu lisansı uzun bir süre iptal edilen orta saha futbol oyuncusu.geçtiğimiz günlerde bu futbol takımlarının anlaşması üzerine tekrar sahalara döndü.
    (stone cold, 25.11.2005 15:05)
  3. gençlerbirliği'nde oynarken ahmed hassan zannettiğim futbolcu. zaten kendisi de o tiple ahmed hassan'dan daha çok mısır vatandaşı gibi duruyor.
    (comatose, 18.04.2006 23:30)
  4. bu sabah eşini kaybetmiş fenerbahçeli futbolcu.. başı sağolsun
    (iki ekmek bir malboro, 23.07.2006 15:12)
  5. bir gün önce istanbul'a dönerken eşini son kez gördüğünün farkında olmadan, vedasının aslında bir elveda oluğunu bilmeden geldiği istanbul'da eşinin ölüm haberini alarak yıkılan futbolcu. bu önemli dönemde eşini kaybetmenin verdiği acı büyük olsa gerek. merhumeye allah'tan rahmet yakınlarına ve fenerbahçe camiasına başsağlığı dileriz.

    haber için : http://www.milliyet.com.tr/...
    (karizmatik, 23.07.2006 16:11 ~ 16:11)
  6. ısrarla stoper olarak görev yaptığında takımı yakacağını oynadığı oyunla belirten futbolcu.
    (hanspeterberigel, 14.02.2007 22:34)
  7. oynadığı oyunla "ben beceremiyorum işte, kendime güvenim de yok, satın beni" diye bas bas bağıran futbolcumsu.

    bunu naçizane sıradan bir futbol izleyicisi görebiliyor. peki ya yüce teknik adam zico neden göremiyor? sokaktan adam çevirip ön liberoya koyarsanız, o da oynar. beni kaleye koysanız ben de oynarım. 25 tane yerim ama oynarım. sonuç olarak adamda suç yok aslında. sorun zico, aziz yıldırım ve yönetiminde.

    tamam insan olarak belki çok iyidir, severiz, sevmeyiz o ayrı. canımızdır. fakat şu da ortadaki bu adam illaki futbolculuğa devam edeceğim diyorsa oynayacağı takım fenerbahçe gibi "hedefleri" olan takımlar olmamalı. işte o ve onun gibiler oynadığı vakit o "hedeflere" asla ulaşamazsınız. 86'da gol yersiniz, şaşırmazsınız. bu ilk defa olmamıştır çünkü. maalesef alışmışsınızdır. fakat içimizi burkan bir şeyler vardır. o da bu adamların fenerbahçe'de ne işi olduğudur.
    (therion, 23.02.2007 16:27)
  8. futbolculuğunu, kişiliğini bir tarafa bırakmak gerekirse sırf adı ve soyadının çok güzel bir ikili oluşturmasından dolayı sempati duyduğum futbolcu.
    (bkz: babamın adı deniz oğlumun adı barış)
    (mosquito hunter, 26.05.2007 23:03 ~ 09.10.2007 20:19)
  9. 5 ağustos 2007 fenerbahçe beşiktaş süper kupa maçı'nda kezmanın attığı ikinci golün asistini yapan futbolcu.. asisti yaptıktan sonra "aha ne pas attım lan" şeklinde pis pis gülmesi gözlerden kaçmamıştır..
    (sağ gösterip sağ vuran şaşkın boksör, 06.08.2007 00:10)
  10. bugunku radikal'de ahmet çiğdem'in kendisine yapılan haksızlığı konu edinen bir yazı yazdığı futbol emekçisidir.
    bu adama fenerbahçe taraftarınca reva görülen muamele benim de içinde bulunduğum bu kitleden soğumama vesiledir, zira sözkonusu futbolcu alex'ten daha cesur, anelka'dan daha profesyonel bir insandır ve bizim bu adamlara bir maçta gösterdiğimiz seviginin onda birini üç yılda görmemiştir. neresinden bakarsanız bakın takımdaki herkes kadar kötü oynadıktan (bkz: 10 ağustos 2007 istanbul b b fenerbahçe maçı)sonra ıslıklanarak başı önde sahayı terkeden deniz barış'ı izlemek iç burkucudur.
    ahmet hocanın yazısı aşağıdadır:

    barça kötü oynadığında, mendiller sallanır, ıslıklar yükselir, protesto sesleri duyulur ama sallanan mendiller, ıslıklar, protestolar takımadır, herhangi bir futbolcuya değil. futbol âleminin neredeyse en snob taraftarlarına sahip barça'da bile futbolcular tek tek yargılanıp, aslanların önüne atılmazken, fenerbahçe taraftarlarının ligin ilk haftasında ezeli düşman bellediği ve bir türlü sevemediği futbolcuları ıslıklaması futbol kültürü açısından da ayıp, ahlâki açıdan da. söz konusu olan futbolsa, deniz barış, oynadığı yerin, türkiye'deki en iyi isimlerinden birisi. hatta milli takımda doğrudan oynatılan aurelio'dan bile iyi bana kalırsa.

    taraftar zulmü
    süper kupa finalinde gördük; fenerbahçe'nin oyunu biraz akışkanlık kazandığında, üzerinde seyirci baskısı olmadığında deniz başka türlü oynayabiliyor. öyle oynayabildiğine göre, bu futbolcunun, kendi taraftarı önünde, bildiklerini unutup zaman zaman acemilikler yapması, ancak psikolojik faktörlerle açıklanabilir ki, bu faktörlerin büyük bir kısmı, futbol medyasının yönlendirdiği bir taraftar kitlesince yaratılmış durumda.
    deniz barış, önce bonservisi nedeniyle sorunlu günler yaşadı. sonra oynadığı yahut oynayamadığı futbol, insanların gözüne battı -bu gözüne batmak, tabii çok istendik bir durum değil, futbolcu açısından. ardından kişisel hayatında büyük bir trajedi yaşadı. ancak o bütün bu olup bitenlere göğüs gerdi ve benzeri durumda, haklı nedenlerle dağılıp giden meslektaşlarının aksine ayakta kalmayı başardı. en tarafsız gözlemci bile, deniz barış'ın, ankara'dan istanbul'a giden ve orada kaybolan onlarca futbolcunun aksine, oyununu geliştirdiğini, bireysel ve fiziksel gücünü artırdığını kabul etmek zorunda. bundesliga takımlarının bu futbolcuyla neden ilgilenmedikleri araştırılmalı bence. belki st. pauli'deki kötü sezon etkili oluyor bu görmeme hâlinde. ayrıca yıllar içerisinde deniz barış'ın herhangi bir skandala adının karıştığı, takımın içerisinde herhangi bir soruna yol açtığı şeklinde herhangi bir haber de düşmedi gazete sayfalarına. yâni neresinden bakarsanız bakın, tam bir futbol emekçisi var karşınızda.
    buna rağmen, muhtemelen kombinesi olan ve onaylanmış kulüp ürünlerinden çokca edinmiş bulunan bir garip azınlığın sevgisizlik ve tahammülsüzlük nesnesi hâline gelmesi anlaşılır gibi değil. bunun futbol kültüründe yeri yok vb. genellemelere gitmek bir yana, bu azınlığın çokça müracaat ettiği bir ölçüte bakarak söyleyelim, 'delikanlılığın kitabında' var mı, dara düşünce en güçsüze saldırmak? bu kadar badireyi atlatmış, kendisini sevdiklerine adamış bir insana azıcık anlayış göstermekten insanı ne alıkoyabilir? nasıl alıkoyabilir?
    taraftarlık bu mudur?
    istanbul'a kendisini bir türlü beğendiremeyen ümit özat, futbolu bıraktıktan sonra da, bu işten ekmek yemeyi sürdürmek üzere, kendi kişisel projesini gerçekleştirmek için almanya'da. istanbul'un ilahı, mesela sergen ise, şekerspor'dan sonra, eskişehir'de de daha sezon başlamadan tutunamamış durumda. el insaf; sağı solu ıslıklamak yerine, biraz kendi ölçütlerimize bakalım, biraz futbolculara saldırırken, yuhalarken neyi hedeflediğimizi düşünelim! elendiler diye kaptanını döv, yenildiler diye futbolcunu ıslıkla; bu mu taraftarlık, bu mu büyük kulüp?
    (holden caulfield versus tyler durden, 14.08.2007 12:42 ~ 12:44)
  11. özellikle ön libero mevkiinde oynadığında güçlü fiziğini çok iyi kullanan ve topu saklama özelliği sayesinde takımın defansif yönüne büyük katkıları olan ancak bütün bunlar ekrandan kolay gözükmeyeceği için zaman zaman haksız yere eleştirilen defensive midfielder
    (maslow, 26.08.2007 22:38)
  12. eleştiri yapmadan önce stattan kendisinin en az bir kere dikkatle izlenmesi gereken futbolcu

    29 ağustos 2007 anderlecht fenerbahçe maçında fenerbahçe nin en iyi oynayan futbolcusu olarak göze çarpmıştır
    alex in golünde verdiği pasla,beşiktaşla oynanan süper kupa maçında kezman a vermiş olduğu pasın tesadüfi olmadığını kanıtlamıştır adeta.
    (lenny leonard, 30.08.2007 00:32)
  13. anderlecht maçında gözleri kamaştırmış, daha önceki top kayıplarını, kazmalıklarını bir kalemde unuttur fenerbahçe'nin aile babası futbolcusu. şampiyonluğun kazanıldığı 2-2 biten trabzonspor maçında da benzer figürler içerisindeydi. şampiyonlar liginde umarım daha çok iş yapar.
    (milan rapajc, 30.08.2007 10:57)
  14. birilerinin çıkıp "kardeşim tek pas oynayacaksan önce atacağın yere bir bak dar alana pas atma" demesi ve ardından şunu eklemesi "kardeşim biraz sen dinlen takımdan ayrı düz koşu yap sezon sonuna kadar yat" gereken kişi.


    zico'nun en büyük sevgilisi olsa gerek çünkü orta saha'nın içine eden futbolcu.
    (guenhwyvar, 10.10.2007 19:20)
  15. tek suçu lincoln'lerin, ricardinho'ların, ortega'ların daha ayağına top değmeden kutsanıp ilahlaştırıldığı bir ülkede futbolcu olmak olan futbol hamalı, eğer böyle bir şey varsa emekçi orta saha oyuncusu.

    fenerbahçe'nin başarılı ya da başarısız olduğu tüm maçlardan sonraki yorumlara bakınız. "kezman çok kaçırdı", "alex sahada gezdi", "volkan yine volkan", "edu'dan büyük hata" vesairedir çoğu zaman. bu da ne kadar çok lüzumsuz ağza sahip olduğumuzun en güzel kanıtı.

    fenerbahçe'nin iyi ya da kötü oynaması diye bir şey yok son altı aydır. mehmet aurelio ve deniz barış'ın iyi oynaması var sadece. takımın kollektif başarısı da, orta saha kontrolü de, pas yüzdesi de, topu ayağında tutma oranı da, orta sayısı da, kaleyi bulan şut miktarı da, doğrudan veya dolayısıyla bu ikilinin performansının sonucudur; tıpkı barcelona'da xavi ne andres iniesta'nın, manchester united'da michael carrick ve paul scholes'un, internazionale'de patrick vieira ve esteban cambiasso'nun, as roma'da daniele de rossi ve simone perrotta'nın oyunlarının takımın aldığı neticelerde başlıca pay sahibi olması gibi.

    fakat bizde bunu görmek zor tabii ki. beyin yerine çeneler çalışıyor çünkü. takımda en zor görevin bu iki cengaverin sırtında olduğu; aurelio kadar kıvrak bileklere, çevik bir yapıya ve forvet geçmişine sahip olmayan deniz barış'ınsa her daim "bütün dertler beni bekler yatağımın başucunda" edasıyla, sınırlı tekniği ve süratine rağmen muazzam bir çaba sarfederek hem savunma hem de hücumda müthiş yararlı görevleri layığıyla üstlendiği, yüzde seksen isabetli pas oranıyla oynadığı, bir maçta ortalama on kilometre koştuğu, bugüne kadar beyaz türk fenerlilerince yüzlerce kez ıslıklanmasına rağmen, her maça bir profesyonellik abidesi olarak saf ve duru bir konsantrasyonla çıktığı görülmüyor "rico paşa", "maestro lincoln", "yattara ne topçu hacı"dan gayrı cümlesi olmayan sokak ve gazete otoritelerimizce.

    deniz barış beni yüzlerce kez "ulan deniz" diye bağırttırmıştır hatalı bir geri pasıyla. ama mantığımın anlık ilkel insan fanatizmini dize getirdiği her an, gözümün önüne idmanlarda iki çocuğuyla oynarkenki görüntüsü, yorgunluktan kesildiği ve kramptan kaskatı olmuş dizleriyle yerden kalkamadığı seksen beşinci dakikalar, bir an bile rakibine insanlık dışı müdahale yapmayan, hakemle -çoğu mevkidaşının aksine- asla oynamayan, çirkeflikten zerre kadar nasibini almamış karakteri gelmiştir. ve sövmüşümdür kendime her seferinde.

    deniz barış bu ligin en saygıdeğer adamıdır. emek kavramı bu ülkede ne zaman anlaşıldı, hangi ortamda değerlendi ki, en sığ ve yoz ortamda bekliyoruz bunun karşılığını? deniz ve deniz gibilerin kaderi bu; görevini yaptığı için asla takdir edilmez, ve her an topun ağzında, kelle koltukta, kulak kirişte yaşamanın dayanılmaz gerginliğini o gerim gerim gerilen kaslarında hissederler.

    eyvallah deniz. emeğine sağlık.
    (garion, 15.11.2007 22:40)
  16. belki haksız eleştirilere mağruz kalmış bir futbolcudur doğrudur ama bazı yönlerden eleştirmek lazım. olay şöyledir;

    antremanda luis aragones denizle beraber 600m koşar ve deniz'i geçer daha sonra da fırçayı basar. "sen 30 yaşındasın ben 70. daha 70 yaşındaki adamı geçemiyorsan futbolcu değilsin peki o zaman nesin" der ve antremandan kovar. haksızmıdır ? değildir.

    timmy'nin uyarısı üzerine gelen edit: deniz ilk 500 metreyi kendisi koşmuştur son 100 metreyi aragonesle koşmuştur.
    (knuckle, 16.08.2008 19:10 ~ 19:29)
  17. türk futbolundaki en efendi ve profesyönel futbolculardan biridir. sıklıkla yaptığı geri paslar yüzünden eleştirilir ama o geri paslar sayesinde topun sürekli fenerbahçe'de kalmasını sağlar. basit oynar, bu yüzden beğenilmez, ama o beğenmeyenler başka futbol muhabbetlerinde ''basit oynayacaksın arkadaş'' diye ahkam keserler. tuncay'ın, alex'in, kaptırdığı topların 10'da biri kadar bile top kaybı yapmamıştır. ama ilk top kaybında büyük tepkiyi çeker. sakatlıktan çıkmış bir deniz barış, aurelioile birlikte hem fenerbahçe'nin hem de milli takımın belkemiğini oluşturur, hüseyin çimşir , ayhan akman gibi ne olduğu belirsiz oyunculara olan ihtiyacı sıfırlar.
    (lamentable belaborment, 23.08.2008 11:33)
  18. iyi hoş adamdır da yeri doldurulamayacak belkemiği bir adam değildir.deniz'in yokluğunda fenerbahçe şampiyonlar liginde çeyrek final oynamış, milli takım ise avrupa şampiyonasında yarı finale çıkmıştır.ayrıca bu adamı alex ile tuncay kadar pas hatası yapmıyor diye yüceltmek maldonadoya haksızlık olur.
    (halı altına süprülmüş pislik, 23.08.2008 22:20)
  19. çıplak gözle izlenirse kendisi değeri daha bir iyi anlaşılır..evet çok eleştirilir..taraftar meyillidir yuhlamaya fakat hiç durmadan yaptığı presler kaptığı toplarla iyi bir ön liberodur..taraftar tarafından yuhlanmıştır bir süre sonra karısı vefat etmiştir..yani psikolojik olarak inanılmaz zor durumdayken bile gayet verimli oynamıştır..marcos sennaya teklif edilen paraları falan duyunca hakkının yenildiğini hissediyor insan..
    (robadan, 23.08.2008 22:27)
  20. tatilimizde tanıdığımız,annemin üzerine "devrimlerden esinlenerek koymuşlar" yorumunu yaptığı ikiz kardeş.
    (araftaki, 23.08.2008 22:28)
  21. fenerbahçe nin son oynadığı 4 maçtaki orta sahalarında sakatlığı olmaması halinde banko oynayabilecek kapasitesi olan oyuncu.
    (kubuluk, 20.09.2008 12:15)
  22. kulaktan kulağa yayılan söylentilere göre aragones'e yanlış bir cevap vermesi sonucu kadroda yer bulamayan futbolcudur. aragones ile arasında geçen dialog şöyledir;

    aragones - sakatlığın ne durumda?
    deniz - ben doktor muyum? doktora sorun.
    (timmy, 20.09.2008 15:29)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil