tam da mozart dinliyordum ucu açık kalmış cakın cızırtısındaki donsuz bir tahtın son boncuğunda.ama doğa ana dedi ki:
"sen bu fellis tigris skindeki am bitini
ne zamandır bir televizyon tamircisine göstermedin a husn-i gümran!
gel de beraber ampül suyu içmeye gidelim viyanaya
kulakların mentollü sakız açtığı bir zam-an"
hemen bırakıp mozartı,dayamışım kulağımı sol el kuralının dangoz çağındaki vita kutusu tınılı osuruğuna.ve keşfettim o an hayatın vidanjörüne monteli bu sızdırmaz contanın yedinci rhye'hına mensup anlamsız klimasını.
şu tip giri deneysel giriye örnektir.
(bkz: @679806)
kendisi sözlüğün saati ileri gidince giri zamanına ne yazılacağını görmek için yazılmıştır. deneysel bir çalışmaydı yani. emeği geçen herkese teşekkürler.
elinde pempe abajuru ile sokakta yürümekte olan papazın sol kulağında sallanmakta olan bir yabancının elini tutan kadınla birlikte karşıdan karşıya geçmeye çalışırken önlerinden geçen kırmızı kamyonetin içindeki yaşlı adamın bulanıklaşmış hafızasındaki doğru olup olmadığı belirsiz olan bir anının gölgesinde duyulan içkarartıcı vicdan azabı dolasıyla canı yanmakta olan en küçük kızının elinden bir şey gelmediği için hayatının bütün olasılıklarını düşünerek başka bir paralel evrene geçmek için duyduğu karşı konulmaz arzunun yarattığı onarılmaz tahribattan en az zararla kurtulmaya çalışmasıdır. belki.