adalet ve kalkınma partisi'nin bu dağılmadan memnun olacağını düşünen varsa yanılıyor.. zira tam anlamıyla bir dağılmadan bahsetmek henüz mümkün değil, olağanüstü bir kongre ile partilerin tutumu yeniden değişebilir de; yalnız dağılmanın gerçekleşmesi varsayımını baz alarak irdelemek şu merhalede makul olandır gözümde..
kasım 2002 seçimini hatırlayacaksınız,
yeni oluşum diye tabir edilen bir siyasi hareketlenme ile karşılaşmış,
yeni türkiye partisi ismini alıncaya dek ismail cem, kemal derviş ve hüsamettin özkan triosunun önderliğinde gerçekleşen bu birlikteliğin barajı aşacağı, sol için umut olacağı konuşulmaktaydı.. teker teker müttefiklikten uzaklaşan bu siyasetçiler halka verdikleri umudu boşa çıkarmalarını %1 gibi bir oy alarak ödediler ve kendisini kurtaramayanları tümüyle siyaset dışı kalmışlardı..
aynı seçimin ertesine gerçekleştirilen anketler dikkate alındığında adalet ve kalkınma partisi'nin topladığı oyların %20 gibi bir kesiminin bir evvelki [nisan 99] seçiminde
demokratik sol parti için oy kullanmış seçmenler kaynaklı olduğu, yani;
yeni türkiye partisi'ne gidecek olan %6 civarında bir oyun
adalet ve kalkınma partisi'ne meyli söz konusu idi..
dönelim temmuz 2007 evveli gelişmelere.. evvela konuya ilişkin muhtelif kereler yorumlarım olmuştu;
(bkz:
mehmet ağar/!hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim)
(bkz:
erkan mumcu/!hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim)
(bkz:
birleşin/!hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim)
özet geçmek gerekirse daha evvelki beyanlarımda "demokrasinin başlıca koşulunun ülkede zilyon tane siyasi parti mevcudiyeti olmadığı, erkan mumcu'nun
birleşme'ye bakış açısının zararlı olduğu ve
mehmet ağar'ın kemikleşmiş oyunun yanına evvela
milliyetçi hareket partisi'ni işaret eden sağ oylarına talip olacağını, bununla beraber 22 temmuz sonrası kendisini başbakan yardımcılığına hazırladığını" ifade etmişim..
komplo teorisine de "5 sene daha, mhp'yi meclis dışında, chp'yi meclis içinde pasifize etmek isteyen adalet ve kalkınma partisi stratejisi"'nin varlığı iddiamı kaynak göstermişim..
peki şu durumun, yani birleşmenin yalpalamasının neticesi ne olabilir? şahsen kendim bile ilk seçimde demokrat parti'ye oy verebilirim görüşünde olduğum ve pek çok aynı bakış açısında seçmenle muhattap olduğum için mhp'ye alternatif sunamayan bir demokrat parti, hele ki de halkı bu derece kandırmışken baraja ilişkin ciddi bir darbe alacak, sadece doğruyol partisi adı altında seçime girildiğinde alınacak oydan dahi daha az alacak, kaybedilen oylar da barajın hemen üzerinde bir oy miktarı olan milliyetçi hareket partisi'ni "akp'ye tek alternatif sağ" statüsüyle uçuracaktır..
sayın recep tayyip erdoğan bu oluşumun çatırdamasını istemez gibi geliyor bana.. daha ziyade son güne kadar sürüncemede devam etsin beklentisindedir kanımca.. bu nedenle rasyonel bir ak partili gelişmelerden ziyadesiyle rahatsız olmalıdır..
[ki rasyonel olmadığım kadar ak partili de değilim kuzum]