belki ilginizi çeker
  1. · demokrasi
gündem
  1. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  2. · colin kazım richards
  3. · sözlük yazarlarının itirafları
  4. · giyotine yolladılar gitmedim
  5. · yetenek sizsiniz türkiye
  6. · boylumlama
  7. · günün tek şarkılık özeti
  8. · yemek buldum mu yiyorum dayak buldum mu kaçıyorum
  9. · hep beni bulur

demokrasinin dincilerin işine gelmesi  

  1. iyi o halde oldu olacak, diktatörlüğe geçelim, başına da laikliği güvenceye alacak birini atayalım. ne gerek var canım. zaten halkın yüzde almışı aptal ve göbeğini kaşıyor, bacakları kıllı, bakımsız, cahil/cühela. halk düşünemediği için ve dincilerin işine geldiği için demokrasi denilen safsatayı askıya alalım, yaşasın tek parti günleri deyip geri dönelim. zaten eskiden il başkanları vali olarak atanmıyor muydu? geri dönüş irtica olacak bu ama olsun, sonuçda her şey güvende olacak. küçük olsun benim olsun. böylece iktidarımızı da kaybetmeyiz. bu demokrasi sadece dincilerin işine geliyor koskoca ülkede canım.
    (endip, 30.07.2007 18:26 ~ 18:31)
  2. demokrasiden eşitlikten özgürlükten uzak bi dini harç kabul eden zihniyetin beton kafasıyla yapabildiklerinin en tehlikelisi
    (pek bi güzeldir benim nickim, 30.07.2007 18:46)
  3. demokrasinin yapısını kavrayamamış zihinlerin komik çığlığı.

    şaşkınlık verici bir durum değil aslında. tarihin tekerrürden ibaret olduğunun tekrar gözler önüne serilmesi bu. demokratik düzende güçlü ve tutarlı olmak esastır. iktidar mücadelesi ekseninde düşünüldüğünde rekabet kaçınılmazdır. halkın isteklerine makul ve tutarlı bir şekilde cevap veren zümre iktidarı eline alır. zaman zaman yan fraksiyonların güçlerini kullanmasıyla meşruti monarşi peydah olabilse de gerçek budur.

    "dincilerin işine gelmesi" söyleminden çıkarılan sonuç basit. akp'nin demokratik sistemin getirisi olan genel seçimlerde tek başına iktidar olmasına yetecek şekilde halkın desteğini alması vurgulanmak isteniyor. yani ihtilalle başa geldikleri takdirde eleştirilecek olan iktidar partisi ve onu destekleyenler, şimdi de demokratik mücadeleyi kazandıkları için eleştirilmekte. "dinci" sıfatını - ki kanımca yakışıksız ve atfedilen zümre tarafından taşınması kabul görmeyen bir sıfattır - ısrarla kullanan bu arkadaşlarımızın tutup demokrasi üzerinden eleştiri getirmeleri de ilginç. böylelikle türkan saylanlar'ın yeni bir ezbercilik akımını türkiye'ye yerleştirme çabalarının sonuç verdiğini gözlemleyebiliyoruz. kendilerini atatürkçü olarak tanıtan belli bir kitle en başta atatürk'ün halkına duyduğu güven ve demokrasiye olan inancını elinin tersiyle itiyor. aynı kitlenin atatürk ilkelerinin anayasal düzlemde yeri olması-olmaması tartışmasında da diğer söylemleriyle tutarsız bir şekilde yaygara koparmaları da gözden kaçacak gibi değil.

    din konusunda gelince konu iyice çetrefilleşiyor. ezberciler öyle bir hale gelmiş ki; artık rahatlıkla inancı olan kimselerin "sen nasıl benim dinime laf edersin" demelerini eleştirebiliyor. yani inananların dinine küfretme haklarının saklı olmasını istiyor. bir dönem komünistler, aleviler için bu geçerliydi. "kemalistim" diyen nice aydın o zamanlar bu zihniyetin karşısında durmuşlardı. atatürk o zamanlar unutulmamış, ezberciler daha çalışmalarına başlamamışlardı. sekülerizmin bu topraklarda yerinin olmadığını her fırsatta vurgulayan atatürk'ün sözlerini cımbızla çekme modası daha başlamamıştı.

    demokrasinin dincilerin işine gelmekte olduğunu kabul edelim. zaten demokrasinin özünde de bu var. belli görüşteki kişileri demokratik düzenin dışına taşımaya yeltenmek başlı başına demokrasiye aykırı bir eylem. "despotizmi savunuyoruz" deyin, alttan alta değil, açıkça "ordu göreve" deyin; bu tartışma bitsin. o zaman konuşacak bir şey olmadığını anlarız. tepkiniz aleni olsun. duruşsuzluğun sizi sürekli saldırmaya programladığını görün artık.

    bir şunu sorun kendinize: demokrat olmamak, demokratik bir hak mıdır?
    (evrimdışı, 30.07.2007 18:49)
  4. 28 şubat tan beri her kıçı sıkıştığında saygıdeğer dincilerimizin orduya ve ona güvenenlere bok atması ve anti-demokratik olmakla suçlaması sefilliğinin bir yansıması. hayır ne zaman demokrasiye inandınız, benimsediniz. liderleriniz ağızları köpürerek saldırıyordu bu kavrama. ne oldu? anladılar şimdi demokrasinin nimetlerinden faydalanmayı ve onun en zayıf tarafını, yani her türlü farklı fikri, görüşü koruyacağını ama kendi kendini koruyamayacağı gerçeğini. bu ülkenin demokrasisini olanca riyakarlığıyla kullanan dincilerin yaptıkları yüzüne vurulunca utanmadan bir de cevap verirler böyle. neymiş despotizmmiş; sudan da kadınları cinsel ilişkiden zevk almasın diye sünnet eden, iran da insanları taşlayarak öldüren, suudi arabistan da kafa kesenler dinci değil mi? kim despotizmi savunuyor, konuşmadan önce düşünmek lazım.
    (aquila, 30.07.2007 19:11)
  5. "hepimiz sonunda ölmeyecek miyiz, nedir bu öfke, kin, hasetlik, şu fani dünyadaki sayılı günlerimizde insanca yaşamak varken neden birbirimizi üzüyoruz" diye düşünerek sorguladığım iddia. ben şahsen güzel beynimi ruhumu bu tür şeylere harcayamam. minicik ellerimle life savers şekerlerimden hafif ısırıklar alırken hayretle izliyorum bu arbedeyi. aman tanrım nasıl geldik biz bu hale? nerede koptu iplerimiz?

    ne oldu elvan gazozu kokan tenimize, bizler, masallarımız, bana çocukluk hayellerimi hatırlatanlar, "baltalar elimizde uzun ip belimizde biz gideriz ormana hey ormana" şarkısıyla dingin bi huzurla yürüyen yoldaşlarım, şimdi o baltalarla eli kanlı devrimler peşinde koşuyor, peki ya pamuk prensesler, onlar da masalları bırakıp prensin uyandırdığı o büyülü-gizemli ağızdan "taşak-oğlan-sürtük-şehriye-manifatura-göt" gibi hiç de yakışmayan sözcükler çıkartıyor. ah zihnimde böyle bi kareyi canlandırmak bile fazlasıyla üzüyor beni. dahası beceremiyorum, olmuyor, tükürük saçarak avaz avaz yırtınan bi prenses görüntüsü bi türlü girmiyor kadraja.

    ah babaannesine çörek getirdiği sepetin içindeki elmalarda kara fatmaların gezdiğini sanan yeşil başlıklı bi kız olur mu yahu, yok yok asla. hayır hayır, ne çocukluk şarkılarımın tek dostu asil-neşeli oduncu arkadaşım ne de uyuyan güzel-pamuk prenses karışımı düş perisi, bunlar siz olamazsınız. lütfen kendinize gelin. hayallerimi çalmayın benden. buna izin veremem.
    (kayser sozer, 30.07.2007 20:28 ~ 21:16)
  6. bürokrasinin ellerinden gittiğini gören azınlığın feryadı. e canım kardeşim yıllar önce de aptal bürokrasi senin işine geliyordu, memur kafanızla ülkeyi yönettiniz devletin tüm kadrolarına yerleştiniz. şimdi cahil halk sizi al aşağı edince mi bu feryat? akpden hayatım boyunca haz etmeyeceğim ama halkı dinci diye yaftaladıkça ,demokrasiyi işinize geldiği gibi anladıkça daha çok akp iktidarı görür bu ülke. akpyi bu kafanız yarattı unutmayın.
    (promemati, 30.07.2007 20:41)
  7. aslı aşağıdaki gibidir, zaten hemen hemen aynı anlamdadır.

    (bkz: demokrasinin çoğunluğun işine gelmesi)
    (omega, 30.07.2007 21:51 ~ 24.08.2007 00:53)
  8. demokrasinin dincilerin işine gelmesi pek bağnaz ve tek taraflı bir ifade biçimi olsa da, genelleme için ideal bir zemin oluşturuyor. misal;
    kemalizm ilkelerinin anayasa'dan çıkarılmasını öneren hukuk profesörü vekiline bukkake yapılan akp, partideki ileri gelenleri ile vekilini savunma çalışmakta ve "ifade özgürlüğü" diyerek bu hukukçu profumuzun sözlerini meşru kılmaya çalışmaktadır.
    şimdi benjamin'e soralım
    benjamin ne düşünüyorsun?
    - yalarım öyle ifade özgürlüğünü
    evet. kendini hayvan motifi ile tiye alan karikatüristlere dava açan kişi, rte, bizzat his majesty değil miydi breh breh.
    (azureel, 30.07.2007 22:00)
  9. akp'ye oy veren %47'nin dinci olduğu çıkarımı sonrasında gelen bir hezeyandır. kanımca bu partiye oy verenler arasında seküler bir yaşamdan hazzetmeyen de vardır sekülerizmin ne olduğunu dahi bilmeyen veya mevcut düzen içinde rahatı yerinde olan ve seküler yaşamın tehdit altında olduğuna inanmayan da vardır. zaten ülkedeki seçmenlerin yarısının dinci / şeriatçı olduğuna inanıyorsak hiç durmayalım buralarda.

    bence eleştiri okları akp'ye oy verenlere değil hayatlarının yarısından çoğunu şeriatçı ve devrim karşıtı bir siyasî görüş içinde geçirmiş akp'nin lider kadrosuna yönelmelidir. demokrasiyi tramvay olarak gördüğünü söyleyenlere yani (bir akp sempatizanın bu lafa açıklama getirdiğini görsem dişimi kıracağım bu arada).

    böyle orta meydana çıkıp da altı boş iddialarda bulunmak ne yazık ki bir işe yaramıyor. zaten seçmenlerin yarısı bu laflara önem vermediğini gösterdi seçimlerde. yetmezmiş gibi bir de gereksiz laflar üstüne daha da gereksiz yorumlar yapma yeneteği olanların ağzına popülizm aromalı sakızlardan vermiş oluyorsunuz.
    (recai pengül, 30.07.2007 22:26 ~ 23:56)
  10. [selam, ben vandal mimar. agnostik/ateist, marksist/anarşist, sarımsak seven ve boş zamanlarında critical thinking yapan 1.73 boyunda bir insanım. burcum aslan.]

    gelelim demokrasi ve dine. her ikisi de belli bir hassasiyet taşıyan ve anlaşılması zor mefhumlar olduklarından bu hassasiyetleri teker teker ele alıp analiz etmek yerine "p ise q" mantığından yola çıkarak bahsi edilen kavramların içini boşaltmak sakız çiğnemek kadar basit bir iş haline dönüşüyor. fakat sakızı da çiğnemenin bir yolu yordamı var elbette. örneğin ağzınıza beş sakız birden alıp çiğnemeye kalkarsanız çok da hoş bir görüntü çıkmıyor ortaya. sonra bir de usturuplu çiğnemek, tükürüklere hakim olmak lazım ki olası bir gaflet anında sakız boğaza kaçmasın.

    özgürlüğün, demokrasi(laiklik etiketiyle pazarlanan cinsi) ve dinin buluşturulduğu nokta olarak görülüşünden başlamak gerek. demokrasinin gerçekte sınırsız özgürlük anahtarından ziyade; kişinin kendi haklarının kesin ve kât'i biçimde farkında olduğunu varsayan süpersonik bir sistem olduğu düşünülecek olursa din ve demokrasi arasında kurulmaya çalışılan antagonizmanın anti-özgürlükçü ve racist bir temele dayandığını görürüz. bir başka deyişle; demokrasi iddiası taşıyan birinin herhangi birine vereceği sıfat derecelendirmeleri arasında "ocu", "obuacı," bucu" ya da "dinci" kelimeleri yer almaz, almamalı. bu sebeple ki; demokrasinin dincilerin işine gelmesi hakkında geliştirilebilecek bilimsel bir tez 21. y.y. şartları altında dahi mümkün değildir. bunu yapabilmek için mesih iddiasına sahip olmak, saç boyamak ya da piercing takmak, "boş zamanlarımda metafizikle ilgileniyorum burçlar filan" demek gereklidir.

    iş bu durum aslında laik ve sekülerin neler olduklarını ve aralarındaki bağıntıyı/farkı açıklamakla kolayca düzlüğe çıkarılabilir. laisizm, dinin etkisini silmeyi hedefleyen devlet politikasına verilmiş, devlete ilişkin bir terim. seküler ise, latince çağdaş demek olan soeculum'dan geliyor (laisizmin kökü olan "ruhbandışılıkla" kurulan alakası biyolopolitik toplumlarda dahi çözümlenebilmiş değil) zamanında protestan ve anglosakson ülkelerde kullanılan bir terim; fakat buralarda bu terimleri sahiplenen kitleler feodalitenin ve kilisenin gücünü uzun bir süreçte kırmasını bilmiş. örneğin; ingiltere kralı viii. henry'nin kilise topraklarını gasp edip soylulara satması, yani bir nevi millileştirmesi olayı, benzer hadiselere sebebiyet veren fransız ihtilalinden neredeyse 2,5 asır öncesine dayanıyor. demem o; sekülerlik devlete değil topluma mâl olmuş bir sıfat haline gelmiş ve toplum sekülerleşince laisizmin gereksizliği fark edilmiş. laiklik ve sekülerliğin avrupa'daki ortak noktası şu ki; dinsel ortamları katolik ve protestan olmak üzere çeşitlilik arz ettiği için devletin karşısına monoblok bir din kurumu çıkamamış. bu sebeple ki buralarda toplumun sekülerleşmesi kolay olmuş. ama ve fakat; türkiye kilise emsali bir islami kurum tanınmamış olduğundan ve feodal yapı kemalizm'le tam olarak tasfiye edilemediğinden din hala türkiye'nin laisizm anlayışında korkutucu bir etmen olarak yerini koruyor. durum en basitiyle bu.

    ters açıdan bakarak sonuç elde etmek isteyecek olursak ise; dinin demokrasi için bir engel olup olmadığı tartışmaya açılmalıdır. bunu yapabilmek için de herhangi bir dine inanmanın bir hak olup olmadığı konusunda nöronlarımızı yormamız gerekmekte; fakat bunları üslubuyla tartışmak yerine "bu dinciler de her boka demokrasi diyorlar. kafalarına kuş sıçsa demokrasi diyecekler ben hiç anlamıyorum bunları" şeklinde ilenmek eleştirilen değerlerin göze sokulmaya çalışılan iğrençliğinden kat be kat rezil bir edim haline dönüşüyor. an geliyor insanın dinci denen şu insanları, formasyonu ortaokul tarih kitaplarından ibaret, savundukları şeyin evrensel değerinden bihaber demokrasi neferlerine tercih edesi geliyor.
    (vandal mimar, 30.07.2007 22:31 ~ 31.07.2007 12:15)
  11. aslında gerçek anlamda hiç bir zaman demokrasiyi savunmayan, sadece kendi hak ve özgürlükleri söz konusu olunca demokrasiden dem vuranların dillerine pelesenk ettikleri bir söz öbeği. yeri gelince kendi ülkesinin vatandaşlarını bile, sırf kendisi gibi düşünmediler diye dışlayıp onları dinci, gerici, ikinci cumhuriyetçi vs. ilan edebilen, esasında halktan ve halkın değerlerinden korkan ve savunduğu, çifte standartlara dayanan çarpık fikirlerin hiçbirisinin gerçek demokrasi anlayışında yer almadığını bilen ve bu yüzden korku üzerine inşa ettikleri komprador zihniyetleri ayyuka çıkınca hedef saptırma telaşına girenlerin bilmesi gerekir ki demokrasi halkın iradesini istediği şekilde tecelli ettirmesidir ve bu kavram hiç bir özel ve tüzel kişiliğin tekelinde değildir. yıllardır demokrasi talep etme haklarının olabileceği ihtimalini dahi göz önünde bulundurmadıkları kesimlerin, yönetilme tercihlerini alışılagelmişin dışında kullandıkları için demokrasi tartışması yapmanın anlamı yoktur.

    türk dil kurumuna göre demokrasi, halkın egemenliği temeline dayanan bir yönetim biçimidir. bu ülkede halkın iktidarını bir tehdit olarak görmekte olanlar, uzun bir zaman boyunca halkın oylarına ve halkın iradesine değil, güce ve atama sistemine itaat ettiler. özgürlük ve demokrasi, seçilmişlerin değil; asıl bu baskıcıların iktidarı için bir tehdittir. mesela demokrat partinin görevden uzaklaştırılmasının sebebi de bu bağlamda değerlendirilmelidir. gerçek saltanatı bırakmaya niyeti olmayanların, yıllardır tüm yetkilerini demokrasiyi daraltmaya, çeşitli rantlar elde etmeye ve kendileri gibi düşünmeyenleri öcü gibi lanse etmeye çalıştıkları bir su götürmez bir gerçektir. gündemdeki yerini koruyan en basit örneklerden birisi de din ve vicdan hürriyetinin, milletin en temel değerlerinden olmasına rağmen hep çeşitli bahanelerle engellenmekte olmasıdır. muhafazakar insanların taleplerini görmezlikten gelen bu demokrasi cengaverleri!, kendi hayat görüşleri ile ilgili her türlü hak ve hukuku elde edip bir şekilde garanti altına almış ve işlerine gelmeyen seslere kulaklarını tıkamayı bir marifet zannetmişlerdir. elde ettikleri haksız saltanatlarının ellerinden çıkabileceği ihtimalini hissettikleri andan itibaren demokrasi havarisi kesilmeleri ve başkalarını da demokrasiye uygun hareket etmiyor diye suçlamaları ise çok enteresandır. şimdilerde neredeyse irtica ve yobazlığa hizmet ettiğini iddia ettikleri demokrasi halkın çoğunluğunun hakimiyetini teşkil eden bir yönetim biçimidir ve hiç kimsenin demokrasinin temsil özelliğini eleştirmeye hakkı yoktur. tabi ki, çoğunluğun temsil gücünün yönetime yansıtılması ilkesine dayanan demokrasi, şu ana kadar dünyanın hiç bir yerinde bütünlüğün yani ortak paydada bulunan belirli bir halkın tamamının temsil gücünü parlamentoya yansıtamamıştır. mevcut seçim sistemlerinde halk iradesinin bir kısmının söz sahibi olmadığı muhakkaktır. bu azınlık irade ise ülkemizde farklı zamanlarda birbirinden çok farklı kesimlerin sahip olduğu bir irade olmuştur.

    'hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' temeline dayanan demokrasinin, eğer bu ülkede öteden beri var olan hakim güçlerin çarkının dönmesi için bir işleve sahip olması isteniyorsa, o halde birilerinin çıkıp cesurca halkın tüm seçimlerinin aslında birer formaliteden ibaret olduğu ve aslında halkın önceden yazılmış bir oyunda figüran rolü oynadığını dürüstçe dile getirmelidir. ama eminiz ki durum böyle değildir, ayrıca halkı temsil edenlerin tercihlerinden korkup halkın değerlerine saldırmak gerçek demokratlık değildir.

    öte yandan tüm demokrasilerin ortak paydası laiklik ilkesini içermekle birlikte, laiklik vatandaşların her türlü din ve vicdan hürriyetini güvence altına alır. halkın inançlarına ve yaşam tarzına müdahale etmek demokrasi tanımından uzak bir davranış biçimidir. madem egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, taraftarı oldukları grup ve partiler yönetim muvaffakiyetine sahip olamadılar diye yıllardır demokrasinin nimetlerinden ziyadesiyle faydalananların da artık gerçek demokrasiyi içlerine sindirmeleri ve ona inanmaları gerekmektedir. hangi fikirde olursa olsun, bu ülkede hiç kimsenin demokrasiyi, hedeflerine giden bir araç olarak görmeye hakları yoktur, çünkü demokrasi halkın ortak bir değeridir ve elbette herkese lazımdır.
    (dirk nowitzki, 30.07.2007 22:58)
  12. bu demokrasi denilen arkadaş kimsenin işine gitmez aslında doğru düzgün. serseridir biraz, sıkıya gelmez. gönlü zengin olduğu için çok para kazanmak gibi bir derdi hiç yoktur. kariyer hırsı falan da yoktur. sabahları geç kalkar, kahvaltısını güzel yapar, sağlıklı yaşamayı sever. bol bol okur, kafası hep birşeylerle meşguldür. varsa yoksa fikirlerdir onun için önemli olan. onları çarpıştırmaktan büyük zevki alır. patron ve yönetici takımıyla arası hiç iyi değildir. hayvanları sever ama koyun sürülerinden özellikle uzak durur. boş zamanlarında kafası basan adamlarla takılmayı tercih eder.
    (nikmikyok, 31.07.2007 00:05)
  13. (witchontheroof, 31.07.2007 02:01)
  14. insana en çok ta koyan budur. demokrasiyi kullanarak işlerine geleni yapıyor olmaları. demekki demokrasi iki ucu boklu değnekmiş. olayın bu yönü hiç aklıma gelmezdi demokrasiden bile tırsar olduk. artık dincilere demokrat diyeceğiz. bunun bir sonraki safhası da sosyal demokrat. başımıza taş yağacak. komünizt olmazlar umarım.
    (mastür, 31.07.2007 02:12)
  15. herkesin seyahat özgürlüğü vardır demokrasi treninde.

    ve tabi hemen herkesin limitleri, inecek durağı vardır!

    (bkz: takkeli demokrasi)
    (tazmanya canavarı, 31.07.2007 02:28)
  16. (ephedrine, 31.07.2007 04:28 ~ 04:28)
  17. (vasdeferans, 31.07.2007 04:49)
  18. sonuna kadar doğru bir önermedir. yarısından çoğu cahil olan ülke halkını yönetimine sahip kişiler için bulunmaz bir nimettir, demokrasi.
    (beyaz araba sola cek, 31.07.2007 09:35)
  19. doğru bir tespittir. bundan öte demokrasi kimin işine gelmez ki diye de sorulasıdır.
    (tuygun, 31.07.2007 09:57)
  20. demokrasi bazı insanların işine gelmiyor, evet. seçim yapmayalım çünkü halk cahil cümleleri üniversite gençliğinin ağzına sakız olmuş bakıyorum da..
    bir de güzel bir kelime bulmuşlar "cahil" ve "dinci". demokrasiden, haktan, hukuktan bahseden insanlara üstten bakmanın cevap veremeyişin sonucudur bu sıfatlar. yoksa insan neden yaftalarla, etiketlerle, hakaretlerle konuşsun. ikna etmek varken neden küfretsin?
    şunu da belirtmek de fayda var ülkemizde dinci yani dindar yaşamayana faşizanlık besleyen insanlar vardır. ama diğer faşistlerden ne kadar fazladır yada azdır bilemem.
    dinciler yada cahiller bir problemdir, ama inanın ki eğitimli, devrimci, militarist cahiller daha tehlikelidir.
    (yuziko, 31.07.2007 10:55)
  21. bir o kadar yanlış,bir o kadar da demokrasinin kötü bir şeymiş gibi algılanmasına sebep olabilecek bir cümle,yakınılan konuya yanlış noktadan bakmanın getirisi.

    demokrasi olsun ama dinciler içine dahil olmasın,demokrasi olsun ama feministler içine dahil olmasın,demokrasi olsun ama abazanlar içine dahil olmasın...zaten bu demokrasi olmadı,en iyisi demokrasi olmasına kadar gidebilecek genişlikte isteklere yol vermektir bu.

    güç,elinde bulunduran tarafından yanlış amaçlara ,sapmalara hizmet edebilirliği ile endişelere kaynaktır.gücü kim elinde bulundurursa bulundursun,potansiyel bir tehlikeyi de barındırır ki tüm mesele de budur.bu bir insanlık gerçeğidir;dünyanın en iyi insanın bile eline bir güç verin ,bu gücün etkisiyle ezmeye,dayatmaya... başlıyacaktır.peki bu gerçeğin önüne nasıl geçilecektir?gücü elinde bulunduranlar adına yasalarla sınırlandırmalar getirerek,tepkimizi asıl sorunun kaynağına yönelterek,sürekli kontrol altında tutarak,hesabını sorarak,ama asla saldırarak değil...
    (biyolojiksaat, 31.07.2007 13:10 ~ 13:11)
  22. üzerinde oyunlar oynanmasa birileri için sadece araç olmaktan çıksa,demokrasi herkesin işine gelir elbet.üzücü olan şimdi bu kelimeyi hiç ağzından düşürmeyenlerin demokrasiyle uzaktan yakından alakası olmayan bir yapıdan gelmesi ve saklandıkları kılıfın ardından sırıtıyor olmaları.yıllarca uğraştıkları, nasıl getirsek "kanlı mı olacak kansız mı "dedikleri ideallerine ulaşmalarına az kaldığı hissi sarmış olmalı dört yanlarını.abd de haritayı çizmiş al yarısı senin olsun ılımlı islam devleti olsun demiş,bunları görenler de paranoyak ilan edilmiş.ne kadar isterdim sadece paranoya olmasını,ne kadar isterdim yanılıyor olmayı...
    (hotaru, 02.08.2007 11:43 ~ 11:45)
  23. (endip, 02.08.2007 12:14)
  24. biz bunu dincilerin(şeriat yanlıları diyelim) işine geldikten sonra konuşuyoruz, iş işten geçmiş oluyor.
    zaten millet olarak ya olduktan sonra kıymet biliyoruz, ya öldükten sonra.
    (sadalet, 17.10.2007 02:56)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil