|
|
- "evet narsistim ilk girimi kendim yazıyorum ama canım sıkkın gelmeyin üstüme"
aceleciliğimden nefretediyorum. nefrete diyorum evet. sana değil.. (aslında yanlışlıkla space tuşuna bastım sandım, sonra geri dönüp düzeltecekken vazgeçtim birden. ikinci cümleyi ve üçüncüyü ekledim. sanırım fena da olmayacaktı, tabi ben bu parantezi açıp, içine kusup ortalığı batırmasaydım.) neyse ne diyordum.. aceleciyim diyordum. hayatımda kendim kadar sabırsız bir insan görmedim. öyle ki, bir haftada bir sürü film (evet vcd) alıp bilgisayarıma kopyalıyorum ilk cdyi iki üç günde, ikinciyi haftalar sonra bilmemkaç seansta izleyebiliyorum ve kopukluk olmuyor hafızamda. bu hafızamın kuvvetli olmasından değil, ezber gücümün kuvvetli olmasından ileri geliyor.(ne dedi şimdi bu?)(tanrım, şu parantez doldurma merakımı hafiflet! amin.) o kadar aceleciyim ki, hiç unutmam lisedeyken arkadaşlarla boş bi saatte dışarı çıkıp oje almıştık, gri oje çok modaydı o ara. hemen boş bi sınıfa girip deneyecektik tırnaklarımıza nasıl duruyor, görecektik. ben dayanamayıp, tam okulun önüne kadar gelmişken açıp sağ elimin baş parmağıma(solak bi insanım çünkü) sürmüştüm o gri sedefli ojeyi. (ıyy hiç sevmem şimdi o rengi..) arkadaşlardan biri sıkı bir “yuh” çekmişti bana, ne sabırsızsın diye. peşinden eklemişti:
“ananın karnında nasıl durdun sen?”
“eheh. orda da duramadım merak etme, prematüreyim ben.”
sırf bu kadar aceleci olduğum için aşık da olamıyorum. bir insanı tanıma fırsatlarını tepiyorum bilerek. bir insanın beni tanımasına ise hiç izin vermiyorum, uğraşmak istemiyorum. çok yorucu bi iş bu. ve ben terlememeliyim artık. azıcık dinlenmeliyim. kimseye kendimi anlatamam. biri bi sihir yapsa da başka biri gözlerime bakınca okusa beni.(bu birinci birinin tanrı olmasını şiddetle umuyorum) ben de onu okusam. öyle aşık olsak. ya da "gerçi burda aşık olunmuşu var" tarzından bi güzellik yapsa tanrı bize? olmaz mı? o'nu verse geri bana?hoş aldığı da yok ama, böyle ne senle ne sensiz durumları çok sıktı be atam. şey pardon, tanrım.. off.. delirdim mi ne.. delirdim ben mine.. mine kim? hiç mine diye bi arkadaşım olmadı benim. hiç mi ne? neyse boşver…
niye bunları kişisel bir blogum varken buraya yazıyorum bilmiyoum. içimden gelmiş olsa gerek. içimden bi sürü şey geliyo zaten. ne iç varmış bende yaz yaz bitiremedim. hatta parantezleri bile bıktırdı içim. buraya yazdım belki silerim diye. zaten buraya yazan bi iki kişi daha vardı onlar da buraya yazmanın manasızlığını anlamış olsalar gerek ki, bir süre sonra silmeye karar vermişler. belki silerim ben de bu yüzden.
“ hiç kesin kararım olmadı benim ağbi..”
ha bi de, sanki 7/24 müzik dinliyormuşuz gibi, yaptığımız her şeye bi soundtrack gerekliliği varmış gibi (olsa süper olur aslında) biterken bilmemkim çalıyordu geyiğini ilk ve son kez ben de deneyeyim.. çok merak edeni vardır şimdi bunun, infinite loopda nine inch nails-hurt var…
- "hepi börtdeeey tuuu miiiiii..."
- kendi girisini kendi giren, kendi doğum gününü kendi kutlayan, kendi çalıp kendi oynayan nesildaş yazardır. hoşgeldin komitesine hoş olmayan şeyler söyleyebilir,söylesin, hakkıdır. bana da hoşgeldin demediler, benim yerime onları kırabilir,üzebilir,derin düşüncelere gark ettirebilir.
|