deliveren   

adana çık aradan

  1. sezen aksunun 2000 yılında piyasaya çıkardığı 16. albümü.

    deliveren
    şiir: salih ecer
    müzik:sezen aksu

    oh oh
    söz-müzik: sezen aksu

    kahpe kader
    söz-müzik: sezen aksu

    keskin bıçak
    söz-müzik: sezen aksu

    rumeli havası
    söz: sezen aksu
    müzik: cihan sezer

    gidiyorum bu şehirden
    söz-müzik: sezen aksu

    okudum da
    söz: aysel gürel
    müzik: arto tunçboyacı

    yine mi çiçek(the ınvisible man)
    söz: meral okay
    müzik: ara dinkjian


    hoş geldin(the long goodbye)
    söz: sezen aksu
    müzik: ara dinkjian

    sarı odalar
    söz-müzik: sezen aksu

    yalancı dünya
    söz-müzik: sezen aksu

    hayat sana teşekkür ederim
    söz-müzik: sezen aksu

    albümle aynı ismi taşıyan şiir;

    deliveren,
    söz ağızdan çıktı bir kere
    şeytan da senden yana,
    melek de..
    (sezenehir, 08.07.2007 05:42)


  2. sezen'in bir cesaret yüzündeki makyajı sildiği albüm. kartonette yazdığı yazıda şöyle diyor:

    "dinleyiciyle ilişkiyi oldum olası biraz baba-kız ilişkisine benzetmişimdir. ne kadarının korku, ne kadarının sevgi olduğunu uzun süre kestiremezsiniz, babanızın gözüne girmek için onun istediği gibi olmakla, içinizin size söylediği arasında gidip gelirken.
    bir yandan onayını istersiniz, bir yandan doğası gereği daha hızlı yürümek. korku aradan kalkıncaya dek gelip gidip yolunuzu keser.
    halledilmesi hiç de söylendiği kadar kolay değildir.
    salih ecer'in deliveren'i elime geçtiğinde üçüncü şahısların gözündeki önemden bütünüyle feragat edebilmek kadar özgürlüğün asla mümkün olmadığını iyice hissettim.
    37 derece sıcaklıktan birdenbire dünyaya fırlatılıveren bir çaresiz fani olarak kendi işbirlikçiliğimi de esefle kabul ettim. tamamen teslim olmayı büyük ihtimalle yediremediğimden ya da kalbime ihanet saydığımdan bir cesaret makyajı sildim. deriyi kaldırabilir miyim onu ben de bilemiyorum.
    bu durumda hayatı bir ikinci halden geçirebilme şansı verip katlanılabilir kılan yeteneklerim için tanrı'ya şükranlarımı sunarım."
    sezen aksu

    sezen cidden bu albümden sonra derin bir "görüntüsüzlüğe" gömüldü. zira aynı albümde şarkıda da söylüyordu, "imajımı yaktım" diye. artık gerisi önemsizdi, kendisi de satmıştı dünyayı, ödeşmişti işte. "ben bu dünyayı anlayamadım..." dese bile, "kahpe kadere" sövüp soruyordu sevgiliye, "yar kaldın mı öldün mü" diye.
    eski naif aşklara hitap ederken, "demiştiniz ne füsunkar durdu..." diyerek, bir yandan da günümüz dünyasını eleştiriyordu korkmadan, "dibe vuruyor her şey ta dibe..." diye haykırarak.
    "körfeze bırakın beni", yalvarıyordu adeta harula'yla beraber... hayatı çözü bitirmişti sanki, "gördüm papazını faydasız köyün..." diyordu, büyük bir imayla, çok da güzel anlatarak aysel'in kaleminden, "namussuz imanlıyı okudum da..."
    sesini katıyordu bir adamın sesine, beraber söylüyordu bir kez de, "yine mi güzeliz, yine mi çiçek..." sevgiliyi beraberce karşılıyorduk, "seyirlik değil, ömürlük olsun..." lakin yine beraber uğurlayacaktık aynı sevgiliyi yıllar sonra, "bekleme boşuna, ben bir daha o altın kafese geri dönmem..." diyerek.
    eski sevgiliye deliveren'de seslenmeyi ihmal etmemek lazımdı, meydan okuyarak bu kez, "hadi ol eskisi gibi olabilirsen...", savaşarak, dövüşerek... nihayet yeniden, "imajımı yaktım..." diyip, hayata selamımızı çakıyorduk, "unutulmayı da göze aldım evet, hayat sana teşekkür ederim..."

    böyle bir dönemdi sezen'in deliveren'le girdiği dönem. kendisi de şöyle anlatmıştı en son:
    gücün bütün yollarından geçtim
    kalabalıkta bir yüz olmayı seçtim
    anladım ki benim için yaşamak budur
    bir işe yaradığını bilmek
    fotoğrafta görünmemek.
    (bimekan, 02.06.2008 21:46)