bir gün berberde saç kestiriyor idim. ki bu doğal. sonra ilk defa saçımı kesen ve hayatıma o anda giren yarı-psişik berber sercan abiyle tanıştım. birşeylerden bahsediyordu. aynadan takip ediyordum kendisini. saçları beyaz ve havaya dikilmiş olsa çılgın fizikçi olduğuna bahse girerdim. hayatıma bu "delilikle dahilik arasındaki ince çizgi" deyimini sokuşturanda odur.
oktay sinanoğlu için kullanmıştı yamulmuyorsam bu söz öbeğini. ki ben o sıralar bu şahsı pek tanımamakta idim. ne yalan söyleyeyim gündeme her daim uzak kalabilen biri olarak pek fazla bilgim yok hala kendisi hakkında. sonra sercan abi saç kesimini bitirdi. eve gittim. yağmur başladı. dışarı koştum. ben çıkınca yağmurda coştu. benim olduğum yerlere daha bir sert, efendime söyleyeyim daha bir iri taneli yağmaya başladı. berbere gittim. gittik sercan abiyle beraber puding aldık muzlu. sütle karıştırıp yerken asker kaçağı olduğunu öğrendim kendisinin. anlattıda anlattı. sonra bir gün askere gitti. bir daha da görmedim kendisini.