1. denizlerin idamının 40. yılında 6 mayıs günü ilk gösterimi yapılacak olan, can dündarin hazırladığı belgesel.
    şiirler de tuncel kurtizden dinlenecek.

    öte yandan bir nazım hikmet şiirinin de adıdır.

    "delikanlım!
    senin kafanın içi
    yıldızlı karanlıklar kadar
    güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
    yıldızlar ve senin kafan
    kainatın en mükemmel şeyidir
    delikanlım!
    sen ki ya bir köşe başında
    kan sızarak kaşından gebereceksin,
    ya da bir darağacında can vereceksin.
    iyi bak yıldızlara, onları göremezsin belki bir daha..."
  2. nazım hikmet'in benerci kendini niçin öldürdü şiirinde birinci bap ikinci kısımda geçen şiiri.

    ...


    — delikanlım!.
    iyi bak yıldızlara,
    onları belki bir daha göremezsin.
    belki bir daha
    yıldızların ışığında
    kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..

    delikanlım!.
    senin kafanın içi
    yıldızlı karanlıklar
    kadar
    güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
    yıldızlar ve senin kafan
    kâinatın en mükemmel şeyidir.

    delikanlım!.
    sen ki, ya bir köşe başında
    kan sızarak kaşından
    gebereceksin,
    ya da bir darağacında can vereceksin.
    iyi bak yıldızlara
    onları göremezsin belki bir daha...

    delikanlım!.
    belki beni anladın,
    belki anlamadın.
    kesiyorum sözümü.
    ...
  3. muhtemelen özünde sistemle barışık bir deniz gezmiş figürüyle denizlerin ve 68 kuşağının içinin boşaltılmaya, sempatikleştirir gibi yapıp softlaştırmaya çalışıldığı can dündar belgeselidir.
  4. delikanlı
    lar
    yıldız kadar,
    yıldızlar onlara bakarak çoktular
    yıldızlar
    her gece
    delikanlıydılar,
    parlak surette değil
    denizde yakamoz kadar
    çoktular,
    sıkılmış yumruk
    gülerken bile çocuk
    çok çocuk
    çok
    görülesi,
    giderken
    çınarın yaprağı tazedir
    çocuktur
    yıldızlar,
    delikanlım.
  5. nazım hikmet büyük üstad! nerde, ne zaman, hangi konuda size yarenlik edeceğini bilemezsiniz, sevdiğiniz eğer yoksa yanınızda. hiç umulmadık bir anda bir dizesi düşer aklınıza, gözleriniz dolar, boğazınız düğümlenir, ''hay allah nerden çıktı şimdi bu ofis ortasında'' diye geçirirsiniz zihninizden... bu yüzden büyük, çok büyük üstaddır o!

    bir memleket meselesi içindeyken o'nun şiirlerine sarılmş bulursunuz kendinizi, bir hasretlik içindeyken yine o'nun dizeleri dindirir bu özlemi, umutsuzluğa kapılmış savrulurken ordan oraya o'nun şiirleri aşı olur yüreğinize, kim olduğunuzu sorgularken şiirlerinin kahramanlarından biri siz oluverirsiniz; kızıl saçlısı, minik ayacıklısı, beyaz geniş alınlısı ve belki delikanlısı!

    deniz, o kendini bulmuştu bu şiirde, bu satırlarda, ''işte bu benim demişti'' belki de... demek hissetmişti ölümün nasıl geleceğini kendine... gelsindi haklı olduğu davasında ölüm nereden nasıl gelirse gelsindi.

    delikanlım!
    sen ki, ya bir köşe başında
    kan sızarak kaşından
    gebereceksin,
    ya da bir darağacında can vereceksin.
    iyi bak yıldızlara
    onları göremezsin belki bir daha...