yönetmen:(bkz:
jean-pierre jeunet), (bkz:
marc caro)
müzik: carlos d'alessio.oyuncular: pascal benezech (kaçmaya çalışan) , dominique pinon (louison) , marie-laure dougnac (julie clapet) , jean-claude dreyfus (clapet) , karin viard (matmazel plusse)
sinirlerine hakim olamayanlar izlemesin.özellikle ufak seslerden huylanan insanlar kesinlikle izlememeli...
gerçekten enfes bir
jeunet ve
caro filmi. yine bu ikilinin klasik oyuncularının
** yer aldığı bir
apartman filmi. yatakla bütün apartmana ritim verilen sahne ve intihar etmeye çalışan kadın için bile izlenir bu film.
jeunet ve caronun uzun metraj cekmezkene hayalini kurdukları projenin kanlı canlı hali. küçük seslerden huylanmayıp enstrüman konusunda deneysel olmayı ilginç bulabilcek bünyelere tavsiye edilir.
(bkz:
şarküteri) adıyla da aranabilir
(etipuf, 19.12.2005 22:01 ~ 22:01)
1990 tarihli süper bir fransız filmi. biröok yönü ile çizdiği özgün feeling unique havası ile sanırım sinema tarihinde önemli bir yer arzetmektedir. görüntü yonetmeninin çıkardığı iş yenillir yutulan cinsten değil atmosfer falan ortam çılgın.
o kadar zaman once izlesem de filmde en çok aklımda sahne bizim kurtlu bakla olayındaki gibi ablamız ile palyaçonun aksaç çayı sohnetleridir. orda gözlüğünü daha etkileyici gorunmek cekici olmak için çıkaran ev kızımızın çayı dokerken fincanı ıskalaması ve adamımızın olaya yetişmesi kanımca yine sinema tarininin en klas anlatımlarından biridir.
müthiş ostsi
carlos d'alessio'ya ait olup the streets of paris eseri mükemmele yakındır
marc caro'nuun ilk filmi olarak bakılabilir buna sanırım ama en iyi de filmidir bundan sonra bu caro ile ortağı jeanuet'in kayıp çocuklar şehri falan gibi bir sağlam eseri de gelmiş olsa da bu filmi geçememiş aslında ortaya konan delicatessen gibi bir iş, işin en başında çok yüksek bi çıta olmuştur. ki adamın da şansızlığı bile olabilir
sonraları jeanuet caro'dan ayrlır ve kadınsı sentimentalist filmler çeker ki delicatessen'den çok geride olduklarını soylemey bile gerek yok
kesin bir
jean pierre jeunet atmosferi taşıyan fransız filmi. sanat yönetmeninden görüntü yönetmene senaristine kadar hepsine içki ısmarlamak istiyorum
ışık kullanımının enfes olduğu film. jenerikte bile tüm detaylar düşünülmüş, ''photographer'' yazısı eski bir fotoğraf makinasının üzerine kazınmış biçimde gösterilmiştir. absürd anlatımıyla
jean pierre jeunet'ye haranlık duyulmasını sağlayan eserlerden...
harika bir film..muhteşem bir klasik..2 diskli dvd si de çıkmıştır, film dışında içinede bir sürü güzellik katılmıştır alınmalıdır..ama filmi daha da çok tatlandıran müzikleridir.
şarküteri ya da iştah açıcı (aperatif) anlamında kullanılan sözcük.
27. uluslararası istabul film festivalinde gösterime giren filmdir. filmden önce yönetmenin 10dklık bir kısa filmi gösterilmiştir.
yönetmenler: marc caro & jean-pierre jeunet
oyuncular:dominique pinon, marie-laure dougnac, jean-claude dreyfus
fransa, 1991
35 mm / renkli / 99
1992 césar en iyi kurgu; en iyi ilk film; en iyi yapım; en iyi senaryo
1991 avrupa film ödülleri: en iyi yapımcı
1992 fantasporto izleyici ödülü
1991 sitges en iyi yönetmen; en iyi müzik; en iyi erkek oyuncu (dominique pinon)
1991 tokyo altın ödül
banyoyu su ile doldurmaları, çatıda kasap ve esas adamımızın kavgası esnasınsa komşunun sağa doğru demesi vb.. birçok sahnesi ile akıllara kazınan enfes bir film.
1991 yapımı olup amelie'nin gelişini müjdeleyen jean-pierre jeunet filmi. 2008 istanbul film festivalinde yine izleyiciyle buluşmuş, tüm karanlık atmosferine rağmen yine yüzlerde bir tebessüm bırakmıştır.
son derece ilginç, bir o kadar da güzel olan film. değişik bir tat bırakıyor. sıradan filmlerden sıkılanlar için çok güzel olabilir.
deli işi ve muhakkak bir defa ile sınırlandırılmadan izlenmeli, ritm duygusunu geliştirici ve yakalanan detaylarla gülümseten fransız filmi. sümüklüböcek ziyafeti içeren sahnesi için bile alkışlanır, insana ayaküstü midye götürüşünü hatırlatıyor.
(heidi, 27.09.2008 22:36)
absürd bir komedi, bunaltıcı bir atmosfer, kulağı delip geçen bir müzik, saçma bir hikaye ve sonuç harika bir film. izleyiciyi güldürmek için sağa sola serpiştirilmiş bir sürü detay. sonunda da "ne oldu lan şimdi" dedirten bir film. ama 2. ve 3. kez de kendini izlettiriyor kerata. mutlaka izlenemsi gerekilen filmler kategorisine kafadan girer.