tüm dinleri aynı ateizm gibi rededen ama evreni yaratan bir tanrı olduğuna inanan felsefedir. thomas paine, voltaire gibi ünlü temsilcileri vardır. günlük yaşam ve pratik anlamda ateizmden farkı olmasa da yaratıcı tanrı inancıyla ondan ayrılır. ancak, peygamberlik, kutsal kitap, melek, şeytan, cennet, cehennem gibi inançları rededer. kaynak için: www.turandursun.com
bir anlamda diyalektik materyalizm ilkelerini kabul edip zaten özünde diyalektik materyalizm'in de açıklamaya vakıf olamadığı "değişim var iyi güzel de, başlangıcı nerdeydi?" sorusuna tanrının varlığıyla cevap veren bir felsefedir. tanrı'nın yaratıcılığının yanı sıra doğanın işleyişine aktüel olarak pek etkisi olmadığını kabul eder. öyledir, böyledir.
tanrı'nın varolduğuna inanan,ancak onun dünyadaki hiçbir şeye karışmadığını savunan ve bu nedenle dinlerin varlığını kabul etseler de inanmayan insanların izlediği inanç türü
dinlerce tanımı yapılan tanrıdan ziyade düşünme bağlamında "sınırlar" koymadan, kişinin aklına ve mantığına uygun düşen "yaratıcıya" inanmasıdır. bu big-bang'i başlatan enerji de olabilir, insan özellikleri atfedilmiş daha somut bir inanç da. karşılıklı saygı çerçevesinde tıpkı deistlerin ateistleri ya da dindar insanları yargılamaması gerektiği gibi, deistlerin de kendini bu saydığım gruplara dahil gören kişilerce yargılanmaması lüzumdur.
allaha inanan ancak allahla insan arasındaki ilşkiye hiçbir kişi, kurum ve kavramın (bifiil din, kilise, cami, peygamber vb...) aracılık edemiyeceğine inanan inanış şekli.
kendi içinde çelişkiler barındıran ve aslında bir bakıma da teizmin etkisinden tam manasıyla kurtulamamışların inancıdır.
şöyle ki, dinlere inanmayıp tanrı'ya inananlar bu inanışlarını doğanın tasarım ve programlanışının tek başına mucize olduğunu, bunun tesadüfler eseri oluşamayacağı yönünde temellendirirler. oysa ki, günümüz bilimi her ne kadar mükemmel olmasa da, az ya da çok, canlılığın ortaya çıkışını, big bang'i, evrenin bu halini alışını açıklayabiliyor. ta ki, ilk madde'ye kadar.
burada bir kanaat oluşuyor: "peki o halde ilk madde nerden geldi, onu da tanrı yaratmıştır işte!"
bu çok iddialı bir söz doğrusu. şöyle düşünelim, kıytırık bir gaz ve toz bulutunun mu evvelden beri var olması daha mantıklı, yoksa kusursuz bir zeka, üstün bir güce sahip olan tanrı'nın mı ilk olması daha mantıklı? yani hangisinin kendi kendine olması daha mantıklı?
bu soruya yalnızca, "şu daha mantıklı" / "bu daha mantıklı" şeklinde cevaplar verebiliriz. ama bugünün teknolojisiyle o ilk maddenin nasıl oluştuğunu henüz bilemiyoruz. kısacası birtakım dolaplar dönüyor. bu işte bir iş var, ama bunu henüz bilemiyoruz. ama deizm ne hikmetse "biz inanıyoruz kardeşim, allah allah" der. fakat bu inanç tamamen temelsiz, sadece yargılara dayalı bir inançtır. tıpkı ateizm gibi.
sanırım gerçeklik yolunda hareket etmek isteyenlerinse inancı, agnostisizm* olacaktır.
ne şiş yansın ne kebapçı tutum.ibadet falan beni bozar ama cennetide isterimcilik.bu evreni yaratan bir tanrı var ama gereken desteği vermiyor sistemdeki bugları düzeltmiyorcu anlayış.
tanrının varlığını kabul etmekle beraber dini sistemleri reddeden bir ideolojidir.deizme göre yaratıcı bir varlık vardır ancak bu varlık dini bir inanç sistemi indirmemiştir,insanlar doğru, iyi ve dinsel bilgiye doğuştan sahiptir yada us yoluyla elde edebilirler.deizmcilere göre din kuşku ve yozlaşmadan uzaktır.
avrupadaki aydınlanma döneminde ortaya çıkmıştır. bilimi ve fikirleri din kabuğundan kurtarma süreci olan sekülerleşmeyi aydınlanmanın gereği olarak gören ve bu yüzden mevcut dinlerin yasaklarını kabul etmeyen ancak, bir yaratıcının var olduğunu kabul eden düşünürlerin ateizme alternatif olarak oluşturduğu fikirlerdir.
tanrının varlığıyla beraber,olması gereken inanışların ;insan aklına,mantığına göre doğru olması ve bu yolda herhangi bir yol göstericinin olmadığını savunan din felsefesi..
son günlerde revaçta olan felsefemsi akımsı şey...
kimle konuşsam "ben deistim takmam öle şeyleri", "yok abicim en güzeli deizm" sesleri etrafımı sarıyor bende hemen uğur dündar misali olayı araştırıyım dedim. hani bi şeyler mi oluyor biz mi kaçırıyoz ,papa franchising mi verdi, islamın alt kümesi midir kesişim bölgesi midir bu olay anlayalım dedik.saolsun bir çok arkadaş olaya ışık tutmuş zaten olayı anlar gibi oldum.hemen paylaşayım..hatalıysam düzeltin rica ederim...
şimdi bir güç var ama bildiğimiz tanrı gibi değil .bildiğin güç işte tam çözemedim açıkçası orayı ama var bi şey işte hafız...haso deist bir arkadaşa sordum "kitabı var mı bunun ben kitaptan anlıyabiliyorum öss zamanından kalma alışkanlık işte" dedim. arkadaş yüzünde gereksiz bir sırıtma ile "kitabı daha çıkmadı sahaflar çarşısına düşer abi yakında" dedi. "ben kitaptan olmazsa anlayamam " dedim. baktı şaka yapar bi halim yok anlattı olayı bana .
şimdi böle kural mural yok öle takılmak serbest (burası güzel ...gelsiin memeler gitsin memeler oheyyy)..öbür dünya durumu muhallakta ama olsun varsın dostlar başarıya giden yolda risk almak gerek .tanrıya inanmıyorum ama bir güç var gibi bir hadise yokmuş ayrıca. tanrıya inanıyomuşuz ama bu güç demekmiş .yani nick gibi bi şey oluyor bence bu güç hadisesi.ilginç bir olay hani.ilgilenmek lazım bu olayla
tanrıya inanmaktır, din karşıtlığıdır. dinlerin tanrıdan gelmediğini söyler, fakat başka bir tanrının varlığına inanır. deistlere göre tanrı vardır, ancak dünyaya bir din indirilmiş değildir. deizm psikolojisinin temelinde dini sistemlerin gösterdiği tanrının yadsınması yatar. bir deist; çocukluğundan beri kafasında canlandırdığı, hayal ettiği tanrı imajını hiçbir dini kitapta bulamaz ve bu kitapların da o tanrı tarafından yazılmadığını düşünür. bu yüzden de, aslında tanrının hiçbir din göndermediğini iddia eder. çocukluğundan beri kendisine din pompalanan çoğu şahsın kendisini soyutlayabilme sınırıdır.
dinlerdeki ortak düşüncelerden (barış, hoşgörü, yardımseverlik, iyilik, güzellik), hurafeleri ve bağnazlığı çıkarttığımızda elimizde kalandır.
deist, tanrı ile arasına kimsenin girmesini istemeyen, ona aklıyla inanıp, kalbiyle sevendir. ne idüğü belirsiz fransız aydınlarının söylediği gibi ateizm'e giden son durak falan da değildir. dinsizlik sebebiyle ateizm ile karşılaştırılır, ama ondan en büyük farklı tanrı var demesidir.
klasik liberalizmin temel ontolojik varsayımlarından biridir. buna göre tanrı evreni kusursuz bir biçimde yaratmış ve ona hareket vermiştir; hatta o kadar kusursuz yaratmıştır ki dinlerin öngördüğü gibi ona sürekli müdahale etmesi gereksizdir, o kendi kanunlarına göre işlemeye devam eder. kısaca “tanrı emekliye ayrılmıştır”. dini rasyonalitenin baş düşmanı ilan eden aydınlanma düşünürlerinin dinin rasyonel düşünceye vurduğu zincirleri kırmak maksadıyla ortaya attığı bir inanıştır. liberal olduklarından habersiz liberal aydınlanma düşünürlerinin bu fikri, klasik liberaller tarafından adeta pazarda beğendiği elbiseyi korkutucu bir çeviklikle kapıp ona uzanan elleri tokatlayarak gardrobuna kazandıran çirkef bir kadın edasıyla benimsenmiş, liberal ontolojinin temel taşı yapılmıştır.
hurafelerden bezmiş,ateist olmaktanda çekinmiş kişinin kısaca arada kalmış bünyelerin inanabileceği bir kavram.biraz ikilem biraz ürkekliğe dayalı bir inanç sistemi diyebiliriz.huzur materyalizm'de orası ayrı.