gazetecilere çok röportaj verdiğini tahmin etmekteyim. ünlü bir komedyen, ekonomi uzmanı, iş adamı, gece hayatının hızlı zenginlerinden belki de. her röportajda rastlayabileceğimiz "dedi ve ekledi" tamlamasını kaçamak yapan bir yazar olabilir. hoşgelmiş.
öncelikle belirtmeliyim ki eğlenceli yazıyor. ancak yazdığı girilerde hep bir acelecilik var. bu durum da girilerinde hep bir şeyler eksik havası yaratıyor; sanırım bu durum da nickiyle örtüşüyor.
ama bu acelecilik girilerinde yazım yanlışlarına bozuk cümlelere sebep oluyor. kendisi de bunu görüyordur ve görüyorsa düzeltecektir.
yazdığı her giri "giri ve nick uyumu"na örnek teşkil eden yazar. hangi girisini okusam hemen giri nick uyumuna koşuyorum ama yarı yolda geri dönüyorum.
öncelikle belirteyim ki bu yazarın 20'den çok siyasi girisini okumadıysanız bu giriyi de okumayın.
açıkçası ben kişisel olarak, her insanla anlaşılabileceğini düşünürüm. insanların düşünsel açmazları birbirlerini kırmalarına sebep değildir diye düşünürüm. ama bazen bunun bile düşünsel bir açmaz olduğunun farkına varırım. mesela en son farkına geçenlerde vardım. dükkana bir müşteri geldi. boynumdaki che kolyesini görünce faşist beyni daha fazla susamadı. kardeşimle muhabbet ediyorlardı zaten ben sonradan dükkana gelmiştim. ama kolyemden yola çıkarak kızım sana söylüyorum gelinim sen anla modunda konuşmaya başladı. aklınca bana ders veriyordu. saygısızlık etmeden dinledim. hatta cevap vermem gereken yerlerde de sustum. sonuçta burası bir dükkandı ve kardeşimin ekmeğini kazandığı yerdi... komünizmi eleştirirken çıkış noktası marx'ın, lenin'in yahudi olduğu idi. ona göre komünizm bu sebeple tehlikeli idi. ona ülkü ocaklarında böyle öğrettiklerinden bahsediyordu. türkler dururken yahudilerin peşinden koşuyormuşuz bunlara göre. hatta saygısızca birkaç kelam etti aldırmadım. pekmezi akasıca beyni zaten enteresan düşüncelerle bir hayli kuş beyni kıvamına gelmişti. insanların farklı düşünmelerini ve bir arada yaşayabilmelerini hep istemişimdir. insanlar eleştirebilmeli. ama bir ideolojiyi eleştirirken bu kadar sığ olmamalı hiçbir şey...
bunu neden mi anlattım? söz konusu yazar arkadaşımız da sosyalist çerçeveden dünyaya bakan birisi ben de... ama bizim bile taban tabana zıt o kadar çok düşüncemiz var ki... hem de önemli şeylerde. hatta yazılarımı takip ediyorsa muhtemelen o da bunların farkındadır. ama sevdiğim nokta şu: muhabbetimiz pek yok, tanışıklığımız pek yok, ama girilerinden takip ettiğim kadarıyla görüş ayrılıklarından dolayı o az evvel eleştirdiğim embesil gibi sığ eleştirilerle beni eleştirmeyeceğini biliyorum. ki bu çok önemli. tekamül için her zaman ihtiyaç olan şey sorgulamak ve eleştirilmektir. eleştirmektir. yapıcı olmaktır bunu yaparken. bu açıdan arkadaşın yazılarını okurken bana göre hatalarını görünce nelerin nasıl göründüğü konusunda da fikir sahibi olabiliyorum. hatta katılmadığım noktalarında onun gibi düşünebilen insanların da varlığından haberdar olarak sonraki davranışlarımı ona göre ayarlayabiliyor ve konuşmalarımda kimseyi rencide etmemeyi daha insancıl şekilde gözetebiliyorum...
bu aslında insan olarak ihtiyacımız olan bir şey... taban tabana zıt bir çok ayrımların hengamesinde aynı tabanda bile zıtlıkların farklı yollara sürüklediği bizler, aynı toprakta ve aynı göğün altında yaşamak zorundayız. birbirimizi anlamak ve beraber yaşamayı zevkli kılmak, birbirimizi dinlemekten de geçiyor... buralara çok fazla vurgu yapmamın sebebi, söz konusu yazar arkadaşın yanlış anlaşılmaya çok müsait bir uslubunun olması. zaten bu sebeple en az 20 siyasi giri okuma şartı koydum kendimce. belki insanları dinlerken, onlar kelimelerini dökerken ne söyleyeceğimizi düşünmeyi bir kenara bırakınca anlaşılmak ve anlamak daha kolay olacak... işte o zaman yanlışlar da, hatalar da daha masum hale gelecek. sivriler törpülenecek ve her kucakta sevgi dolu bekleyişler hakim olacak...
bu cihetle kendisini anlamanın yolunun, tabulardan sıyrılıp salt düşünce merkezli olaya bakış açısı ile harmanlanmış algılama çabalarından geçeceğini düşünüyorum.
siyasete bulaşmanın ilginç olmadığı, sürekli karı kız abazalığın ilginç olduğu sözlükte yazan. aman eksim olmasın suya sabuna bulaşmayayım dan çok kendi ve genel doğruları yazdığı için en sevilmeyen 10 eseri olan yazar. ha bilmez mi böle onu övsün bunu övsün 300 statüsü olsun ? bilir. ama yapar mı ? yapmaz.