dede ile torun parkta gezerken, sevişen sokak köpeklerini görürler.
-dede bu köpekler napıyo?
-hiç yavrum, şakalaşıyorlar.
-şaka maka ama iyi *ikişiyolar!
- biz senin yaşındayken çobanlık yapardık!
- ee napıyım şimdi? okul kampüsünde hayvan mı otlatıyım?
- yap tabi. çim yok mu orda? yerler onları.
- yok yemiyolar. yeni nesil koyun işte. ot seçiyo hayvan oğlu hayvan.
- dalga geçme itoğluit. biz senin yaşındayken büyüklerimizin yanında konuşamazdık bile.
- dede sen küçükkken kaç yaşındaydın?
- ha? ne?
- yok bi şey, çay koyıyım mı?
- o saç ne lan öyle? kız mısın sen.
- kızım
- ... sus alırım ayağımın altına! (kitlenen dede modeli)
- yavaş
- lan küpesi de var bunun. vay vay iyice yoldan çıkmış.
- he öyle...
- cevap mı verdin sen? biz senin yaşındayken saçımızı kendimiz keserdik, uzatamazdık 3 numaradan fazla, günde 2 kere traş olurduk.
- zaman makinası icat edilmiş dede ne diyosun?
- ee napcam ben onu?
- söyle bi ara alcam sana ondan. mutlu mesut yaşarsın.
- bi de get kaybol dalga geçiyo eşşooğlusu!
dede zengindir. telkinlerimle kendine yanardöner bir cep telefonu almıştır. nasıl arama yapılacağı, telefon rehberi, son arananlar bir bir anlatılmıştır. bir gün arkadaşlarla cafede otururken telefonum çalar.
- efendim dede
- aloo turgut ?
- dede ne turgutu ben sunshine.
- ha oğlum sen misin, turgutu aradıydım ben.
- ... nası yani??
- turgutu aradım sen çıktın işte.
- haaa, anladım dede senin telefonunun javası bozulmuş. ben turgut amcaya söyliym o seni arasın.
- tamam oğlum hadi görüşürüz.
torun : dede hadi gel barbie ile oynayalım
dede : haa.. ben bilmem onu kızım
torun : yaa dede hadi yaa (bebeği uzatır)
dede : haa bu mu barbie? (gözlüğünü takıp dikkatle süzer) hımm... adamlar yapmış... baksana memişleri de var...(elle yoklamayı da ihmal etmez dedemiz)
cep telefonu olayları yaygınlaşınca dedem kendine bi a 1018 almıştı, vardı ya şu kocaman olanlar..
neyse efenim, oturuyoruz bu zat-i muhteremle, annemi aratmıştım.telefon çaldı ve dedem:
+tamam kızım, sağol kızım, tamam, tamam ararız hanım kızım..
-ne dedi dede?
+bi hanım kız çıktı, ulaşamamış annene, sonra ara dedi..
(dedeyle aylardır görüşülmemiştir, o arada saçlar uzamış, volverine favorileri bırakılmış, bıyık + keçi sakaı ambiyansı oluşmuştur. hatta önceki gün birkaç kız saçlara hayran olmuş, methiyeler düzmüş, manticore nin tampon havalanmıştır)
-yavrum bu ne hal, kes şu sakalı bıyığı saçları falan
-(içimden: oldu...) ya yok dede, seviyorum bu halimi ben
-ya oğlum dökülür bak saçların ileride
-(sana ne ya ektiririm en kötüsü) bişi olmaz dede, gür benim saçlarım
-bak yeni imaj olur sana seneye, hem hevesini aldınmışsındır sen
-(ne hevesi ulan bi senede uzuyo o saçlar) ya yok dede, bem iyiyim böyle
-bak evladım... (uzar gider bu)
-yavrum kıs bakalım şu televizyonun sesini.komşular rahatsız olacak.açıyosunuz sonuna kadar..(ses 4.kademededir)
+peki dede kısayım biraz..(ses 2.kademeye getirilir)
-kıs kıs..bak ben bile rahatsız oluyorum..
+(ses 1.kademededir..hiç bi şey anlaşılmaz..yüz dedeye dönülür) ee dede daha daha nasılsın?
-iyiyim sağolasın..
+...
-ne bakıyorsun?izlesene televizyonu..hem açıyosunuz,hem izlemiyosunuz..israf !!
+dede allah aşkına duyulmuyor ki bişey.nası izleyelim??
-kapatın kapatın..saat zaten 11 olmuş..oooow.herkes yatağa! hadi iyi geceler..
televizyon kapatılır..anneanne fıs fıs fıkra anlatmaya başlar..
bugün dolmuşta rast geldiğim, görülmeye değer bir diyalogdur ki unutmayayım diye dedeye de yakalandık deftere yazarken ancak sizlere ulaştırmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadım, dolmuştan inene kadar dedenin pis bakışlarına maruz kaldım, yine de not ettim efenim.**
torun:dede acıktım, ne yicez evde?
dede:acıktıysan acık ye,
kurbağalardan sucuk ye.
ölü ineğin etini ye,
gebe sıçanın götünü ye.
6-7 yaşlarındaki torun bakakalmış, dolmuştaki herkes yarılmış, ben sinsi sinsi dörtlüğü deftere geçirirken yanımdaki dedeye yakalanmıştım. şoför ise telsizle 'hangi yol açık cezmi aabii, cevap verin lan' diye bağırmaya devam etti, tek tepki vermeyen insandı. seviyorum dolmuş şoförlerini.
dede istanbul'a kızının evine (bkz: hala) gelmiştir,ve 2 yıldır istanbul'da olan ütopya akşam dedeyle muhabbet etmektedir...
torun: dede yarın seni ben gezdireyim...(aklımdan sultan ahmet civarı geçiyor)
dede: (ortamda ki diğer admların da gazıyla) hahahaha....yavrum ben istanbulda gezerken senin baban mahallede bokuyla oynuyordu...(herkes güler)
torun:(fena bozulur) ehi ehi...iyi o zaman sen beni gezdir bakalım...kem küm...
neyse ikinci gün olur ve dede-torun sultan ahmet'e giderler...
dede: (sultan ahmet camisini göstererek) oğlum bu camiyi yeni mi yaptılar ??? daha önce hiç görmemiştim...!!!!
torun: (içinden :be yarram dün sıçtınya ağzımıza şimdi sana ne diyim) haa...ıhhmm...evet dede...sultan x camisi o (dedenin ismi söylenir)..bak şurada ki kırmızı olan da (bkz: aya sofya) hemen ondan sonra yapıldı...
dede: siktir lannn...aya sofya o....cami yapmak için az uğraşmadık ((sanki fatih'in fedaisi))...
torun:hönk.....dede kırk satır kırk katır mevzusunu hiç düşündün mü?
yanlış anlaşılmasın....severim ben dedemi...hemde çok...
gece 3 civarı. tüm gün 2 buçuk yaşındaki torunla* uğraşmaktan bitap düşen ev ahalisi (anneanne, anne, baba) uyumaktadır. sadece dede ve odasında takılan dayı* uyanıktır. torun dede ile saatlerdir oynamaktan ve aynı odada tıkılı kalmaktan sıkılmış olacak ki, ortalığı kolaçan etmek* istemektedir. tek tek herkesi sorar ve dededen uyudukları cevabını alır. kapının altından sızan ışık dayı*nın uyumadığını göstermektedir. dayı tarafından sürekli ısırıldığı ve hunharca sevildiği için aralarının pek iyi olmadığını ve "dayı ile oynamak istiyorum" talebinin mantıksız olacağını bilen torun ve onu odadan çıkarmamaya kararlı dede arasında şöyle bir diyalog geçer:
t: ben gxix'e gidecem (gxix'e adıyla hitap eder)
d: anneanne seni yakalar ve uyutur, gitme.
t: olsun ben koşarım.
d: (güler) olmaz. yine de yakalar anneanne.
t: olsun. gxix'e bi dümbelek diyip gelecem.
aynen yaşanmış olup, gxix dahil tüm ev ahalisi şokunu atlatamamıştır.
amerika'ya yerleşen amcam yaz tatilinde iki çocuğunu da getirir. büyük olan tayfun[4] çat pat türkçe konuşabilmektedir ama küçük alex[2] sadece bir kaç ingilizce kelime bilmektedir ve bunlardan biri de en sevdiği meyve suyu için söylediği "juice" kelimesidir. diyaloğun akıcılığı açısından kelimenin telaffuz şeklini yazacağım.
alex tüm şirinliğiyle etrafta gezinmektedir ve dedemi görünce ondan meyve suyu ister:
- cuuys!
- gel bakalım, gel!
- cuuys!
- ne diyosun? ne?
- cuuys!
- mavio oğlum cuys diyo bu, (bebeğe döner)cuys ne len?