ilkokul 1'den beri tanıştığım, 7, 8 ve üniversite dışında hep aynı sınıfta olduğum yazar. iki gün tıraş olmasa farkedecek kadar iyi tanıdım artık..
hoşgelmiş bu arada.
entarilerini çok takip edemesem de -bugüne kadar- -söz bugünden sonra başlıyorum- müzik konusunda bilgili biri olduğunu kafama vura vura itü sözlük chatte öğretmiş kişidir. beni çekebilmiştir. 10 numerodur. bira içilecekler sırasında bir numaradır.
4. nesil "iron" yazar.
aynı şehirde birçok ortak arkadaşa sahip olmamıza rağmen nasıl tanışmamış olduğumuzun verdiği şaşkınlığın üzerine,itü sözlüğün güzide platformlarından birinde* bir rastlantı sonucu tanışmamızı eklediğim,o da yetmezmiş gibi msnde devam ettirdiğimiz geyikler arasında hemşehri olduğumuzu öğrenmemle şok üstüne şok geçirtmiş,tireli ve metalci kavramlarının buluşma noktası,tuhaf insan,komik insan..*
yeni üniversite hayatında başarılar dilediğim, 2 sene önce ayda bir uğradığım dershanede yanında oturmaktan büyük gurur ve mutluluk duyduğum, durak hocanın derslerinde yaptığımız konuşmaları ve pehlivanoğlundan yaptığımız abur cuburu durak hocanın dersinde hoca ve tüm sınıf ahalisi ile birlikte yememizi özlediğim, yararlanılması gereken engin müzik bilgisine ve müthiş gitar yeteneğine sahip arkadaş, dost, yoldaş.
geçen sene tanıştığım fakat kısa zamanda çok yakın olduğumuz,müzik bilgisinin oha denilebilecek düzeyde olan,sakin,geri planda olmayı seven ve stephen carpenter-max cavalera karışımı olan zat-ı muhterem.
bi vapur yolculuğunu, zirveye giderken teptiğim onca yolun geri dönüşünü, zamanın akıp geçtiğini hoşsohbetiyle unutturan yazar. bol bol güldüren, en bi yeni arkadaş.
saçlarının uzunluğunu deli gibi kıskandığım yazar. efendim kendisi ile tanışıklığımız kısa süre önce başlamış olsa da seviyeli bir arkadaşlıktan sonra yavşak bir moda gimiş bulunuyoruz bile. şarkı alıyoruz gönderiyoruz, film tavsiye ediyoruz derken; festivale bile gittik. tek ortak yapmadığımız şey sözlük yazarlığı olmuş olacak ki onu da gerçekleştirdim. bir de izmir'e gidip deli gibi içesim var onu da yapıcam kendisiyle. sağlam içiyor. yakında akraba çıkmamızdan korkuyorum. *
"deathcomp" hakkında yazabileceğiniz bir şey varsa ortam sizin: (güzel yazın) demiş ya kötü yazacak bir şeyim daha yok. buluruz yavşaklık modu arttıkça.
bıktırdım ben bunu. çok soru sordum. guitar pro yu kullanmayı anlattırdım resmen msnden. bıktı biliyorum. bıkmasın ama. hemşerim o benim. hunimiz de var bizim ohh mis, bazen çekmeceden çıkarıp takıyoruz, alaybey'e bir boy yürüyoruz...
kaynak:
alaybey/ manisa ruh ve sinir hastalıkları hastanesi.
on yıl sonra kuracağı progressive müzik grubu için (rock mı metal mi karar veremedi daha) şimdiden yan flütistolarak sözleşme imzalayıp kadrolu elemanı olduğum yazardır. ssklı da yapacakmış beni. ben de helvacıoğlu blok flütle başladım şimdiden çalışmalara, süper baba'yı çaldıktan sonra daha karmaşık melodilere geçicem.temeli sağlam atıyorum.
hah bir radyoculuk kalmıştı en diceyinden. yeter lan. "her istediğini de yapma" diyesim geliyor. hatta gelmiyor direk diyorum! bizi, tirenslerdn tirens beğenin diyeceği in tranceprogramında ağırlayacakmış duyduğuma göre. e ben ne yaptım??? takip ettim ve "o yayın yaparsa benim neyim eksik lan?" dedim. şimdilerde de para yediriyor millete programımı dinleyin nan diyor. biraz paraya da cam de soyunuyormuş.
(bkz: in trance)
(bkz: in absentia) o in'li bir şey alırsa benim neyim eksik lan?! haha! reklamın iyisi kötüsü olmaz bu arada tabii ki.
radyo yayınından yüzünün akıyla çıktığı kulaktan kulağa dolaşan, şehir efsanesi olma yolunda emin adımlarla ilerleyen yazar.
dün ilk yayınını yapmış olan deathcomp'a buradan sesleniyorum. dinleyemedim ama bir sor neden? işte bunun da cevabını msn'de vereceğimdir. bir de çevrimiçi görebilsem. sinirlenip engelledi mi lan? yok yapmaz öyle şeyler. yo dostum yo..
bakmayın metalciyim metal is forever yeaaaaaaaahhhhh tavırlarına. radyo programında sezen cumhur önal gibi konuşur. her an çikolata renkli metalciler şeklinde anons yapabilir. şaşırmayın.
bu adam deurock* yönetimdedir. lise arkadaşımın 1 yıllık izmir macerasından dolayı hakkında çok güzel şeyler duyduyduğum bir insan... çok güzel müzik muhabbeti yapılır, kaliteli bir müzik sever... metalciymiş rockcıymış popcuymuş jazzcıymış farketmez sanırım önemli olan kalitelisini dinlemek... şuan yarı kaçak sayılır programında benim isteğimi çaldı beni mutlu etti... sözlüğü de müzik zevkiyle güzelce donatıyor.
ileriki zamanlar da kendimi hoş sohpetler de bulucağımı düşünüyorum...
hasta hasta yayın yapan vefakar insan. aslında vefakar mı demeli dayaklık mı bilemiyorum. mütemadiyen kızdım kendisine. bu kızgınlıgı handful of rain bile dagıtamaz. hıh.
vikingdir, almandır, candır, özlenendir. an itibariyle uyuyor herhalde. bu güzel uykuyla beraber aslında bunları yazacağımdan da bir haberdir.
işin en zor kısmıdır başlangıç cümlesi. kompozisyon sınavlarında da hep bunun güçlüğünü çekmedik mi zaten? "ah ulen bi girişi gelse de döktürsem" derdik. neyse dalacağım bir yerden. sevimlidir efendim bu insan. şeytan tüyü vardır adeta üstünde. girdiği ortamda direkt kendini belli eder, sevdirir. benim arkadaşlarımla daha iyi kanka oldu o derece yani * iyi müzik zevki vardır. her ne kadar glam metal konusunda pek anlaşamasakta genelde iyi şeyler dinler. her konuda söyleyecek bir sözü vardır. olaylara mantıklı yaklaşımıyla bilinir. sinir bu insanda en altta kalmış kavramlardan biridir desem de bazen geldi mi tam gelir. sman alevi derler ya heh aynen öyle bişey işte. duygusaldır. o pis metalci görüntüsü altında çok hoş bir sevgili yatar. öyle ki balkonunu işgal eden kuşlara bile zarar gelmesin diye akşam ışığı kapar, onları bir türlü kovamaz. doğal yaşam taraftarıdır. bu nedenle evde hayvan beslenmesine karşıdır. bir kediyi kabul ettirene kadar başının etini yediğimi söylemeden edemeyeceğim. midesi çok geniştir. onu asla sarhoş göremezsiniz. olsa da çaktırmaz hani. anında sızar *. birlikte birşeyler yapmanın en keyifli kısmının yaratıcısıdır. hayatı dakik yaşama endekslidir. ben her ne kadar otobüs manyağıysam o da bekleme manyağı oldu sayemde * bir de insanı çok güzel kekler. yol tıkandı der ama çat diye karşınızda belirir. öyle işte. anlatılmıyor efendim. serotonin gibi birşey.
o hala uyuyor. bense cümleleri bir türlü bitiremiyorum. yalnızca, iyi ki var...
gimme gimme gimme parçası arayışındayken tanıma şansı bulduğum , konserden konsere koşmayı pek seven , müzik zevkimin benzeştiği , komik ve eğlenceli muhabbeti olan , gece uyumayanlardan olarak lal-orl final serisini bir yandan takip edip bir yandan kritik pozisyonları değerlendirdiğim , iyi bi adam.
benden önce doğum gününü kutlayan olduğu için üzüldüğüm yazar..
klişe şeyleri sevmiyorum be canım. ne diyeyim kutlu olsun mu? iyi ki varsın mı? tabii ki bunlarda var ama içimden geçenler daha başka. ne o? duygusallık mı? yok canım, daha neler. heh. bugün melankolik tavrımdan kurtuldum. zilyon mermiyi alt eden neo kıvamındayım. neyse evlat seviyorum seni. son olarak annenin ellerinden öperim yavrum. babanla güzel bi gece geçirmişler de sen olmuşsun *.