jensen ackles adlı kardeşimizin canlandırdığı mükemmel supernatural karakteri. winchester kardeşlerden büyük olanı. ayrıca kendime idol belledim bu elemanı.
insanda ruhsal sıkıntılara yol açabilecek kadar bombastik bi karakter. mesela benim başıma geldiydi vaktinde; dean'inki gibi bi deri mont edindim ilk evvela. böyle her durumda ortamlara bi neşe saçıyorum, havamdan geçilmiyor, en çirkin hatunu bile uzun uzun kesiyor, az daha güzel olanını görünce pandikliyorum falan.. derken bi gün oturduğumuz kafenin yanındaki evden tıkırtılar duymaya başladım, "mua goduumun yellow eyed deamon'ı" diye de bi sövdüm. cebimden maymuncuğu çıkarttığım gibi uzandım daireye..
10 dakika, 20 dakika.. mamafih. kapı açılmadı, şöyle bi baktım maymuncuğa; çok acıkmıştım, yedim.. şimdi deri montum falan yok, izliyorum sadece.. siz de öyle yapın, ayıptır.
ilk başta asker babanın asker oğlu gibi görünen; fakat dizi ilerledikçe şüphelerini, hayal kırıklıklarını ve korkularını saklamayı seçtiğini anladığımız karakter. yaşadığı hayatı, yaptığı işi sorgulasa da, o işi bitirebilmek adına düşüncelerini kendine saklar. aslında kendine saygısı yoktur, bu yüzden her defasında başkaları, özellikle kardeşi sam winchester için kendini ateşe atar.
supernatural dizisinin en fırlama, en komik, en olmadık anların en olmadık esprilerinin sahibi, en karı kız düşkünü, en üçkağıtçı, en obur ve en pokerci elemanı. ve ne ironiktir ki dizi ilerledikçe aslında ne kadar koruyucu, kardeşi için gözünü kırpmadan her tehlikeye dalacak kadar cesur bir ağabey olduğunu gösteren, kendini ve hayatı sorgulamalarını hep kendi içinde yapan, kendini hırpalayan, kendi olamayan, babası gibi olmaya çalışırken de aslında ondan ne kadar farklı olabildiğini gören, kendine saygı duymayan, değer vermeyen, sürekli babası ve kardeşi arasında kalan, önce annesini sonra hayatı boyunca olmaya çalıştığı "kahramanı" babasını kaybeden, üstelik babası onun hayatta kalması için kendi hayatını gözden çıkardığı için bunun suçluluğu altında ezilen, kardeşiyle ilgili korkuları ve endişeleri hiç dinmeyen, ta çocukluğundan beri korumaya çalıştığı kardeşi de ne yazık ki kollarının arasında ölen, onu hayata geri getirmek için bir şeytanla anlaşma yapıp sonra da kardeşinin herşeyi öğrendiğinde onu bu anlaşmadan kurtarmak için yaptığı nafile çabaları seyreden, arasıra bencillikle suçlanan, süresi dolduğunda cehenneme giden, cehennemde çeşitli işkencelere maruz kalan, otuz yıl boyunca gördüğü işkencelere artık dayanamayıp insanlara işkence etmesi karşılığında bu yaşadıklarının sona ereceğini söyleyen alastair adındaki iblisin önerisini kabul edip cehenneme gelen ruhlara işkence etmeye başlayan, utanarak bundan hoşlandığını itiraf eden, castiel adında bir melek tarafından kurtarılıp dünyaya döndüğünde sürekli her gözlerini kapattığında cehennemde yaşadıklarını hatırlayan, artık ne kardeşinin ne kendisinin ne de tüm dünyanın eskisi gibi olmadığını gören, kardeşinin psişik güçlerini kullandığını ve iyice güçlendiğini ve işin gittikçe tehlikeli bir hal almaya başladığını gören ancak elinden hiçbir şey gelmeyen, sonra da kıyametin gelmesi için kırılması gereken mühürlerden ilkinin kendisi tarafından bilmeden de olsa kırıldığını öğrenen(ilk mühür cehennemde bir adamın başka insanların kanını dökmesi ile kırılmıştır-yani dean'in işkenceye başlamasıyla), yaşadığı tüm travmaların ardından bir de bu suçluluk duygusu omuzlarına yük olan, hayatta sahip olduğu tek kişi, kardeşinin artık eskisi gibi olamayacağını da öyle yada böyle kabul eden ve herşeye rağmen kıyameti durdurması beklenen kişidir.
tüm yaşadıkları alt alta toplandığında esasında bugüne kadar kurtardığı hayatların bedelini en ağır şekilde ödeyen winchester karakteridir. ne babası ne de kardeşi onun kadar ağır bedeller ödememişlerdir. buna karşılık her zaman olduğu gibi yine en büyük sorumluluk dean winchester'in omuzlarındadır. şimdi de melekler kendisinden kıyameti durdurmasını beklemektedir.
kısaca "ağabey" dir. evin büyük çocuğudur. diğer evlerin büyük çocukları gibi kardeşine sahip çıkma durumu vardır. kardeşine nasıl sahip çıktığını ise "insan evladına bu kadar işkence edilmez ki" diyerek ve içimiz cızzz ederek ailecek izlemekteyiz, güzel günlerini beklemekteyiz...
ekranda her göründüğünde hatun kısmına aşağıdakileri hissettiren er kişidir;
"you're the nile,
you're the tower of pisa,
you're the smile on the mona lisa
i'm a worthless check, a total wreck, a flop,
but if, baby, i'm the bottom you're the top!"
aynı zamanda "sin city" adlı 3. sezon 4. bölümdeki mekanlardan biri olan "trotter'ın barı"ndaki bir kadının dediklerini hatun kişilere aynen tekrar ettirecek er kişidir:
trotter’s bar...
“i gotta tell ya,” a woman is telling dean, “every woman in this place? they wanna eat you up.”
trotter'ın barı...
"söylemeden geçemeyeceğim" der bir kadın dean'e, "buradaki tüm kadınlar seni götürmek istiyor".
"the kids are alright" adlı 3. sezon 2. bölümde dean sam'e evde elektrikli testerenin üzerine düşüp ölen adam olayını araştırmak için cicero, indiana'ya gitmelerini önerir. aslında mevzu dean'in yaklaşık dokuz yıl önce, sam ile john winchester hayalet avındayken, tatlı zamanlar geçirdiği yoga öğretmeni lisa'yı görmek istemesidir... dean zamanının çoğunu kızın çatı katında geçirdiğini söyler.
diyalog 1:
sam: so let me get this straight. you want to drive all the way to cicero just to hook up with a random chick?
dean: she was a yoga teacher. ıt was the bendiest weekend of my life. c'mon have a heart! huh? it's my dying wish.
sam: yeah, well how many dying wishes are you gonna get?
dean: as many as i can squeeze out.
dean: c'mon, smile sam...
dean: god knows i'm going to be smiling after 24 hours with gumby girl. haha....gumby girl....
diyalog 1:
sam: şunu anlamama izin ver; cicero'ya kadar o kadar yolu sıradan bir kızla takılmak için mi gitmek istiyorsun?
dean: kız yoga öğretmeniydi. hayatımdaki en esnek haftasonuydu. hadi sam kalpsiz olma! bu benim son isteğim.
sam: peki... kaç tane daha son isteğin olacak?
dean: zorlayabildiğim kadar.
dean: hadi ama, gülümse biraz sam...
dean: o esnek kızla 24 saat geçirdikten sonra ben nasıl gülerim tanrı bilir. esnek kız, haha...
cicero, indiana'ya vardıklarında dean rastladıkları ilk motelin önünde sam'i neredeyse arabadan fırlatarak atar ve beni bekleme diyerek lisa'ya gider... kapıdaki hoş sohbetten sonra ( -dean mimikleriyle öyle şeyler anlatmaktadır ki -artık o haftasonu her ne yaşadılarsa- seyirci lisa'nın dean'in üzerine atlamasını bekler durur o sohbet sırasında) dean içeri girer. o gün lisa'nın 8 yaşına basan ve şaşırtıcı derecede dean winchester'e benzeyen oğlu ben'in doğumgünü partisi vardır. iki kadın (lisa'nın bir arkadaşı ve emlakçı hanım) dean'e gözlerini dikerek, aslında baştan aşağı süzerek, aslında gözleriyle soyarak hakkında konuşmaya başlarlar.
diyalog 2:
woman1:did you hear lisa call him dean?
woman2: yeah, why?
woman1: you don't know about dean? the dean. best night of my life dean.
woman2: no..tell me!
woman1: oh my god. so they had this crazy, semi-illegal... *they stop talking because suddenly dean turns and both meet eyes with him*
dean: hi
woman1: *sexy voice* hi
woman2: *sexy voice* hello
dean akwardly walks away
diyalog 2:
kadın1:lisa'nın ona dean diye seslendiğini duydun mu?
kadın2: evet, neden?
kadın1: (dean ismini üstüne basa basa tekrar ederek) dean'i bilmiyor musun? "o" dean. hayatımın en mükemmel gecesi dean.
kadın2: hayır..demek öyle, anlatsana!
kadın1: aman tanrım. onlar biraz aykırı ve çılgınca şeyler yapmış... *dean birden bire arkasını dönüp kadınlarla gözgöze gelir ve konuşma kesilir*
dean: selam
kadın1: *şuh bir sesle* selam
kadın 2: *şuh bir sesle* merhaba
dean sağa sola bakınıp bir an önce oradan kaçacak yer arar ve ardından ortamdan uzaklaşır. kadınlar iç çeker...
bir gün bir dizi çıkıyor içinde şeytanların hayaletlerin bol miktarda bulunduğu...dünyaya gerçek dünyadan gelen tehlikeli varlıkları yok edecek olan iki kardeş beliriveriyor dizide ansızın. ahhh o ne güzelliktir dean ve sam kardeşlerde. büyük kardeş genç kızların hatta içinde gençlik ateşi yanan ablaların bile yüreğini hoplatacak taşikardiye neden olacak çekicilikte bir erkek bu.sonra araştırılmaya başlanıyor dean winchester kimi kesim onun iin kimi kesim kardeşi sam winchester için izliyor diziyi.ama yalan yok öyle ya da böyle izletiyor dizi kendini. ne diyorduk ha dean winchester...gözlerindeki ışıltıyı yıldızlar görse kıskanıp birer birer sönerlerdi sanırım. sevgili jensen acklesı canlandırdığı karakterden ve çekiciliğinden ve yakışıklılığından dolayı tebrik eder, supernatural bir insan olduğunu belirtmekten büyük gurur duyarım.
tüm büyük kardeşlerin kendinden birşeyler bulduğu şahane karakterdir.
biricik küçüğü için hayallerimizin bile ötesinde şeyler yapan aslında kısaca yapamayacağı şey olmayan büyük kardeştir.
winchester biraderler gelene kadar insanlığın kardeşler hakkında bildiği en meşhur hikaye habil ve kabil'in hikayesiydi. habil ve kabil'in hikayesi hiç unutulmayacak ve insan ırkının utancı olarak kalmaya devam edecek ama artık "kardeşliğin" nasıl kutsal ve benzersiz birşey olduğunu anlatacak winchester biraderler var...
ilgilisine not: kodumun şeytanı bu sefer dean winchester'a çattın.
2. sezon, 8. bölüm, "crossroad blues"
(görsel: dean winchester/88373)
(bölümde 1986 tarihli crossroads filmine yapılan gönderme beni bir kere daha bu supernatural adamlara hayran bırakmıştır.)
demon: so, what brings a guy like you to a place like this? [he turns to look at her.] you called me?
dean: i’m just glad it worked.
demon: first time?
dean: you could say that.
demon: oh, come on, now. don’t sell yourself short. i know all about you, dean winchester.
dean: so, you know who i am?
demon: i get the newsletter.
dean: [flirtatiously] well, don’t keep me in suspense. what have you heard?
demon: [moving closer to him] well, i heard you were handsome. but you’re just *edible.
iblis: peki, senin gibi bir adamı buraya getiren nedir?
[dean sesin geldiğ tarafa döner] beni çağırdın...
dean: işe yaradığı için şanslıyım.
iblis: ilk defa mı?
dean: öyle de denebilir.
iblis: hadi ama... bu kadar mütevazi olma. hakkında herşeyi biliyorum, dean winchester.
dean: demek kim olduğumu biliyorsun.
iblis: haberleri takip ederim.
dean: [çapkınca] o zaman, beni fazla meraklandırma. neler duydun?
iblis: [dean'e iyice yaklaşır] yakışıklı olduğunu duymuştum. tam yemeliksin.
yukarıda da görüldüğü üzere john winchester'dan olma mary winchester'dan doğma dean winchester adlı adam; insan ya da iblis her dişinin ......... (boşlukları doldurmak istediği) karakterdir.
unutulmaz şarkı eye of the tiger a yaptığı kendine has yorumuyla(klibimsi..) beni benden alan,özellikle türkiye'de pek kıymeti bilinmeyen ama tüm dünyada fırtınalar estiren supernatural dizisinin en sağlam karakteridir..
sarkastik mizah anlayışı , müzik tarzı , karakteri , tipi.. vs her şeyiyle xx kromozomu barındıran bireylere supernatural'ı izleme sebebidir kendisi. facebook'ta fan page'ine fotoğraf ekleyen türk bir ablamız gene "ben sana ölürüm" tadında bir yorumla gönül telinizi titretebilir : http://www.facebook.com/...
spoiler içerir----
giydiği deri ceket, kullandığı araba, dinlediği müzik ile baba kopyası olmakla suçlanarak sinirleri bozulmaya çalışılan fakat
spoiler bitti-------
yakasını kaldırarak giydiği deri ceketi, kullandığı aile arabası 1967 chevy impalası ve dinlediği rock müzik ile fenomen olmuş karakterdir. onun sayesindedir ki winchester ailesinin destanında 67 chevy impala bile dizinin karakterlerinden biri haline gelmiştir.
ek: karakterler ancak onları canlandıran oyuncular kadar iyidir...
bu veciz söz üzerine yeri gelmişken jensen ackles a dean winchester için teşekkürlerimizi sunarım.
yaptığım kapsamlı araştırmalar sonucunda ülkemizdeki supernaturalizler bünyelerin dean winchestercı olduğuna kaanat getirdiğim karakterdir...
sam winchester hakkındaki 1 yazılmış, dean winchester hakkında 5...
sam winchester'ın 1 fotoğrafı var, dean winchester'ın 5...
ayrıca kendisi için yetkililere, " supernatural sadece abd, ingiltere ve avustralya'da izlenmiyor. burada da sıkı takipçileri var. habire yok salute yok asylum bahane edip izleyenlerle buluşuyorsunuz. şu toplantılardan birini de istanbul'da yapsanız da dean winchester sevenler size bir boğaz turu hediye etse" diye seslenmek istediğim yüksek şahsiyettir.
dizinin bir sahnesinde sam'e yönelttiği " dude could you be more gay?" sorusuyla ve o anki surat ifadesiyle insanı kendinden geçiriveren gelmiş geçmiş en iyi dizi karakterlerindendir.