1. bu söz en sevdiğim sözdür diyebilirim. gerçeklik payı oldukça yüksektir. ancak son zamanlarda, bazı şeylerin pek de değişmediğini görmem ya da öyle olduğunu hissetmem bu temel görüşümü sorgulamama neden oldu. neydi değişen, neydi aynı kalan?

    değişen olaylar, yaşananlar, ayrıntılar oluyor. hava durumu değişiyor, teknoloji gelişiyor, ahlak anlayışları baştan kuruluyor. dünya üzerindeki aktörler değişiyor, şiddet artıyor, rekabet artıyor. açlık, kıt kaynaklar, hastalıklar daha bir söylenir oluyor.

    bu örnekleri çoğaltmak mümkün tabi.

    aynı kalanlar ise sıcak ya da soğuk dediğimiz hava sıcaklıklarına verdiğimiz tepkiler, değişen ahlak anlayışlarına rağmen temel değerlerimizi korumaya çalışmamız, şiddetin, savaşların içimizi acıtması ve bu durum karşısındaki acizliğimiz. dünya politikasındaki değişen ülke ve lider isimlerine aynı sömürgeci politikalar. topun, tüfeğin yerini kültürel darbelerin aldığı sindirme politikaları. değişen hobilerimiz, şehirlerimiz...ve çoğunlukla aynı kalan karakterlerimiz...

    bu sözü çok seviyor olmama rağmen bunlar takıldı kafama. değişim muhakkak ki sürekli, ancak bazı konularda değil sanırım.
  2. bir derede yıkandığımız bir suda bir daha asla yıkanamayız. nefes aldığımız hava kütlesinden aynı nefesi asla bir daha alamayız. zaman, kağıt üzerindeki hesapları altüst edip, belki yepyeni bir boyut, belki de boyutlar ötesi bir anlam katar yaşama.
    o halde, değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir.

    aslında çok değişik bi şey bu.