ekonomik özgürlüğünü sağlayamadığı için çaresizlik içinde iğrendiği bir hayatı yaşamak zorunda kalan kadındır. ülkemizde dul kadınlara olan iğrenç bakış açısı da ayrılma işini iyice zorlaştırır.
dayak yemekten zevk aldığından ya da onursuz ve gurursuz olduğundan değil,imkansızlık içinde kıvranırken bir çözüm yolu bulamayarak kaderine razı olan kadındır. bu kadınlar sadece kendileri için değil; kendini bir halt zanneden, gücünü beynine değil ellerine ve başka bir tarafına yoğunlaştırmış erkeklerin isteği üzerine dünyaya getirmiş oldukları çocuklarının hatırına,hayat şartlarına katlanırlar.
bir çok ünlü manken ve de şarkıcı bozmasınında aralarında bulunduğu o kırolarla beraber olursan ve sana yapılan o kadar hededen sonra bir de dayak attığı halde hala onun yanında erkeğim diye duruyorsan, o zaman sana herşey müstahaktır dedirten kadın tipi. bir de bunun cahalet ve örf/anane kavramı yüzünden duranları vardır. onlarda ayrı bir sosyoloji tezi konusu toplum
kocasını evden atar, beş sene eve almaz, ona yemek vermez, çamaşırını yıkamaz ve beş sene sonra tekrar eve aldığında kocası süt dökmüş kedi gibi olmuştur, ayrılmaya gerek kalmaz.
televizyondaki dizilerle artık meşru hale getirilmiş ve insanların tepki göstereceği bir olay olmaktan neredeyse çıkartılan konudur dayak. izlediğimiz dizilerdeki olaylar, magazin programlarındaki popüler kültürün insanları sayesinde toplum dayak konusuna ve kadına el kaldıran erkeklere karşı duyarsız hale geldi. her gün ekranlarda, o çok caf caflı (!!!) ailelerin de bu hadiseleri yaşadıkları duyurularak konunun ne kadar basit olduğunu ve belki de üzerinde durulmayacak kadar önemsiz olduğu söylenmek isteniyor bazı otorite(!)ler tarafından. kadın dayak yiyor, ayrılmıyor. neden? çünkü çocuğu var, çünkü o'na muhtaç ve çünkü bir sürü saçma bahane.
meseleye tipik bir ekonomik bağımlılık ya da tek başına bağımlılık olarak algılamak ve yorumlamak yanlış olacak olan konudur.angelina jolie ki dayağı sever ya da bir madonna marjinalde olsalar bu çerçevede pek bir elimde olan belgelerdir.hadise daha çok psikolojik derinliklerde aranmalıdır.psikoloji ve iç güdü ise alan itibariyle hep ilkeldir;modern bakış açısıyla bile.bu satıra kadar olan yorumlar sadece ülkemizdeki üçüncü sahife gazete haberleri açısından doğrudur kanaatimce.
yurdum kadınının içler acısı halini ortaya koyan kadın grubu. eşi olan hayvana hala katlanabiliyor olmasının sebebi, çoğu zaman ekonomik özgürlüğe sahip olmamasından kaynaklanır. ya da böyle olsa iyi olurdu ama maalesef toplum baskısı, "namus" kavramından anladığımız çarpık şeyler, çoğu zaman kadının anne-babasının ona destek olmaması, "mor çatı" gibi kadınlara destek verecek kurumların yok denecek kadar az olması, statükocu devletin hiçbir şekilde kadına dair korumacı yaklaşımının olmaması gibi daha pek çok sebep. belki burdan atıp tutmak kolay, ama ne olursa olsun kadın kuvvetli olmalı ve muhtemelen görücü usulüyle ya da zorla evlendirildiği, hiçbir zaman "mutluluk" nedir yaşamadığı o heriften bir an önce uzaklaşmalıdır.
muhtemelen ev hanımı, çocuk sahibi, yanında kalabileceği kimsesi olmayan, kendi ayakları üzerinde duramayacağını bildiği ve sosyal baskıdan tırstığı için dayak atan şerefsize tahammül etmeye devam eden yurdum kadını.
işte bu yüzden (bkz: haydi kızlar okula)
eğer kadın bekarken anasından babasından yediği dayaktan daha az dayak yiyorsa kocasından, şaşılmaz buna. ha bir de boşanmanın getirdiği maddi manevi bir sürü dezavantaj vardır. bir anlamda posizyonu avantaja bırakıyordur kadın, oyna oyna işareti yapıyordur.