1. eğer o kadar maziye döneceksek herşey cennetten çıkmadır.adem,omurgası,havva,adem'in ..ki,havva'nın .mı.yasak meyva,yılan...bunlar varken bir dayağın lafı mı olur yapmayın,etmeyin!
  2. bu söz öbeği, sanıldığın tam aksi anlama gelir. bu sözü söyleyen zat asıl olarak, dayağın cennetin dışında olduğunu, cennete dahil olamayacağını, cennetten çıkartıldığını anlatmak istemiştir. ama söz öbeği, zamanla anlam kaymasına uğrayarak bugünkü dayağın cennet kaynaklı olduğu anlamını almıştır.
  3. - iyi günler beyfendi biz cenneten geliyoruz
    + buyrun..
    - bir kaç sorumuz olacak önce güvenliğiniz için
    + tabi buyrun?
    - ilk arabanız??
    + şahin tabi ki eheh
    - şu kağıdı da imzalar mısınız??
    + tabi buyrun??
    - dank dünk küt çotank.!!!
  4. dayak, dayanmak için kullanılan baston gibi, bir kapının açılmaması için arkasına dayatılan kereste vs. gibi şeylere denir. bu gibi yararlı işler için kullanılan aygıtlar cennetten çıkmıştır ama insanlar bunları dövme amaçlı kullanmak suretiyle işlevlerini değiştirmiş ama cennetten çıkma özelliklerini saklı tutmuştur.
  5. nasıl yaşıyoruz?

    "dayak cennetten çıkmadır", "kızını dövmeyen dizini döver" gibi atasözlerimiz var. yıllarca hep bu ve benzeri örneklerle dayak aslında olumlandı.
    bu sözleri onaylamak ebette mümkün değil ancak toplumda oldukça yaygın olarak başvurulduğu da bir gerçek.
    bir erkeğin eşini dövmesi, bir öğretmenin öğrencisini dövmesi, bir babanın çocuklarını dövmesi, bir annenin kızını dövmesi...
    dayak; köleci toplumdan, feodal topluma ve ordan kapitalist topluma bir "terbiye", "eğitim" biçimi olarak kullanılmıştır.

    burjvazi, "şiddet karşıtlığı" temelinde dayağa karşı olduğunu söyler. karısını döven kocalara karşı kampanyalar düzenler. bazı emperyalist ülkelerde çocuğunu döven ailenin elinden çocuklarını alır. ancak burjuvazinin dayağa ne kadar karşı olduğu hep şüpheli ve tartışmalıdır.

    çünkü burjuvazi hem aile içinde, hem sistem içinde, hem ordu, polis gibi militarist kurumlarında dayağı "eğitim"in bir aracı olarark yaşatmış ve sürdürmüştür. bu konuda kelimenin gerçek anlamıyla riyakardırlar. burjuvazinin dayak, işkence insanları sindirmek, ezmek için kullandığı en temel aracı olmuştur. dünyanın en aşağılık işkence yöntemlerini uygulayan, işkenceci yetiştiren, işkence aletleri üretip dünyanın dört bir yanına pazarlayan emperyalistlerden başkası değildir.
    devrimci demokrat kesimler bu konuda da topluma örnek oluşturmalıdırlar. gerek karı koca ilişkilerinde, gerek anne babaların çocuklarına davranışlarında bizim düşüncelerimiz ideolojilerimiz çok güçlüdür. çocuklarımızı dayaksız eğitebileceğimizden, sorunlarımızın dayaksız çözülebileceğinden emin olunmalıdır.
    birincisi, dayak bir eğitim aracı değildir. köleleştirme aracıdır. sindirme, bastırma aracıdır. dayak insan kişiliğini ezerek baskıyla, zorla kişiyi sindirmek için kullandıkları bir yöntemdir. insanlara zorla, baskıyla birşeyler kabul ettirebilirsiniz belki ama, asala eğitemezsiniz. egemenler de zaten dayağı "eğitmek" için değil "terbiye" etmek için. yani boyun eğdirmek için kullanmaktadır.

    peki aile içinde ne zaman şiddete başvurulur? çoğu zaman "öfkeden" denilir. cezalandırma olarak görürüz dayağı. fakat esas olarak dayak çaresizlik sonucu başvurulan bir yöntemdir. oysa devrimciler hiçbir zaman çaresiz değildir. sorun ne olursa olsun dayağın dışında mutlaka bir çözümü vardır. devrimcilerin yaşamı örnek alınmalıdır.

    başta aktardığımız "dayak cennetten çıkmıştır" anlayışı islamcıların, dinin dayağı meşrulaştıran anlayışıdır. bu yanıyla dayağa karşı mücadele gericiliğe karşı da bir mücadeledir.

    yaşamın bir çok alanında önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır dayak. babası bir tokat attığı için evi terk eden çocuklara çokça tanık oluyoruz.
    bu konuda insanları bilinçlendirmeliyiz. "kızını dövmeyen dizini döver" anlayışının yanlışlığını kavratmalıyız. dinin dayağı meşrulaştıran ve burjuvazinin riyakarlığına karşı doğru yaklaşımın sosyalizmde olduğunu anlatmalıyız. anlatmak da yetmez; yaşamımızla örnek olmalıyız...

    (bkz: halk gerçeği)
  6. yeni meb sözlüğünde "dayak cennetten çıkmıştır" diye yer alan sözdür. açıklaması da "dayak kutsal bir eğitim aracıdır" şeklindedir.

    http://gundem.milliyet.com.tr/...

    şimdi sen bunları çocuklara öğreteceksin, sonra vay efendim niye şiddet toplumuyuz diyeceksin. hayır, sizi de kutsal bir şekilde eğitmek var ya neyse.
  7. bir atasözü. menfiliği aşikar ama ona sıkı sıkı sarılmakta ısrar ederiz nesiller boyu. bilirsiniz! "şiddet şiddeti doğurur" icazeti bize terstir. bizi bozup parçalar. onun yerine "nush ile uslanmayanı etmeli tekdir tekdirden anlamayanın hakkı kötektir" şiarından asla vaz geçemeyiz. kızını dövmeyen dizini döver türevi bir sürü söylemimizle gururlanır, iftihar ederiz.

    şu gezi ve benzeri olaylarda devletin güvenlik kuvvetlerinin kullandığı orantısız güç hep bunun emareleridir. toplumun çoğunluğuna bakarsak haksız olmaları şöyle dursun sonuna kadar doğrulanan bir atasözü değil mi sizce de!? üstelik de haşmetmaab ve şürekası üş-bej çapulcuya derslerini veren kahraman polis istişareleri yaparken.
    hal böyleyken bu bize ters demek bu toplumun insanlarını hiç tanımamaktır.
    ancak yine de siz siz olun şiddete şiddetle karşılık vermeyin ta ki onlardan bir farkınız olduğunuzu anlayana dek. bırakın önceleri salak bunlar ya falan desinler. gün gelecek sizi anlayanlar mutlaka çoğalacak.

    tanım mı? elbette çağdışılığı tartışılamayacak kadar ayan beyan ortada olan bir düşünce.