belki ilginizi çeker
  1. · beni bir kere dövdüler
  2. · sokakta intihara kalkışanı kurtarıp dövmek
  3. · rakının yanında gidenler
  4. · bam güm pat küt çat
  5. · feminizm dayak eksikliğidir
  6. · dünya kadınlar günü
  7. · tadını bilmeden kokoreç sevmeyen insanlar
  8. · komutan kepine şafak atmak
  9. · gerzek şaban
  10. · türklere özgü sevgi şekilleri
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  2. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  3. · darwin i bitiren balık
  4. · aylin aslım
  5. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  6. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  7. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  8. · parayla göt silmek
  9. · christopher lloyd

dayak  

  1. her insan evladının en az bir kere atması veya yemesi gereken, genelde bünyedeki alkol miktarıyla oluşma şansı doğru orantılı olan, şiddet içerikli eylem.
    (the weakest link, 11.08.2005 07:38 ~ 15.06.2006 13:39)
  2. (bkz: zopa)
    (easy company, 11.08.2005 11:09)
  3. kimi zaman ve zeminde cenneten çıkmadır şeklinde nitelenir,doğrudur
    (marooned, 11.08.2005 11:10)
  4. insanın zihinsel üstünlük sağlayamadığı durumlarda hayvansal özüne dönerek fiziksel şiddete başvurduğu durumda karşısındakine uyguladığı eyleme verilen ad.
    (uur, 01.01.2006 18:33)
  5. acizliği atıldığı yere göre değişen kavramdır;
    senden güçsüze asla atmamalısın tabi, ama insanı üzüntüden sinirden kıpkırmızı ve ruhunu aşşalık hissettiren aslında yaşça ve otoriter bir biçimde sizden üstün bir insana atıldığında oh dedirten bir eylemdir..
    ya da ayrılık konuşmasında, eski sevgilinin seni ne şekilde boynuzladığını dinleyip sabır içinde, daha sonra bir şey yokmuş gibi derin bir nefes alıp bunların acısını çıkartımak için ..şimdi beni dinle diyip önce önündeki bir bardak suyu suratına fırlatıp ıslak ıslak ne olduğunu anlamadan o mahluk, bir tane de patlatırsan en ağırından.. cennetten çıkmış olur o dayak ve sen cennete girmişçesine rahatlarsın.. işte o zaman ne sevgisinden eser kalır ne de boynuzlarının öcü yerde kalır .. eve gidene kadar bütün yol boyunca gülebilrisin.. aferindir sana..ohh
    (yati elena yati, 01.01.2006 18:42)
  6. (soldier in the army, 12.07.2007 12:28)
  7. türkiye'de yapılan bir araştırmaya göre halkın 3te 2si çocuklarını dövüyor. eşlerini döven erkeklerin bulunduğu aileler ise halkın yarısını oluşturuyor. ailelerin yarısının çocukları, okulda ögretmenlerinden dayak yemiş. halkın yarısı çocukların dövülmesini gerekli görüyor, 4te 1i de erkeklerin karılarını dövmesini normal karşılıyor.
    insanlar dayagı günlük yaşantının ve egitimin sıradan bir parçası olarak görüyor. araştırmadan çıkan sonuçları bizim de olagan karşılıyor olmamız sanırım daha kötü olan...kabullendigimizi gösteriyor çünkü açıkça. türkiyeyse 21.yyda insan haklarını yaygınlaştırmak hakkında söylenip duruyor. zaten son zamanlarda hep ve sadece söylenip duruyor...
    (andromeda, 20.08.2007 02:09)
  8. nush ile uslanmayıp,tekdirden de bir türlü anlamayanın hakkını vermek için cennetten çıkıp ,eşşek sudan gelinceye kadar geçen zamanda, bir kamyon dolusu atılan veyahut yenen bir tür sosyal faaliyettir. bazı eğitimciler vurdukları yerde gül yetiştirerek milli eğitimimizde de bu olgudan istifade ederler. sosyal anlaşmazlıkların kısa yoldan (ama doğru ama yanlış) çözümünde de kullanılan dayak, kaba kuvvetin geçer akçe olduğu toplum yapılarında gücü yetenin yetene atması ile bugün de güncelliğini korumaktadır.
    (yagmuradam, 29.10.2007 13:48)
  9. bazı durumlarda akla insanın kendini tatmin edecek farklı bir çözüm gelmediği için yada diğer çözümlerden daha fazla tatmin verdiği için başvurulandır.
    (maninthemirror, 18.08.2008 16:10 ~ 31.08.2008 20:59)
  10. bunu yapan ailenizden biriyse ve sokağın ortasında sırf bir neden yokken sinirini sizden çıkarmak için haksız yere kazık kadar yaştayken dövülmüşseniz bundan daha acı hiçbir şey olamaz. insan kesinlikle bu durumu aylarca, yıllarca aklından atamıyor, dışarı çıkmak istemiyor, özgüven paramparça hale geliyor. bunu yapan özellikle bir babaysa ve mağdur olan da kız çocuğuysa isterse milyarlarca sene geçsin unutulmuyor, unutulamıyor... bir de üstüne aile içi olaylarınızı gidip akrabalarınıza anlatması da cabası. anlatıldıktan sonra herkes size zavallı gözüyle bakmaya başlıyor.

    açıkcası deneme tahtası gibi görülmenize mi yanasınız yoksa emniyete gidip şikayet ettiğinizde ona hiçbir şey yapılmayıp sizi de onunla beraber hiçbir şey olmamış gibi o deli eve gönderilmeye mi?

    mağdursanız ve paranız yoksa bu ülke sizi korumak için doğru düzgün çaba sarfetmiyor. hoş korumaya kalkışsa ne olacak? yardım kuruluşlarındaki çalışanların geneli de insana insan gibi davranmıyor.
    (jane, 25.10.2008 17:50)
  11. anneden yiyince pek aldırmıyor insan ama babadan yiyince bi tuhaf oluyor ya.
    (kapıcı çöpçü hurdacı, 31.12.2008 17:13)
  12. eğercanlı kanlı olanlarına şahit olmadıysanız, ağırlığını asla anlayamayacağınız insanlık dışı eylem.

    bir üniversitenin bir öğrenci topluluğu, her sene, fakültenin eğitim verdiği alana uygun olarak "kıbrıs sorunu", "avrupa birliği sürecinde türkiye" gibi konular çerçevesinde sempozyumlar düzenlemektedir ve bu konu hakkında uzman kişileri konuşmacı olarak davet etmektedir. buraya kadar her şey hoştur güzeldir ama f tipi cezaevi yasasını hazırlayan hükümetin eski adalet bakanının konuk olduğu sene birsiyasi görüşün neferleri, üniversite dışından katılan yoldaşlarıyla beraber konferans salonuna girmek istemiş, üniversitenin kendilerini engellemeye çalışan görevlileriyle bir müddet atıştıktan sonra binanın girişinde yer alan ve üniversite öğrencilerinin harç paralarıyla yapılan cam kapıyı kırmışlardır. daha sonraki senelerde gelenek haline gelen "cam kapı kırma" alışkanlığına, güvenliğe karşı koyma, içerideki konuşmacının sesini bastıracak tonda slogan atma, konuşmacı binayı terk ederken kafasına içi ketçap dolu pet şişe isabet ettirmeye çalışma gibi yaratıcı eylemler eklenmiştir. son olarak konuşmacılardan rauf denktaş ve deniz baykal'ı protesto etmeye gelen gruptan birkaç öğrenci göz altına alınmış ve bu duruma sinirlenen siyasi parti mensubu öğrenciler jandarma ile çatışmış ve üniversiteye araç giriş çıkışını engellemişlerdir. (koca jandarma da bu duruma ancak bir kaç saat sonra engel olabilmiş ve yolları açmıştır. bu süre zarfında üniversitede bulunan ve olaylarla alakası bulunmayan yüzlerce öğrenci, taşıt geçen en yakın anayola ulaşmak için yaklaşık 7 kilometrelik yolu yürümek zorunda bırakılmışlardır.)

    olayların bir iki hafta sonrasında, ellerinde sopalarla, konferansı düzenleyen topluluğun fakülte içindeki odasını basan siyasi örgüt üyesi öğrenciler, odada bulunan iki kişiye dalmışlardır. bu durum karşısında, yeterince ürken mağdur öğrenciler, kendilerine saldıran ve yeterince sabıkaları ve hakkında süren pek çok soruşturmaları olan örgüt üyesi öğrenciler hakkında şikayetçi olmamışlar ve belki de daha şiddetli bir dayaktan kurtulmuşlardır. yine de durumu bir şekilde üniversite rektörüne ileten öğrenciler, "siz şikayetçi olmazsanız ben bir şey yapamam" cevabını almışlardır.

    bir diğer olay bir lise öğrencisi ve hemen karşı binasında bulunan başka bir siyasi örgütün binasında yer alan sempatizanları arasında geçer. lisenin -ki benim de eski lisemdir- kuruluş yıldönümü nedeniyle etkinlikler düzenlenmiştir. siz de konser alanına girebilmek için okulun önünde sokakta kalabalık oluşturan öğrencilerin arasında eski günlerinizi özlemekte ve kardeşiniz olarak gördüğünüz öğrencilerin arasında tatlı bir nostalji yaşamaktasınızdır. bu sırada hemen yan tarafınızda itişmeler olduğunu görürsünüz. bir lise öğrencisi ellerini kollarını oynatarak karşısındakilerle konuşmaktadır. karşısındakiler ise yaşları yirmi iki ile yirmi beş arasında değişen iki üç parti sempatizanı durmaktadır. (bu parti sempatizanları "kravatsız takım elbise" tarzında giydikleri için diğerlerinden çok kolay ayrıştırılabilir.) liseli çocuk, bağırmadığı için söylemeye çalıştığı şeyleri duyamazsınız ama karşı taraftaki parti sempatizanları çeşitli küfür ve kendisini iteklemek olarak gösteren fiziksel temaslarla şaka yapmadıklarını göstermek ister gibidirler. araya köşe başındaki birkaç taksici girer ve liseli genç uzaklaştırılmaya çalışılır. ancak çocuk arkasını dönüp giderken, bir parti sempatizanı sivri burun ayakkabısıyla çocuğun arkasından kalçasına denk gelecek bir tekme atar. çocuk buna rağmen, arkasını dönmeden söylenmeye ve eliyla koluyla hareketler yapmaya devam ederek olay yerinden uzaklaşır. bu durum karşısında adeta çılgına dönen partili gençler, çocuğun arkasından koşup kafasını yumruklarlar. işin en ilginç yanı bu noktada gerçekleşir. bu sırada olayı parti binasının çatısından gören ve olaya müdahale etmek için aşağıya inen bir grup partili de olaya katılır. artık altı kişi ve kılık kıyafetleri birbirinin aynı olan parti sempatizanları çocuğun koluna girerek liseli genci parti binasına doğru götürmeye çalışırlar. bu sırada yanınızda, gördükleri karşısında korkudan ve şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen kız arkadaşınız "bir şeyler yap, çocuğu dövecekler" deyip ağlamaktadır. bu noktada ağzından salyalar akan insan azmanlarına müdahale etmektense polisi aramak aklınıza yatar. 155'i aradığınızda telefonun iki kez çalmasına bile tahammül edemezseniz. neyseki partili gençler, çocuğu binaya sokmanın adam kaçırmaya eş değer sayılabileceğini farkedip çocuğu binaya sokmaktan vazgeçerler. onun yerine onu, hemen binanın girişinde yer alan "canpolat gıda"nın demirlerine doğru itekleyip düşürürler. onlar, demir parmaklıklara sağ kolu üzerine düşen gence birkaç yumruk daha atana kadar da -belki de hayatınızda ilk defa- aramış olduğunuz polisin köşede belirdiğini görürsünüz. polis olaya müdahale edecek diye rahatlamışken yanı başınızda bir trafik polisi arabasının ve iki trafik polisinin, olayı en başından beri takip ettiğini ve hiç bir şey yapmamış olduklarını farkedersiniz. liseli çocuk olaya karışanlardan şikayetçi olup, polis arabasının başında polislere olayı anlatırken, okula her gelişinde önünden geçmek zorunda kalacağı o çirkin yapıya bakar ve içeride, içlerindeki kini boşaltmak için o çocuğun, her hangi bir gün, her hangi bir saatte oradan geçeceğini bilerek dişlerini gıcırdatan partililerden nefret edersiniz. "henüz sakalı bile çıkmamış, yüzünde ergenlik sivilceleri olan on beş-on altı yaşlarındaki bir gencin yediği, ne yapmış, ne söylemiş olursa olsun haketmeyeceği dayak kadar ağır bir yumruyu boğazınızda hissederek gece yastığa başınızı koyduğunuzda uyuyamazsınız.

    bu iki olayda da benzerlikler çok fazladır. iki olayda da olaya sebep olanlar uç siyasi fraksiyonlara gönül vermiş kişilerdir. iki olayda da mağdur olanlar, belinde silah taşımayan, hayatında belki de hiç kavga etmemiş olan insanlardır. iki olayda da olaya müdahale yetkisi olduğu halde seyreden en az bir kişi vardır. (rektör, polis) iki olayda da tek başına olan değil, "köpekler gibi sürüyle gezenler" kazanmıştır. iki olay da, adaletin olmadığı bir dünyada insana "keşke bir süper kahraman olsaydım" dedirtmiştir.

    dayakla ilgili yıllar önce yazdığım bir şey de vardı. onun da yeri burası sanırım...

    "9 kasım 2005 çarşamba günü ankara'nın işlek caddelerinden olan meşrutiyet caddesi'nde genç bir bayana, uzunkurtlar vadisi paltolu, beyaz kadir inanıratkılı genç bir erkek tarafından atılanına şahit olduğumda müdahale edemediğim için günlerdir etkisinden kurtulamadığım, adamın kadını saçlarından çekip hakaretler yağdırarak neden ve ne tarafa doğru iteklediğini hiçbir zaman öğrenemeyeceğim, kadının altın sarısı saçlarının çekilmesinden duyduğu acıdan çok, zedelenen onuru için attığı çığlıklar kulaklarımdan belki de yıllarca silinmeyecek olan insanlık dışı eylem."
    (charey, 05.07.2009 13:04 ~ 13:18)
  13. (avluda oturan sizofren, 26.08.2009 22:58)
  14. dayak yemek ve atmak olmak üzere ikiye ayrılır . birincisi yaşanılmaması gereken bir tecrübedir. ikincisi ise uygulamaya konulduğunda insana zaman zaman rahatlık veren zaman zamansa insanın vicdan azabı çekmesine yol açan faaliyet .
    (masumköylü, 12.10.2009 14:55)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil