merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

davut yıldızı

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. pentagram ile sık karıştırılır. türk mitolojisinde kutsal olduğu için balballarda * ve eski türk devletlerinin bayrakları ile ordu sancaklarında görmek mümkündür. daha siyonizm diye bir fikir akımı yok iken, türk hükümdarları bunu simge olarak kullanıyorlardı.

    ekleme: davut yıldızı mührüsüleyman olarak da bilindiği için, daha çok yahudilere ithaf edilir, ama bence tarihsel gelişimi yahudilikten de eskidir.

    ekleme 2: candaroğulları beyliği de bayraklarında bu simgeyi kullanmışlardır.

    http://tr.wikipedia.org/...
  2. semavi dinlerden önce de kullanılan bir semboldür. en basit anlatımla yin-yang benzeri "denge" manası vardır. gene aynı sembolde olduğu gibi ucu yukarıya bakan üçgen erkeği (siyah), aşağıya bakan ise dişiyi temsil eder. (beyaz) içiçe geçmeleri de tekamül inancına paraleldir.

    anlamından ötürü negatif enerjiyi polarize edeceğine inanılıyordu. benzer bir sembol olarak keltlerin iki uçlu yaşam ağacı da örnek gösterilebilir. bu sefer sembol, göğün ve yerin bilgisinin bileşimi olarak karşımıza çıkar. bu konuyla ilgili meşhur deyiş de şudur: "yukarıda nasılsa aşağıda da öyledir."*
  3. altı köşeli yıldız. güya bir kutsalı aşağılamanın türkçesi. israiloğullarına gösterilen sözde düşmanlığın alâmet-i farikası.

    hiç düşünülmeden yakılan yıkılan kutsal emanet.

    hakikat ehlinin dilinde mühr-i süleyman ve/veya necm-i davud...

    bir remz, bir temsil, bir simge.

    çokluğun sırrı. çokluğun kendisinden türediği birliğin değil, bizzat ikiliğin... hem de varolanları varlığa çıkaran ezelî aşkın kökenindeki ikiliğin...

    birbirine sarılmış iki üçgen.

    bu yüzden de altı köşeli.

    aşkın yıldızı.

    mühr-i süleyman ve/veya necm-i davud...

    ardında asırlar var bu remzin. insanlık var. tanrı var. kelâmı var. tecellisi var.

    dinler tarihinin en önemli sembollerinden...

    her şeyden evvel, ezelî hikmetin sembolü olarak bir sırr-ı azîm. hikmet-i hâlide'nin...

    seminer filan değil, gerçekte sempozyum konusu.

    felsefe'nin. teoloji'nin. tasavvuf'un.

    haydi bakalım, dersini çalışana aşkolsun!

    * * *

    "aşkolsun!" gerçekte bir bektaşî tabiri.

    kabaca, "aşk olsun, aşk ile olsun, her şey aşka münkalib olsun!" demek.

    varlığın kökeninde aşk u iştiyakı gören bir hikmet pınarının çığıltısıdır aşkolsun!

    firak ve hicranı kutsayan, vuslat'tan ziyade firakı önemsediği için hicranda ikamet etmenin hazzıyla serhoş olmaktan kaçınmayan vücûd ehlinin haykırışı.

    varlığın sesi.

    bu yüzden mest-i müdam unvanlı âşıkların ezelî serhoşluğunun nârâsıdır aşkolsun!

    hünkâr hacı bektaş-ı velî'nin...

    çağdaş dindarların ayaklarının tozu olası o horasanlı yoksulların...

    dervişân-ı hakkın...

    mühr-i süleyman ve/veya necm-i davud...

    hicrandan vuslata tüm yolcuların en kısa hikâyesi.

    aşkın ve dahî firakın.

    * * *

    malum a, israil bayrağında da yer alan bir sembol altı köşeli yıldız.

    remz içre remz.

    bu nedenle nâdanın burnundan solumasına yol açan bir kırmızı şal âdeta.

    evet, nâdanın... hiç farketmiyor nedense, dindar veya dinsiz nâdanın...

    osmanlıya düşman zihniyetin elindeki burhan-ı kaatı.

    kesin delil yani.

    bir yerde altı köşeli yıldızı mı görüyor hemen eline alıyor bıçağı makası, onu gördüğü yerden kazımaya çalışıyor. cânım sanat eserlerini, ecdad yadigârını paramparça ediyor böylece. özellikle son otuz yıldır.

    eyyüb sultan türbesinin girişindeki o güzelim yıldızları hiç acımadan makasla tek tek kesen zihniyetin marifeti bu kadardır!

    eyyüb sultan'ı mühr-i süleyman'dan mahrum etmeye çalışan hamakatın...

    ekşimişliğin...

    * * *

    meselenin bir tarafında da nâdanın başka bir çeşidi var. bektaşiliğin özüyle temas edememiş bir başka zihniyet... hakikat dostlarını dostlarından ayırabileceğini zanneden daha naif bir nâdanlığın sahipleri...

    lütfen, sabırla ve dikkatle aşağıdaki metni okuyunuz, tıpkı geçen hafta hacı bektaş'ı ziyaretim sırasında okumak zorunda olduğum şu eser-i hamakatı...

    hacı bektaş-ı velî'nin türbesinin girişindeki üçler çeşmesi'nin alnında kakılı mühr-i süleyman'ı sözümona tanıtmak üzere karalanmış şu utanç belgesini:

    — "anadolu'da selçuklu ve osmanlı mimarisinde çok kullanılmış bir motiftir. motif bir çember içinde altı adet uç oluşturan birbirine geçmeli ters iki üçgen ve ortalarındaki altı dilimli rozet (gül)den oluşmaktadır. motifin çok farklı anlamları vardır. bektaşilikteki yorumu evrenin şifresinin sevgi olduğu ve bunun da gül ile sembolize edildiği; yukarı bakan ucun ateş'i, yani yanlışı, aşağı bakan ucun su'yu, yani doğruyu temsil ettiği, ve dolayısıyla hayatın doğru ve yanlışların çatışmasından ibaret olduğu şeklindedir. bu bize ünlü filozof hegel'in tez (sav) + antitez (karşı sav) = sentez (bireşim) felsefesini de anımsatmaktadır. ayrıca davud yıldızı olarak bilinen motifin altı ucundan herbirinin bir peygamberi temsil ettiği (musa, ibrahim, harun, davud, yakub ve ishak) yönünde bir görüş de vardır."

    nedir şimdi bu?

    düpedüz aşağılık kompleksiyle karalanmış bu satırların, bu cehalet plaketinin sahibi kim?

    hünkâr'ın eşiğini öpmeye gelen canları böylesi bilgiçlik numûneleriyle karşılamaktan utanmayan zavallıları biraz daha yakından tanımak gerekmez mi?

    neymiş, "bu bize ünlü filozof hegel'in tez + antitez = sentez felsefesini de anımsatmakta" imiş.

    bilgiç yazarımızın belli ki ne philosophia perennis'ten haberi var, ne de hegel'in öğretilerinden...

    sav + karşı sav = bireşim.

    zavallının diyalektikten bütün anladığı işte bu kadar!

    georges politzer sığlığı. felsefenin temel ilkeleri.

    bir yandan hacı bektaş mehabbeti, diğer yandan hegel bilgiçliği...

    bari hakkını vermiş olsaydı.

    inkârın. hiç değilse, inancın...

    * * *

    bir de hacı bektaş-ı velî'nin ömrü boyunca uğruna kurban olduğu o peygamberlerin isimlerinin yazılış biçimine bakar mısınız? üslûba ve sıralamaya...

    — "musa, ibrahim, harun, davud, yakub ve ishak...

    evrenin şifresi sevgiymiş, ve hayat da yanlış ve doğruların çatışmasından ibaretmiş.

    neymiş? bu yönde bir görüş de varmış.

    yazık, çok yazık!

    bu üslûbdan hünkâr hacı bektaş-ı velî'nin ruhunun incindiğinden kimsenin kuşkusu olmasın!

    "incinsen de incitme!" diyeni böyle mi incitir acep o ham ervah?

    * * *

    yoksulları hizmete çağırıyorum.

    anadolu'nun saklı bilgelerini... ve alevî-sünnî bütün canları... hak dostlarını...

    hacı bektaş-ı velî'ye sahip çıkmalı.

    pirimize, ustamıza... sırf yüzü suyu hürmetine...

    hünkâr'ın itibarına gölge düşmemeli... itibarına, yani eşyaya itibar ediş tarzına...

    böylelikle, ne zavallı filozofa yazık etmeli, hegel'e, onu mertebesinden yukarı çıkarmak suretiyle, ne de dedebabaların kadr u kıymetine halel getirmeli, sırf ucuz bir bilgiçlik gösterisi uğruna...

    * * *

    mühr-i süleyman'a gelince, o mühür mâlik olanların değil, sâlik olanların şanındandır. aşk aşk deyû yola düşmüş yoksul canların...

    "hû diyelim de necm-i davud kararan kalplerimizde ışıldasın!" diyen kalenderîlerin...

    bektaşî nefesleriyle dirilen merd ü zenlerin...

    erkeklerin ve kadınların...

    mühr-i süleymanda yüzünü gizleyen hz. insan'ın...

    dücane cündioğlu