|
|
- türk insanına basketbol resitalleri veren unutulmaz isim .efsane tofaş takımı nın oyunkurucusu .
(zitox, 02.08.2004 14:13)
- tofaş'ın alt yapısında oynarken imzasını aldığım fakat sonradan kaybedip kahrolduğum ve ağzını yarım metre açarak gülmesini hiçbir zaman unutmayacağım basketbolcu
- 89-90 yıllarındaki magic johnsonlı, kareem abdul-jabbarlı efsane la lakers kadrosunun yedek point guardı. ilk adını gördüğümde "kesin başkasıdır, isim benzerliği felan*dır" dediğim, sonra o olduğunu öğrendiğim, onun etkisiyle kobe*'ye ihanet edip sekiz numaralı formamı on beş numara ile değiştirdiğim, euroleaguede attığı uçan üçlükleri ağzım açık izlediğim, türkiye'den gelmiş geçmiş en iyi point guard* *
- avrupa basketbolunun gördüğü en iyi amerikalı(kusura bakmayın dominique wilkins dahil).jabbar lı johnson lı lakers ın yedek guardı olduğu doğrudur.avrupadaki ilk deneyimini fransada yaşamıştır.adını hatırlayamadığım takımda çıktığı ilk idmanda koçu gördüklerine inanamaz ve yardımcısını çağırır:
-gördüklerim doğru mu
+sanmıyorum
fransa yı dağıtması uzun sürmez.ardından transfer olduğu olympiakos ta ise hem taraftarın sevgilisi hem de avrupa nın kralı olmuş,mvp ödüllerini toplamıştır(euroleague mvp si dahil).o kadar yetenekli bir oyuncudur ki o zamanlar aynı takımda oynayan tarlac gibi bir hayvanı bile adam edip,bir süre sonra nba kapılarını zorlamasına bile neden olmuştur.oyun içinde paylaşımcıdır.asistleriyle arkadaşlarını beslerdi fakat oyun düğümlendiği anlarda hiç ama hiç tükenmeyen hücum alternatifleriyla karşı takımların başına bela olurdu.seneler önce eurostars adında bir organizasyon yapılmıştı istanbulda.avrupa nın en büyüklerinin katıldığı o organizasyonun da mvp si rivers tı.o gün hepimiz naumoski diye bağırırken ödülü rivers ın alacağından da şüphemiz yoktu.türkiye ye de şampiyonlukla veda etmişti.bakın şampiyonluk maçında soyunma odasında olan antrenörlerden biri ne diyor:
-deli adam yine geldi soyunma odasına.bilmem kaç sayı gerideyiz.çantasından amerikaya uçak biletlerini çıkardı.herkes şaşkındı.arkadaşlar ben maçtan sonra amerika ya gidiyorum,beklemeye hiç niyetim yok.
bunları karşılarında efes gibi büyük bir marka varken söylemesi de hayret verici.yanlış hatırlamıyorsam efes guardı da naumoskiydi o zaman.ikinci yarıyla birlikte rivers bombardımanı da başlar ve üstadımız dediğini yapar.bilmem kaç sayı atar maçı alır,uçağa atlayıp gider.söz konusu antrenör de hayatını rivers ın maceralarını anlatarak geçirir.tıpkı o zamanki takım arkadaşları gibi.
tofaş ın kapanma kararı beni özellikle rivers açısından çok üzmüştü.türkiye de bir daha göremeyeceğimiz nitelikte bir oyuncuydu ve tofaş kapanmasaydı 3 yıl daha bursada kalıp bizleri mest etmeye devam edecekti.
- kalitesi tartışılmaz, yere paralel sert şutlar atıp da sayı yapabilen ender insanlardan. tofaş'ın bize yutturduğunu sandığı yeniden yapılanma bahanesiyle kendi kendini mahrum bıraktığı adam. nedense beyazlar beceremez (orijinal adı white men can't jump sanırım) filmindeki wesley snipesı getirir aklıma.
- olympique antibes takımını deyim yerindeyse tek başına şampiyonluğa taşıdıktan sonra olympiakos ile avrupa'da çılgın atıp,teamsystem bologna'da keyfi kaçan,tofaş'ta aradığı huzuru bulduktan sonra da güç kaybeden olympiakos'a vefa borcunu ödeyen,mükemmel ötesi yetenekli basketbol oyuncusuydu.
aklımda en çok iz bırakan anlardan birine de sahiptir: geldiği ilk sene istanbul'da efes pilsen'le karşılaşacaklar ve şans o ya ben de salondayım,ısınma falan derken maç başladı ve ben de sihirin etkisine kapılmış gibiydim,maçı kim kazandı hatırlamıyorum ama naumoski ile öyle bir kapışmaya başladılarki inanılmaz ötesiydi,şimdi nerde öyle maçlar.
|