david hume   

adana çık aradan

  1. bileşik olan her şeyin boş, anlamsız olduğunu ve bir gün mutlaka yok olacağını düşünen, ölüm döşeğinde ona ölümden sonraki yaşama inanıp inanmadığını soran arkadaşına "ateşe atılan bir kömür parçası yanmayabilir de" diyerek cevap veren, bilinmezci filozof.
    (marla singer, 19.09.2004 17:27)
  2. 26 nisan 1711 - 25 ağustos1776 tarihleri arasında yaşamış iskoç filozof ve tarihçidir.

    başlıca eserleri
    * a treatise of human nature (1739-1740, insanın doğası üzerine bir inceleme)
    * essays moral, political and literary (1742, ahlak, siyaset, yazın denemeleri)
    * an enquiry concerning human understanding (1751, insanın anlama yetisi üzerine bir soruşturma, çev. oruç aruoba, hacettepe üniversitesi yayınları)
    * political discourses (1752, siyasal söylevler)
    * history of england (1754-1762, ingiltere tarihi)

    ölümünden sonra çıkan eserleri
    * dinin doğal tarihi (natural history of religion)
    * tabiî din üzerine diyaloglar (dialogues on natural religion) (din üzerine çev. mete tunçay, imge yayınları)
    * intihar ve ruhun ölümsüzlüğü üstüne deneme (on suicide and on the ımmortality of the soul).
    (adanus, 10.07.2006 17:31)
  3. (bkz: desmond david hume)
    (lethe, 23.12.2006 02:45)
  4. dinin doğal tarihi üzerine yazdıkları her daim başucu eseri yapılabilecek, neden-sonuç arasındaki o muğlaklığı sorgulayarak kant abimizi dogmatik uykusundan uyandırmış şahsiyettir.

    ve yine din üzerine başlığıyla dilimize çevrilen kitabında belirttiği üzere; "umut ve korku, bilinmeyen nedenler ve imgelem" ile dinin insan zihnindeki temellendirilişini yapan, atezime yakın bir agnostik duruş sergileyen deneyci filozoftur.

    (her ne kadar sözkonusu eseri değerlendiren birtakım şahıslar kendisinin bir teist(!) olduğunu söyleyecek kadar ileri gitseler de.)
    (bulanti, 27.03.2008 21:22)
  5. dinin doğal tarihi adlı muhteşem eserinde, günümüze değin gelen bir sorunun altını çizmiştir. dinin dogmalarına ve bu dogmaları destekleyen göreceli kanıtlara kayıtsız şartsız inanan filozoflar.

    bahsettiği üzere, çoktanrıcılığın birbirini desteklemeyen ve çelişkilerle dolu kanıtlarından, söylevlerinden sıkılan filozoflar, tek tanrı inancı ile birlikte bir düzene girmişler, tektanrıcılık keşfinin kanıtlarının birbirini desteklediğinden faydalanarak düşünmeyi(özellikle sorgulamayı) bırakmış ve tanrıcılığın fikirlerine hizmet edecekleri ya da onu eleştirecekleri yerde adeta ona sığınmışlardır.

    kanımca, bu hadise de semavi dinlerin eleştirilemez yapısını oluşturmuştur. bu nedenledir ki, sorgulamayı günah sayan bir alimin(çoğunlukla rahatlığından ötürü) yetiştirdiği halk da ondan farklı olamaz. putperestlikten gelen toplum, rastlantılarla yaşadığı ve bu yüzden de boş inançları benimsemeye daha yatkın olduğu üzere, kendine dini öğreten filozofa, alime vb. kişilere kimi tanrısal tınılar eklemiştir. eleştirmenin ve dolayısı ile farkına varmanın ne demek olduğunu dahi bilmediği için, çoktanrıcılığından gelen bazı alışkanlıklarını, (belki de politik amaçlar için inandığı) tektanrıcılığı ile harmanlayıp kendi dinini yaratmıştır. bu da hume un dediği gibi, tektanrıcılık ile çoktanrıcılık arasında oluşan gel - git in sebebidir.
    (banker bilo, 24.04.2008 03:49)
  6. neden-sonuç bağını sorgulayışıyla bende hayranlık uyandıran ve immanuel kant abimizi kendi ifadesiyle dogmatik uykusundan uyandıran edinburgh doğumlu filozoftur.
    (bulanti, 13.05.2008 00:31)
  7. gerçekliği algıyla açıklayan ve algıyı izlenim ve fikir olarak ayıran bilim adamı.

    izlenimi, duyu ve yansımalar; fikirleri ise hafıza ve imgeleme başlıklarında inceler.
    (hwinore, 15.07.2008 18:33)
  8. “inananlar için tanrının inayeti, diğer insanlar için eğitimin gücü ve şayet arzu ederseniz, insanların kararlara varmak için bilgisizlik ve tabii yönelişleri…bütün bunlar pyronienlerin okları karşısında delinmez bir kalkan meydana getirirler.”

    septik felsefe tarihinde önemli bir adam, hume’un kendi sistemini büyük ölçüde onun üzerine kurduğu bayle septisizmin dayanaksızlaştırdığı inançlara bağlanma hususunda kendisi için pek bir anlam ifade etmeyen bu önerileri getiriyordu. richard h. hopkin, bayle ve hume* adlı yazısında hume ve bayle arasındaki kuşkucu farkı ortaya koyarken, felsefe çalışmalarının sağlayacağı en büyük faydanın felsefenin yanlış bir yol gösterici olduğunu anlamak anlamına geleceğini ileri süren bayle’ın yıkıcı kuşkuculuğu karşısında boşluğa düşen hume’un pascal çözümünü ve bu çözümün çözümsüzlüğünü referans alır. mutlak vahyin yumuşak yorganına sarılarak korunan bayle için, her şeyden şüphe edilmesi halinde insanın nasıl yaşayacağı gibi bir sorun pek gündemde değildir. bahsedilen pascalcı çözüm ise tabiatı devreye sokar.

    “eğer uyanıksa, çimdiklenmişse, yanmışsa bunlardan şüphe mi edecektir? o hiçbir zaman bu duruma erişemeyecektir. ve ben insanın hiçbir zaman gerçek anlamında tam bir pyronist olmadığını söylüyorum. tabiat yetersiz aklımızı destekler ve böyle çılgın bir hale gelmesine engel olur”

    ancak doğanın öğretileri, “hayvani inanç, adet, alışkanlık ve içgüdüler”* hume’un septik krizi için bir çözüm değil hayat içerisindeki koşuşturmada krizin askıya alınabileceği nefes aldırıcılar niteliğindedir. kör inanca tabi olması dolayısıyla bayle için varoluşsal bir problem teşkil etmeyen şüphecilik hume’un doğrudan deneyimlediğidir. “bayle insan aklına olan güvenini kaybetmiş olmakla üzüntü duymadığından intellectuel dünyada yapmakta olduğu yıkıntılara sükunetle bakabildi. o’nun bir cevabı vardı”*

    *richard h. hopkin, bayle ve hume, felsefe arkivi sayı 17
    (düzgün kayar, 12.09.2008 10:20 ~ 16.09.2008 11:05)