|
|
- eski zamanlar, '90ların en başı, işte o dönemin illeti. şimdi elektronik sudoku aleti veren gazeteler o zamanlar translator ve databank hadisesine çılgınca merak salmıştı. casio üretimi işlevsellikten yirmibin fersah uzak bu aletler, günümüz cep telefonlarının ajanda özelliğinden ve alarmlı saatten müteşekkildiler.
lakin her satılması gereken alet gibi bu databankların içinde de bu verimsiz özellikleri saklayacak bir şeyler vardı. o da casio databankın ilginç dövüş oyunuydu. dövüş de denemez ya, her ne haltsa işte.
önce saç, sakal, gözlük, bıyık seçeneklerini kullanarak bir tip yaratıyordunuz ve databank bu yarattığınız tipi kafasına göre puanlayıp sırayla zorluğu artan 5 rakibin karşısına çıkarıyordu. rus rakip vardı o zordu hakikaten.
neyse enter tuşu vasıtası ile atak yaptığınız bu oyunda ilginçtir ki parmağınızı oturtabilirseniz karşınızdakini cozur cozur yakabildiğinize inanılırdı. bu özel saldırı becerilince ekranın sol yanı için adam büyük harfle oh şeklini alıp yıldırımı yandan yerdi, sağ yanı içinse yine büyük harfle temsili ho şekline girerdi.
bu yüzden biz bu atağa "ho ve oh koymak/çekmek" diyoruz.
bu giride databankın saçma oyunundan başka hiçbir şeyden bahsedilmemiş olması sanırım mevzubahis aletin nasıl gereksiz bir para tuzağı olduğunu açıklamaya yeter. o dönem databank vermek yerine post-it, ajanda falan verseydi gazeteler 2 kat zengindik, japonlarsa açlıktan kırılıyor olurdu. ya ya.
- (bkz: hesap makinalı kol saati)
- çocukken databank karizmanın tavan yaptığı olaydır.uzaktan kumandalı saatten bile karizmadır.bir örnek diyalog :
a : oğlum saatimi gördün mü.uzaktan kumandalı kanal değiştiriyor
b : o da bişey mi oolum bende databank var.
a : harbi mi len ibne.versene bi bakayım
b : olmaz.telefon numaranı söylesene kaydedeyim..
- aslında pek bir boka yaramayan ancak çağın ötesinde elektronik bir alet olmasından dolayı gıpta ile bakılan cihaz. bir aralar benim de vardı ama pek bir faydasını gördüm diyemem
|