her kokuyu aşırı derecede uzaklıktan bile en ufak bileşenine kadar ayırt ve analiz edebilen ama kendi kokusu olmadığını fark ettiğinde en ufak bir insan kokusunun bile olmadığı kadar uzağa giderek bir mağarada yaşayan ruh hastası bir insanın hayatını anlatan kitap.
mükemmel bir sona sahip kitap, daha iyisi olamazdı diyesi gelir insanın. jean baptiste grenouille adlı bir adamın hikayesini anlatır koku. grenouille(fransızca.kurbağa) mükemmel bir koklama yeteneğine sahiptir, bizim için görüntü ses neyse onun için koku odur, kokular dünyasında yaşar, bizim beş duymuzu kullandığımızdan bin kat daha iyi kullanır bu yeteneğini. bay kurbağa saf kötüdür, onun için başkası başkaları yoktur, sadece kokular vardır. üstündür o bizden sahip olduğu bu yeteneğiyle, bizi hepimizi herşeyi koklar, içine hapseder. nitekim bir gün farkeder ki, herşeyin herkesin bir kokusu olmasına rağmen kendisinin bir kokusu yoktur. bunu farkedince bizden uzak yaşadığı mağarasından çıkıp, kesinlikle aramıza değil ama belki biraz yakınımıza gelir, kendi kokusunu yapmak, kendi kokusu varmış gibi yapmak için. bu uğurda herşey mübahtır cinayet bile, pardon aslında grenouille'in kokulardan fırsat bulup da kurbanlarını yaptığı eylemin cinayet olduğunu söyleyecek kadar önemsediğini,bırakın önemsemeyi fark ettiğini sanmıyorum. okunması şiddetle tavsiye olunan bir kitaptır koku, kaçırmayınız.
deli gibi dirsek içlerimi filan koklayıp sonra "oh beaa, kokuyomuşum"* dememe neden olan kitap. kitapta yoğun biçimde bir toplum eleştirisi mevcut(bana öyle geldi). ayrıca kitabı okuyunca kenelerin saygı duyulası ama aynı zamanda korkulası hayvanlar olduğunu anlıyorsunuz.
duyduğu herhangi güzel kokuyu ele geçiremezse, kokuyu oluşturan bileşenleri tanımlayamazsa hayatının hiçbir anlam ifade etmeyeceğini düşünen bir dahinin anlatıldığı kitap.
okunmasını şiddetle tavsiye ettiğim, derin anlamlar taşıyan, okuduğunuzda hayatınıza yeni anlamlar katacağınız, klasiklerin arasına girmesi gereken kitap.
patrick süskind'in harika romanı.
bir de bir insan bir insanın kokusunu beğeniyorsa ,seviyorsa onu gerçekten seviyordur.en primitif duyu..asla yanılmaz..
http://www.parfum.film.de/
linkinden filmi hakkında ayrıntılı bilgi alınabilir. filminin de kitaptaki sürükleyiciliği ve de başarıyı yakalamasını temenni ediyoruz..
tim burton,stanley kubrick,martin scorsese gibi ustaların çekmeye yeltendiği ama vazgeçtiği,tom tykwer'in beyazperdeye aktardığı enteresan bir konusu olan çarpıcı patrick suskind romanı.
henüz izlemedim ama kitabın insanı silkeleyen finali perdeye nasıl yansımış merak ediyorum.
en çarpıcı roman karakterlerinden birinin çizildiği patrick süskind eseri. jean-baptiste'in olaylara, insanlığa ve dünyaya bakış açısı bana hep neutral evil sınıfını hatırlatır.
peşinen söyleyeyim, 'bir katilin hikayesi' deyince en olmadık vahşilikte, sadistçe ve mazoşitçe işlenencek cinayetlere hazırlamayın kendizi, bu kitabı okumaya karar verdiğinizde. çünkü bu katil, kurbanlarının ölüsünü yiyen,onlara tecavüz eden, kurbanları ruhunu teslim ederken haz duyan, zevk için adam öldüren psikopat bir katil değil. katil kelimesinin etkisi, eşsiz dehası ve yeteneğinin üzerine ürkütücü bir etki yapamıyor ayrıca kitabı okuyup, kahramanı tanıyınca.
jean baptiste grenouille insanın beş duyusu arasında belki de çoğumuza göre hayati bir önem bile taşımayan koku alma duyusu son derece gelişmiş ve bu duyusu sayesinde, insanoğlunun tahayyül dahi edemeyeceği kokuları meydana getiren, dünyalık tek zevki koku olan, pek çok eylemin, hissin kendi zihnindeki karşılığı koku olan bir dahidir. durum böyle olunca, öldürdüğü kurbanlarının ardından üzülmüyor insan. 'o koku için o insanın ölmesi gerekiyormuş' diye de düşünedebiliyorsunuz hatta.
edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlanması durumunda sinemadan yana hayal kırıklığı yaşanır çoğu kez. ancak bu eser için bana göre durum tam tersi. sinema versiyonu oldukça başarılı ve ne yalan söyleyeyim kitaptakinden daha fazla etkiledi beni.bir defa kitapta sevgili dahi-katilimiz son derece çirkin, gudubet bir yaratık olarak tasvir ediliyordu. ancak sinemadaki jean baptiste grenouille eni konu yakışıklı hatta diyebilirimki seksi bir adam. (bkz: ben whishaw)
kısacası, bu eserin filmini izlemekle eseri okumak arasında kalırsanız filmi tercih edin. ama şunu da unutmayın, o filmi besleyen bu sıradışı eserdir.
etkileyici hayal gücü ve kokuları tasvir etme yeteneğiyle yazarının beni kendisine hayran bıraktığı kitaptır...cam kokusu,su kokusu,taş kokusu ve daha bizim algılayamadığımız milyonlarca kokuyu mükemmel şekilde anlatır patrick süskind..ayrıca jean baptiste,insanlar üzerinde istediği etkiyi yaratabilmek için öldürdüğü kadınlardan ürettiği kokuları kullanmaktadır...şöyle ki yeri geldiginde silik bir kişiliğe bürünerek cinayetlerden ustalıkla sıyrılabilirken,diğer zamanlarda kokusu sayesinde insanlar ona büyük bir sevgi ve hayranlık duymaktadır.kitap oldukça etkileyici bir sona sahiptir..güzeldir,hoştur,sevilip beğenilmiştir..
henüz bitirdiğim kitap. açıkça söylemek gerekir ki, patrick süskind anlatımı ve kurgusu oldukça ustalıklı. kitaptaki hiçbir karakter tip değil, hepsinin ruh durumları açıklanmış ve az çok anlaşılması sağlanmış. bunlara rağmen, baş karakter grenouille'un kafamda tam olarak oluşmadığını, kafamda çözümlenemediğini söyleyebiliri. tabii bu benim mallığım da olabilir.
sevgilinizin göğsünde izlerseniz ikinci cd'nin 4/3' ü gibi bir yerlerde uyumanızın ( ehu eheeee ) mümkün olabileceği, izlerken merak uyandıran oldukça değişik konulu, güzel film. ha bir de izledikten sonra insanda parfümlerini koklayıp, irdeleme isteği yaratıyor...