merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  • videolar

  1. 2

das kapital

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  1. karl marx'ın eserin ilk basımına yazdığı önsözden bir bölüm:

    "bir toplum, hareketini yönlendiren doğal yasayı bulduğu zaman bile -ki bu eserin amacı, modern toplumun hareketlenişinin ekonomik yasasını bulup göstermektir-, toplum, kendi doğal gelişmesinin aşamalarını, ne bir sıçrayışta aşabilir, ne de kararlarla yok edebilir; olsa olsa gebelik dönemini kısaltabilir ve doğum sancılarını hafifletebilir."
  2. komün insiyatifinden;

    kapital’le ilgili her tartışma mutlaka bir temel yanlışla başlar: kitabın tam ve doğru ismi “kapital: ekonomi politiğin eleştirisi”dir. şimdilerde hem burjuva cepheden hem de ‘devrimci’ yapılardan doğru kapital’i hatta marks’ın eserlerinin bütününü “tarafsız”, “objektif”, “açıklayıcı”, “aydın bakışıyla” yazılmış olarak görme eğilimi modadır. burjuva cephede modadır; çünkü sosyalist ideolojiyi toplumsal pratikten ve eylemli-taraflı bir duruştan yoksun kılmak-göstermek işlerine gelmektedir.
    devrimci cephede de modadır; çünkü iç savaşın düzeyi düşmüştür. bu düşük yoğunluk içerisinde sınıfın gerçek önderleri değil, ancak toplumsal pratik eksikliğinden yararlanan bir dizi “kaçak güreşçi”, “yaşayan ölü” söz sahibi olur ve her zaman gündemi tartışmanın bol eylemin az olduğu bir noktaya çeker. en yakınınıza bakın görürsünüz ki; bugün devrimci hareket ve devrimci örgütler adına konuşanların birçoğu yalnızca bir dönem önce yüzlerine bile bakamayanlardır. rüzgârın şiddeti her dindiğinde bunlar piyasaya çıkar, fırtına kuvvetlendiğinde ya gerçek yüzleri ortaya çıktığından tasfiye edilir, ya da keskin bir iç savaşın yükünü göğüslemeyeceklerinden geri çekilir. 40 senedir onlarca kahraman işkencede, direnişte, eylemde ölürken bunlar kendi köşelerinde pekte rahatlarını bozmadan “aydın tavrıyla” hayatlarını sürdürmüşlerdir. ya da ilkönce onlar çözülmüş, davaya ihanet etmiş ve mücadele zayıfladıkça ortaya çıkan belleksizlikten yararlanarak kirli geçmişlerini ört-bas etmişlerdir.
    sosyalizmi iğdiş eden iki cephede bu yüzden her zaman marks veya engels’i eylem adamı kimliğiyle değil, küçük-burjuva aydın portreleriyle göz önüne çıkartır ve tartıştırırlar.
    bu yüzden eğer kapital’in mimarisini tartışmak gerekiyorsa açıkça kapitalist ekonomi politiğin eleştirisini göz önüne almak gerekir. marx, çıkardığı her formülden, yaptığı her saptamadan sonra durur bütün bu işleyişin ingiliz işçi sınıfı üzerindeki ekonomik ve siyasi etkilerini açıkça ortaya koyar. bunu bilinçli olarak ve sürekli yapar. kitabın her bölümünde modern burjuva toplumunun işçi sınıfı üzerindeki etkisini görmek mümkündür. oysa içinden geçtiğimiz dönemde pek az devrimci çevre herhangi bir siyasal-ekonomik olaya bu gözlüklerle bakmaktadır. ileri gidelim; tüm çevreler ilgisini işçi sınıfının öznesi olmadığı gündemlere dikmiştir. bu yüzden bugün kapitalizmden ayrı bir olgu olarak emperyalizm tartışılmaktadır ve emperyalizm de en karikatürize edilmiş haliyle yani abd karşıtlığı ile yansıtılmaktadır.
    eğer kapital’in güncelliğini tartışmak istiyorsak, içine düşmememiz gereken en temel yanılgı kapital’deki tezlerin bugün geçerliliğini koruyup korumadığını tartışmaktır. oysa tartışmalar buradan başlar ve burada biter. kapital’in güncelliği bugün sınıf savaşımlarının düzeyi, işçi sınıfının bu savaşım içindeki durumu ve devrimci öznenin işçi sınıfı ile ilişkisi şeklinde ele alınmalıdır. bu nedenden şu cümle asla bir kapital tartışmasının parçası olamaz: “işçi sınıfının değişen yapısı.” çünkü bu külliyen bir yalandır. işçi sınıfının ne ekonomik koşulları, ne siyasal duruşu, ne özlemleri, ne tepki veriş biçimi 200 yıldır belirgin bir değişikliğe uğramıştır. tek bir fabrikada 10 ayrı taşeronla çalışmak işçi sınıfının yapısını değiştirebilir mi? ortalama 16 saat çalışmak yerine 12 saat çalışmak işçi sınıfının kimyasını değiştirebilir mi? sermaye sınıfının uluslar arası örgütlenmesini geliştirmiş olması işçi sınıfının yapısını ya da rolünü farklılaştırabilir mi? hayır işçi sınıfına mücadele etmek penceresinden bakanlar göreceklerdir ki; 200 sene ne sınıfın yapısında, ne potansiyelinde ne de özne olma kabiliyetinde hiçbir şeyi değiştirmemiştir. oysa ne gariptir ki; bugün söze “değişen” proletaryadan başlamayan tek bir aydın dahi yoktur.
    marx 200 sene önce ingiliz işçi sınıfı için hangi tabloyu ortaya koyduysa bugün dünya işçi sınıfı için yer yer daha olumlu ama yer yer çok daha berbat koşulları yaşayan, ama aynı noktadan hareket eden bir işçi sınıfı vardır karşımızda.
    peki ya ideoloji sorunu? kapital’de nasıl ele alınır. tartışmaya bile gerek yok, bugün hala sosyalistlerin elinde bir silah olarak ve burjuvazinin açıklarını kapatmak için yararlandığı bir kaynak olarak görüyorsak kapital’i, ideolojinin tam ve en keskin yansıması olduğunu söyleyebiliriz.
    oysa bugün bir “ideoloji” sorunu yaşanıyordur ve bütün sol tartışmalarda bu ideoloji sorunu temel mesele olarak ele alınmaktadır. ancak gözden kaçırılan birkaç nokta vardır. birincisi; ideoloji; özünde teori ve pratiğin sınıf mücadelesinde kendini ortaya koyuş şeklidir. bu yönüyle aslında ne tek başına pratikle ne de teoriyle ilgilidir. bugün ideolojiyi pratikle özdeşleştirme hatasına düşenlerin sayısının çok çok azaldığını varsayarak devam edelim; hemen tüm devrimci çevreler ideolojiyi, teori ile karıştırma eğilimindedir. düşünelim “ideolojik olarak geri” saptamasını kimler için yaparız? az mücadele edenler için mi? hayır çok mücadele edip az konuşanlar ya da saçma sapan yazılar yayınlayanlar için. ikisinde de ortak nokta “hiç konuşmamak ya da dayanaksız konuşmaktır.” çünkü ölçüt söz söyleme yeteneğidir. mesela bugün pkk anadolu ve kürdistan coğrafyasında en keskin politikayı üreten, bunu belirli bir kitle ile bütünleştiren ve bu kitleyi hedefler doğrultusunda yönlendirmeyi başarabilen örgüttür. tüm bu saptamalar onun ideolojik olarak en güçlü örgüt olduğunun kanıtıdır. bir görüşü vardır, bu görüş hayat bulmuştur, canlıdır ve çevresinde kenetlenen yığınlar vardır. yalnızca kendine türkü söyleyen bir adamın sözlerinin güçlülüğü ya da doğruluğu tartışılabilir mi?
    bu yüzden kapital’i özümsemek teorik olarak mükemmel bir bakış kazandırabilir ancak her zaman canlı olan ideolojidir, ideoloji daima mücadele ile ilgilidir, bu yüzden az mücadele eden hem ideolojik olarak geridir hem de teorik bütünlüğünü kaybetme eğilimindedir. bugün anadolu sol hareketi bir bütün olarak, özellikle de en başta belirttiğimiz “yaşayan ölülerin” önderliğinde çizgisini kaybetmiştir. bu yüzden bizim kapital’i anlamamız imkansızdır. burada en iddialı olanların dahi bu şansı yoktur. hepimiz kapital’i ya da bu tartışmaları kendi cansız savaş anlayışımızı ortaya koymanın bir aracı olarak değerlendiriyoruzdur. öyle olmasa idi; bugün söz söyleyen bu kadar çok “yaşayan ölü” olmazdı. nasıl ki bunların ya da bunların benzerlerinin 1970’lerde bir grup 22 yaş ortalamasına sahip insan tarafından süpürülüp atılması gibi.
    bugün bizlerin mücadele vermeye ihtiyacı vardır, üstelik bu mücadeleyi en keskin biçimde sürdürmesi gereklidir. sözlerimiz, eylemlerimiz, hareketlerimiz ve yaptıklarımız önce kendi cephemizdeki “cesetleri” daha sonra karşı cephedeki düşmanı rahatsız etmelidir. yumruk vurarak konuşmaya, sesimizi yükselterek tartışmaya ihtiyacımız vardır. yoksa aynı bugün olduğu gibi, sahte kahramanlar, “girişimci” liderler, hayatlarında tek bir amerikalı’nın ayağına basmamış abd karşıtları bu işin önünü çeker.
    kapital, işçi sınıfı hareketinin yükseliş ve düşüşleri içinde yazılmış ve bu yüzden teorik rolünü bugüne kadar devam ettirmiş, ideolojik gücünü korumuş bir kitaptır. bundan sonra yazılmış yalnızca bir tek kitap onu geliştirmiştir. geri kalanlar yalnızca ve en iyi ihtimalle kapital’e katkı niteliğindedir. bugün anadolu sol hareketinin yaptığı hiçbir bu katkıyı pekiştirmiyordur. bugün anadolu sol hareketi için işçi sınıfı ancak sempozyumlarda-panellerde bütünleşme için çözüm yolları aranan bir ders konusudur.
    gerçekten kapital’i anlayacak ve yansıtacaklar ciddi bir mücadelenin içinde ve sokaklarda varlığını sürdürenler olacaklardır. mücadele etmeyenin sözleri bugün olduğu gibi kuru-renksiz ve etkisizdir, unutulması kaçınılmazdır.
    ekonomi-politiğe gerçek katkı bugün sınıf hareketinin düşük yoğunluğunun, keskin bir politik çizgi ile sona erdirilmesi sonucu ortaya çıkacaktır…
  3. bir söylentiye göre, dünyada ki çok az insanın anlayabildiği eser..
    anlayanlar iki yoldan birini seçmişlerdir...
    ya dehşetli solcu olmuşlardır..
    yada kapitalistin allahı olup paranın amına koymuşlardır..
    (bayan okuyucularım için editliyorum)
    çok para kazanıyorlarmış diye duydum...
  4. ahmet kaya'nın ünlü karakteri suphi tarafından her allahın gecesi okunan kitap. en az sayfa sayısına sahip cildinin 487 sayfa olduğu varsayılırsa şarkının sözlerindeki "bir cebimde das kapital..." dizelerinin ne denli yalan olduğu ortaya çıkmaktadır. 3 ciltlik bu kitabın normal bir kitap satış mağazasındaki fiyatının 130 ytl oluşu daha kitabı okumadan karl marx ın haklılığını ortaya koymaktadır. bu parayı ödedikten sonra zihinlere yerleşen önyargıyla kitabın daha anlaşılır bir hal alacağı şüphesizdir.
  5. marx efendinin engels beyefendiye yazdığı bir mektuptan alıntı:

    "kitabımdaki en önemli noktalar: (1) kullanım ya da değişim değerine bağlı olarak tanımlanmış emeğin çifte karakteri (...), (2) artı değerin kar, faiz, toprak rantı, vb. gibi belli biçimlerden bağımsız olarak incelenmesidir."
  6. mal turnusolu. şöyle ki; das kapital 3 ciltten oluşur çok afedersiniz bu kitabı okudum diyen normaldir de bu kitabı okumuş olmanın üzerinden prim yapmaya kalkan maldır, dostum yaşın yirmi, kitabı anlamadığını ben biliyorum, kitap biliyo, bi sen bilmiyosun. üniversitenin ilk yılı, ayıptır söylemesi, şimdi bile aklıma geldikçe 3 vakit yemeklerden önce küfür ettiğim bir hocam var, geçmiş karşımıza, ben das kapitali orjinalinden(almanca) 13 yaşımda okudum, siz bu zamana geldiniz naaptınız diyor, bizim yaş 18, hepimiz öss malıyız, össden çıkıp oh diyemeden bu manyağın eline düşmüşüz. vaay diyoruz falan, kendimizi bi böcek gibi hissediyoruz. biz de bi kompleks bi kompleks. kafamızı çevirsek etrafımız ben das kapital i okudum diyen solcu-!- abiler, ablalarla çevrili. tabi, ağzımız 5 karış açık onlara bakıyoruz. bu sırada derslerden marx ı öğreniyoruz, kimdir bu adam, nerde yetişir, sulak mıdır, kışlar karlı ve buzlu mudur falan. bu sırada beynimiz hafiften sklmeye başlanmış, hangi taşı kaldırsak altından ya marx ya weber ya engels çıkıyo. bizim asabımız bozuluyo tabi. gel zaman git zaman olmuşuz marx eksperi. hatta sınav geçirgeci bile icad etmişiz kendimize, çalışamadığımız sınavlarda, hoca ne sorarsa sorsun, en iyi bildiğimiz şeyi, marx ı yazıyoruz.

    neyse efendim, gün oldu devran döndü. bizim bu das kapital denilen gülleyle yolumuz kesişti. ben bi heves bi heves. bi bok olcam sanıyorum okuyunca. harbiden sevaba giricem sanıyorum, benden sonra 5 kişiye forwardlamazsam rabbim durduk yere cezamı vercek sanıyorum. neyse açtım baktım, sonuç olarak (bu alana reklam alınacaktır): kitapta önce bi takım çizimlerle karşılaştım, hmm buraları zor ya geçiyim dedim. geçtim, geçtim, geçtim falan, bi de ne göriyim aa kitap bitti. sonra diğer kitaplara bakıyorum, babacım bi cümle kurmuş, cümle yaklaşık 5 paragraf sonuna geldiğimde başını tekrar okumak zorunda kalıyorum. durum şudur ki; mal turnusolüdür bi kitap. okudum diye hava atan maldır, okumuştur ama bi şey anlamamıştır, öyle resimlerine bakmıştır, artislik cümlelerini anlamıştır falan. hele ben 6 yaşından beri das kapital okuyorum diyen hepten mal olarak doğmuştur.

    şöyle ki; zaten bu kitabı ıcığına cıcığına kadar öğrenebileceğiniz, üşenmemiş, okumuş, bunu makaleye çevirmiş ve hatta bu kitaptan bir kitap çıkarmış çeşitli kitaplar var. yeter ki doğru soruları sormayı biliniz.

    sonra işte, yaş şöyle 30 a dayandı mı falan içiniz rahat etmezse alır elinize okursunuz. o zaman bi parça anlayabilirsiniz.
  7. trend kitabı olmuştur. zira üniversitelerde bunu okuyan her gencimiz komunizm ve hatta diğer tüm ekonomik sistemlere ve işleyişlere dair her boku öğrendiğini düşünür. ve yaşam tarzına bakmaksızın kendini komunist ilan eder. komunist diyorum bakın a dostlar! sosyalist falan değil.. ee yani diyenleriniz olucak giriyi okurken...zaten bu e yaaniciler eleştirilen kısım..ama eminim ne demek istediğimi anlayan, en azından iktisadi idari bilimler de okuyan arkadaşlarım olacaktır. yaşam tarzı olayını da şöyle açıklayım; ula tabi ki öyle olacak yaşam tarzın hırtapoz! karl marx kitabı ne zaman yazmış, nasıl bir sistematikte yazmış yahu herşeyi geçtim, hakikatten komunizm nedir biliyor musunuz be gulüm?

    ''evet işteaaa che işte kızım eşitlik işteaa yea!'' mı diceksiniz? yazıkko sikko.
  1. 2