müzik tarihine damgasını vurmuş, gerek parçaların verdiği mesajlar, kusursuz şarkı sözleri ve melodileriyle gerek konserlerdeki tüyler ürperten mükemmel görselliğiyle hatta albüm kapağı ve parçalarda geçen konuşma sesleriyle bile bir klasik olmuş, yapılmış en mükemmel albümlerden biridir. (bkz:
bu kadar iyi bir albüm aslında yok)
speak to me kalp sesleriyle ve tüyler ürperten kahkahalarıyla albümün başlayacağını haber verir. konser öncesi yarattığı duygu bambaşkadır. bu etkiyi yarattığı için de
alan parsons'ı ayrıca tebrik etmek gerekir. ayrica sadece
nick mason'a ait tek pink floyd parçasıdır.
girişiyle bile bir klasik olan
breathe, mükemmel sözleri ve huzur veren altyapısıyla hayata dair çok şey anlatır.
"and all you touch and all you see,
is all your life will ever be."
akabinde gelen
on the run,
psychedelic akımının etkisini taşıyan hatta günümüz deneysel müziklerinin tohumunu daha 70lerde atmış bir çalışmadır. paranoyayı ve deliliği anlatan
brain damage gibi bir etkiye, hatta daha da rahatsız edici bir etkiye sahiptir, çok saygı duyulası bir çalışmadır. en etkileyici
pink floyd sahne şovlarından biri olan bir uçağın gelip sahneye çarpması bu parça sonunda gerçekleşir.
"live for today, gone tomorrow, that's me, hahahaaaaaa!"
üçüncü parça
time her açıdan müzik tarihine geçmiş bir klasiktir. tüyler ürperten saat sesleriyle başlar. mükemmel vokaller, mükemmel solo, mükemmel müzik. bu parçayı pink floyd şaheseri olarak adlandırmak yanlış olmaz. yaşam ve ölümü anlatan kusursuz sözleri vardır.
"the sun is the same in a relative way but you're older,
shorter of breath and one day closer to death. "
albümde belirtilmese de parçanın "home, home again" ile başlayan bölümünün adı
breathe reprise'dır, albümde ayrıca sözleri vardır. bu şarkıda geçen çan teması ileride
the division bell albümünde kullanılacaktır.
time'ın bitişiyle
rick wright'ın en büyük eserini dinleme şansına kavuşuruz. ilk adı
mortality olan bu şaheserin adı
the great gig in the sky'dır. piyano ile
clare torry'nin sesinin birleşimi büyülü bir uyum yaratır. ölümü, gökyüzünde uçarak ruhu terk etmeyi ve huzuru çağrıştıran bir şarkıdır. ilk versiyonlarında banda kaydedilmiş incil pasajları bulunmaktadır. konser versiyonlarında başka kadın vokaller harika performanslar göstermiştir ama orjinal hali bir başkadır.
"if you hear this whisper, you are dying."
para ve kasa sesleri... özellikle bas melodisiyle herkesçe bilinen bu klasiğin adı tabii ki
money. ekonomi programlarının açılışında bile kullanılmıştır.
the wall'un filminde
pink'in yazdığı şiirler aslında bu parçadan dizelerdir. tabii öğretmen de neyle dalga geçtiğini bilse bayağı üzülürdü herhalde.
saksafon soloları ve
david gilmour'un kusursuz gitar solosuyla bambaşka bir hava kazanan bu parça
roger waters'ın dehasının bir kanıtıdır. başındaki para sesleri o dönemin teknolojisinde çok uzun uğraşlar sonucu mükemmel hale getirilmiştir.
live 8 konserinde çalındığında insanı yerden yere vuran bir parçadır ayrıca.
"money, so they say,
is the root of all evil today."
bir sonraki parça
us and them caza kayan farklı yapısıyla, güçlü koro vokalleriyle dikkat çeker. gene waters'ın söz yazarlığındaki dehası görülebilir. parçada wright etkisi rahatça hissedilir. saksafon money dışında bu parçada da kullanılmıştır. sözleriyle ırkçılığa karşı çıkar, eşitliği son derece lirik bir şekilde savunur. özellikle "forward he cried" ile başlayan bölümü gerçekten tüyler ürperticidir. canlı versiyonları da ayrıca mükemmeldir. sondaki konuşmalarıyla da ilgi çeker.
"for the want of the price of tea and a slice,
the old man died."
bir sonraki parça
any colour you like'da
a momentary lapse of reason ve
the division bell kadrosunu görürüz. (gilmour, mason & wright) bu enstrümental müzik ziyafetinde gilmour ve wright ustalıklarını konuşturur. ikisinin birlikte yaptıkları en kusursuz iştir belki de.
ve deliliğin sınırlarını zorlayan bir başka pink floyd parçası:
brain damage. parçayı dinlerken hem deliliğin sınırlarında yolculuk edilir,
syd barrett'a da selam çakılır hatta.
careful with that axe eugene gibi bir havası olmasa da onun kadar çıldırma hissini tattıran bir parçadır, özellikle de arkada çınlayan kahkaha sesleriyle. mükemmel nakaratı çalındığında pink floyd konserlerinin de en güzel anlarından biridir. ayrıca
dark side of the moon cümlesi de bu parçada geçer.
"and if the band you're in starts playing different tunes,
i'll see you on the dark side of the moon. "
hiç duraksamadan müzik tarihinin en anlamlı ve en görkemli kapanışıyla karşı karşıya kalırız. bu kapanışın adı
eclipse'tir. canlı versiyonlarındaki kapanış görüntüleri ayrıca unutulmazdır. sözleriyle, vokalleriyle herşeyiyle kusursuz bir finaldir. mükemmel albümün mükemmel kapanışıdır. ayrıca albüme ilk düşünülen isim de budur.
ve bu başyapıt tıpkı albümün başında olduğu gibi kalp atışlarıyla sona erer.
"all that is gone
all that's to come
and everything under the sun is in tune
but the sun is eclipsed by the moon"