suspiria gibi türünün en iyi örneği olan bir filme imza atmış, dünya korku sinemasının en büyük yönetmenlerinden. kariyerine spagetti western ve savaş filmleri senaryosu yazarak başlamış. ilk büyük çıkışını ise sergio leone'nin efsane filmi once upon a time in the west'in senaryosunu yazmasıyla yapmıştır. dario argento'yu dünyaya tanıtan ise italyancada sarı anlamına gelen ve sebepleri gözardı edilerek sadece cinayeti çözmeye dayalı polisiye romanlar olan giallo serisidir. argento'nun giallo'ları rahatsız edici derecede şiddet içeren, siyah deri eldivenli bir katilin film boyunca volta attığı yapıtlardır. filmlerinde sıkça karşılaştığımız bu eller bizzat üstadın kendi elleridir. şiddeti ve kanı ayrıntıları ile göstermekten asla kaçınmaz. suspiria'de kızın kalbinden bıçaklanmasını ve bıçaklanan kalbi yakın plan göstermesi, sleepless'da da tren sahnesinde kadının tırnaklarının çekilmesini ve suratının oyulmasını bütün içtenliği! ile yansıtması argento'nun şiddet işleyişine bakış açısını en iyi biçimde göstermektedir. hollywood'un şiddeti ayan beyan gösterme konusunda oldukça hassas bir dönemden geçtiği varsayılırsa argento onlara pek de sevimli gözükmemiştir herhalde. argento sinemasının en eleştirilen yönü de görselliğin yanında kurguya ve oyunculuğa yeterli önemi vermediği yönündedir. ama onu korku sinemasının en büyüklerinden ve basit bir gore yönetmeninden daha fazlası yapan, sadece kanı ve vahşeti çekmesi değil onu nasıl çektiğidir de. filmin tamamına yayılan heyecan ve gerilimi seyirciye aksettirmesi inanılmaz başarılıdır. kuşkusuz film müziklerinde the goblins'i tercih etmesi onun sinemasını çok daha farklı yapmıştır. kült filmi olan suspiria'da ise the goblins adeta şov yapıyor ve filmin başyapıtlar arasında yer almasına muazzam katkı sağlıyor. 90'lı yıllar eskisi kadar parlak geçmese de argento sineması önümüzdeki yüzyılda da hatırlanacaktır. zaten bu kadar kan ve şiddeti beynimize esaslı biçimde kazıdıktan sonra onu unutmamız mümkün olamaz.
dario argento 1940'ta roma'da dünyaya geliyor. babası ünlü bir sinemacı salvatore argento ve annesi başarılı fotoğraf sanatçıcı elda luxardodur. her ne kadar aileden gelen bu miras onu etkilemiş olsa da sinemacılığını en güçlü şekilde fantastik sanatlar etkilemiştir. alfred hitchcock, fritz lang, f.w. murnau ve edgar allen poe onu etkileyen sanatçılar arasında olmuştur.
1970'e kadar on altı film çekmiş ve bu filmlerin büyük kısmı kült sıfatına layık görülmüştür. karmaşık plotları, alışılmadık kameranın kullanımı ile ortalama sinema tadının üstüne çıkmıştır. şiddet argento filmlerinin olmazsa olmazı olmakla beraber, sexual şiddet, düz kaba kuvvet ya da sapıkça cinayetlerden daha çok göze çarpmaktadır.
filmleri:
the bird with the crystal plumage (l'uccello dalle piume di cristallo) (1970)
the cat o' nine tails (ıl gatto a nove code)(1971)
four flies on grey velvet (quattro mosche di velluto grigio)(1972)
the five days of milan (le cinque giornate) (1973)
deep red (profondo rosso)(1976)
suspiria (1977)
ınferno (ınfierno)(1980)
tenebrae (tenebre) (1982)
phenomena (1985)
trauma (1993)
the stendhal syndrome (la sindrome di stendhal) (1996)
the phantom of the opera (ıl fantasma dell 'opera)(1998)
sleepless (nonhosonno) (2000)
card dealer (ıl cartaio) (2003)
do you like hitchcock? (ti piace hitchcock?) (2005)
sleepless, trauma, opera gibi filmleri ile külte dönüşen, bernardo bertolucci hayranı, cinayet sahnelerini çekerken işitsel ve görsel öğelerde bir kusur olmaması için kasaplardan alınan kanları ve etleri kullanan, giallo'da bir duayen kabul edilen, asia argento'nun babası, 1940 doğumlu italyan yönetmen.