belki ilginizi çeker
  1. · kimse yok mu
  2. · siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz
  3. · nar ı beyza
  4. · doğu türkistan
  5. · hayat tercihlerimizden ibarettir
  6. · tracy mcgrady
  7. · haline şükretme sebepleri
  8. · recep tayyip erdoğan
  9. · galata köprüsü
  10. · siz katilleri savunmayı iyi bilirsiniz
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  2. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  3. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  4. · günün tek cümlelik özeti
  5. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  6. · beşiktaş
  7. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  8. · hayattan tad almak
  9. · insanın isyan ettiği an

darfur  

  1. sudan'ın an itibariyle soykırıma tanık olan bölgesi.kofi annan birleşmiş milletleri bölge ile ilgili göreve çağırmıştır.
    (stocky2001, 17.09.2004 20:15)
  2. ingiliz sömürgesinin bilerek ve isteyerek amerikan emperyalizmin de sürekli canlı tutmaya çalıştığı meselelerden bir tanesi olan soykırımın yaşandığı sudanın tabiri caizse allahın siktir ettiği bölgesi.amerika kafasına estiği gibi karar alır sudan hükümeti askeri birliklerin eksikliği nedeniyle!!! zamanında müdahelede bulunamaz olaylar patlak verir.alan razı veren razı durumunun izdüşümü.çin,amerika...gelen petroldan memnundur,yönetimi elinde bulunduran araplar da sağladıkları iktidardan.her zamanki gibi giriş gelişme ve sonuç hatta oyuncular da bellidir tek farklılık zarar gören tarafların bambaşka zavallılar olmasıdır.ha birde soykırımın sebebi olarak araplarla afrikalılar arasındaki ırkçılık meseli gösterilmiştir!!!
    (dengesiz çay tabağı, 22.01.2007 05:22 ~ 05:26)
  3. darfur'da yaklaşık 180.000 insan 2003 şubat'ındaki isyancıların ayaklanması ile birlikte açlık, hastalık ve şiddetten ötürü öldü. 2 milyondan fazla sudanlı evlerinden göç etmeye zorlandı. tecavüz, katliam ve işkence olayları hala devam etmekte. dünyanın en korkunç insanlık krizlerinden biri yaşanmakta darfur'da.
    bir milyon mil karelik yüzölçümüyle sudan afrika'nın en geniş ülkelerinden biri. ocak 2oo5'te khartoum* tabanlı sudan hükümeti ile sudan halkın özgürlüğü ordusu arasında imzalanan barış sözleşmesine dek 20 yıl içinde 40 milyon insan arada kaldı. darfur, sudan'ın batısında fransa büyüklüğünde bir bölge. buradaki şiddetin altında karmaşık bir çok sebep yatmakta. bunlar arasında toprak savaşları, eski politik kararlar, etnik bölünmeler, islami güçlerin mücadeleleri, henüz sona ermiş olan sivil savaşın tuzakları, hileleri ve bölgenin kararsızlığı var.
    unicef ukın acil durum yardımseverlik elçisi (berbat çeviri için affedin) olan martin bell ''40 yıl boyunca dünya'yı gezdikten sonra diyebilirim ki herşeyin en korkuncunu kombine eden başka bir kriz görmedim; silahlı çatışma, aşırı şiddet hareketleri, büyük sefalet içindeki mülteci yığınları, açlık ve hastalık üstüne bir de elverişsiz iklim koşulları...''
    darfur'un yarısından fazlası şu anda yiyecek yardımına ihtiyaç duyuyor.(birleşmiş milletler raporlarına göre) yaçğmurlu sezonun başlamasıyla birlikte kötüleşen ulaşım durumu zaten çok kötü bir durumda olan güvenlik sorunuyla birleşince darfur'lular yardımlara daha da zor ulaşacaklar. yağmur sezonu ayrıca ölümcül malaria salgınının da bir başka ifadesi darfur'da...
    şu anda uluslararası yardım iç bölgelerde yaşayan mülteci kamplarında yaşayan 2 milyon sudanlıya bu yardımların nasıl ulaşacağı konusuna odaklı vaziyette.bu insanlar, evlerine dönmek için politik kararların alınmasını bekliyorlar; ama bu kararın ve barışın gelmesi için önlerinde çok zaman olduğu düşünülüyor...
    kaynak: http://www.thehungersite.com

    working class heronun green day yorumunun videosunda da dikkat çekilen bölge. ayrıca google earth'ün de darfurla ilgili bir takım işleri var.
    (sirona, 06.07.2007 11:32 ~ 11:34)
  4. (sirona, 19.07.2007 17:52)
  5. bu kriz ile ilgili, şöyle bir kaynak da mevcut;

    (bkz: http://sudan.ihh.org.tr/...)
    (thedewil, 19.07.2007 17:56)
  6. sudan hükümeti, son iki hafta içinde 10 bin darfurluyu yaşadıkları kamplardan alıp ıssız yerlere götürüp bir anlamda ölüme terk etmiştir. geçen hafta da, darfur'da bulunan bm insani ilişkiler koordinasyon ofisi yetkilisi olan wael al haj ibrahim, bu yer değiştirmelere tepki gösterdiği için görevinden alınmış. görevden alınma nedeni olarak "görevde usulsüzlük yaptığı" belirtilmiştir ancak bu usulsüzlüğün ne olduğu bm tarafından net bir şekilde açıklanmamış. konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için: (bkz: http://www.ntvmsnbc.com/...)
    (mademli bagnum, 14.11.2007 11:24)
  7. soykırımla başbaşa bırakılan yer.insanların çektiği acıyı anlamanın imkansız olduğu yer.bir an önce dünyanın bunu yapanlara posta koyması gereken yer. (bkz: özgürlüğün ülkesi)
    (voodoo chile, 18.12.2007 13:01)
  8. kara faşizmin araplara yansıyan yanı; müktedir olmanın memnuniyetiyle despotluk yapan hükümet ve petrolün memnuniyetiyle 3 maymunu oynayan avrupa arasında kalmış halkın yurdu...
    (ozdemir, 04.07.2008 00:59)
  9. green day working class heronun klibinde vahşetin içler acısı halini anlatmıştır,ağlatmıştır.
    (tersdönenşemsiye, 04.07.2008 01:11)
  10. (rotasız pilot, 22.08.2008 14:38)
  11. (bkz: living darfur)
    (bkz: mattafix)
    (closer, 22.08.2008 14:49)
  12. greendayin dertlerini biraz daha fazla kişiye duyurabilmek için the beatles grubunun şarkısı "working class hero"yu coverladıktan sonra çektiği klipte orada yaşamaya çalışan ya da bir şekilde oradan kurtulmuş insanlara yer verdiği memleket. her zaman denilen şu mükemmel günümüz dünyasının yani sosyal statü farklarının en aza indiği, sınırların ortadan kalktığı, artık insanların nasıl "daha rahat yaşarım"ı dert ettiği dünyada orası ayrı bir dünya, dikkat kesilelim. fena şeylere bakıp bakıp "yahu insanlar ne halde biz de bulduk bunuyoruz, şükredelim halimize" şeklinde konuşmalar yaparak kendisini rahatlatabilen insanlara; görüntüleri, fotoğrafları ve hikayeleriyle en önce önerilecek 3. dünya ülkesidir darfur. şu dönemde filistin için yapılan eylemlerin en yakın örnekleri olan ülkemizdeki yansımlarının sırf müslüman bir ülke darda olduğu için yapıldığı izlenimi vermesi ise içler acısı. sen sadece müslüman için üzüleceksen, çok da müslüman sayılmazsın.
    (et cetera, 06.01.2009 07:13)
  13. filistin saldırıya uğrayınca kendini parçalayan müslüman milletin ilgisini bile çekmeyen memleket. bu komşu açken uyuma/uyuyamama mevzusunda, komşunun müslüman olması gerekiyor sanırım.
    (et cetera, 04.02.2009 00:50)
  14. (elchupacabra7, 18.02.2009 23:59)
  15. bu kez sessiz kalınmasın diye...


    nic robertson’ı iyi tanırım.

    soğukkanlıdır, müthiş cesurdur, çok çalışkandır.

    uydu mühendisiyken tesadüfen başladığı gazetecilikteki nispeten kısa kariyeri, onu ırak, afganistan, bosna, somali, rwanda, gazze gibi kriz ve savaş diyarlarına taşıdığında, buralarda yaşayan insanların çehrelerinden okuduğu acıyı, zulmü, korkuyu dünyanın dört yanındaki milyonlarca televizyon izleyicisine gayet sakin, duru ve dolaysız bir dille anlatmayı bilmiştir.

    nic’i dün cnn’de, ömer hasan el beşir’in askerlerinden biriyle mülakat yaparken seyrettim.

    sesinin titrediğini, soruları sorarken duraksadığını, bugüne kadar yaptığı ve her biri kendi içinde çok zor olabilecek sayısız söyleşisinde hiç zorlanmadığı kadar zorlandığını gördüm.

    nic, iki kız çocuğu babasıdır.

    daha önce, darfur’da ırzına geçilen kız çocuklarıyla da röportaj yapmıştı.

    şimdiyse onların ırzına geçenlerden biriyle konuşuyordu.

    cevabını aslında işitmek istemediği sorular soruyor, sorarken öfkesini güçlükle yutkunuyordu.


    'kaçtım, bacaklarımdan şişlediler'


    nic robertson’ın konuştuğu sudanlı asker, 2002 yazında zorla orduya alındığını söyledi.

    kaçmayı denemiş, başaramamıştı.

    kendisini yakalayan subaylar, kızgın demirle şişlemişti bacaklarını; çıplak vücudunun üzerinde araba lastiği yakıp eritmişlerdi.

    yara izlerini kameraya gösteriyordu.

    cnn televizyonu, sudanlı askerin yüzünü gizlediği için, konuşurken çehresini okuyamadım.

    ingilizce tercümanın sesi ön plandaydı; sesini de dinleyemedim.

    ama seçtiği kelimeler, kısacık cümleleri, ortasında kesiliveren ifadeleri pişmanlıktan daha fazlasını anlatıyordu.

    ilk başta sadece altı aylığına askere alındığına inandığını, sonra kurtulacağını sandığını söyledi.

    kurtulamamış.

    darfur’da pazar yerindeyken, bir cemseye bindirip götürmüşler onu.

    sonra “eğitim” başlamış.

    kalaşnikov’la hedef vurmayı öğretmişler; öğrenir öğrenmez de sudan ordusundaki diğer askerlerle birlikte, arap kökenli olmayan kabilelerin yaşadığı darfur köylerini basmaya gönderilmiş.

    köyleri yaktıklarını, insanları öldürdüklerini anlattı.

    çok geçmeden, yaptığının “vatani görev” değil, kendi iradesi dışında, kendi halkına karşı savaşmak olduğunu kavradığını söyledi.

    dirense öldürüleceğini de...

    “köylere gidip evleri ateşe verirdik. subayların emirleri buydu. kaçanları vururduk. emirlere uymazsak, birliğin arka saflarındaki subaylar bizi vururdu.”

    sonra, tecavüze getirdi sözü...

    sudan ordusunun bir savaşma yöntemi olarak benimsediği, birleşmiş milletler’in darfur’da “soykırım aracı” olarak kullanıldığını kayda geçirdiği tecavüzlere...

    “çarem yoktu. kaçış yoktu. kötü şeyler yaptım. ama hepsinin en kötüsü, küçük çocuklara yaptıklarımızdı...”

    nic yutkundu, “küçük çocuklar ne tepki veriyordu” diye sordu.

    “bağırıyorlardı; ağlıyorlardı.”

    “bağırınca ne oluyordu?”

    “iki asker kızı tutardı, bir üçüncüsü tecavüz ederdi. sonra onu orada, o halde bırakırdık.”

    “sizi de küçük bir kıza tecavüz etmeye zorladılar mı?”

    “evet, devletin emriydi bu. yaptım. aslında tecavüz etmek mümkün bile olmuyordu her zaman. o kadar iğreniyordum ki kendimden, penisim sertleşmiyordu. subaylar seyrederken, tecavüz ettiğime inansınlar diye donumu indirip çocukların üstüne yatıyordum. onları eziyordum. on, on beş dakika üstlerine kalıyordum.”

    ankara el beşir'i savunuyor

    sudan ordusundan kaçmayı sonunda başarıp ingiltere’ye sığınan bu eski askerin cnn’de anlattıkları, darfur soykırımından küçücük bir kesit.

    askerlerini çocuklara tecavüz etmeye zorlamak, ankara’nın muhatap aldığı, “masum” saydığı, “dost” gibi ağırladığı sudan devlet başkanı ömer el beşir’in “insanlığa karşı işlediği suçun” küçücük bir parçası.

    ankara, uluslararası ceza mahkemesi’nin el beşir hakkında aldığı tutuklama kararının “yanlış zamanlaması”ndan dem vururken, bu suçları bilmeden mi konuşuyor?

    darfur’da beş yıl içinde 300 bin insanın öldürüldüğünü, iki buçuk milyon insanın köylerini terke zorlandığını hesaba katmadan mı konuşuyor başkentimiz?

    arap kökenli olmayan kabilelerin köylerini terk etmesi için kullanılan baskı yöntemlerinin arasında, bazıları henüz on yaşında bile olmayan kız çocuklarının ırzına geçilmesinin de bulunduğunu bilmiyor mu türkiye cumhuriyeti hükümeti?

    bu çocukların bazen üç değil, beş değil, tam yirmi askerin tecavüzüne uğradığını ankara bilmiyor mu?

    ırzına geçilen çocukların dünyaya getirdiği “tecavüz meyvesi” çocuklara, sudan ordusunun işbirliği yaptığı milislerin adıyla “cancavid bebekleri” dendiğini hiç mi duymadı başbakan erdoğan?

    bu kadar cahil bir başkentimiz, bu kadar cahil bir hükümetimiz olabilir mi?

    hiç sanmıyorum.

    ve çok utanıyorum.

    yasemin çongar radikal 6 mart 2009


    http://www.radikal.com.tr/...
    (beyazzakkum, 08.03.2009 03:34)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil