darbeye karşı 70 milyon adım yürüyüşü   

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. ırkçılığa ve milliyetçiliğe dur de grubu, küresel eylem grubu ve genç siviller'in ortaklaşa dücenleyeceği yürüyüş.eylem 21 haziran cumartesi günü yapılacak,saat 17'de tünel'den taksim'e yürünecek.

    bu da afişi:
    http://img247.imageshack.us/...

    anayasa mahkemesi'nin kararına, ergenekon'a, darbe günlüklerine, 1 mayıs'ın taksim'de kutlanmasını engelleyen çevrelere, kah akp'ye karşı, kah chp'ye, ve hepsinden önemlisi "darbelere dur demek" için herkesin katılması gereken yürüyüştür.
    (madbrother, 14.06.2008 15:41 ~ 16:36)
  2. destek verenler: küresel eylem grubu, genç siviller, mazlum-der, dtp, ırkçlığa ve milliyetçiliğe dur de, dsip, türkiye gönüllü teşekküller vakfı, sdp, sosyalist parti girişim, barış meclisi aktivistleri, lambda aktivistleri, siyasal ufuk hareketi.

    yıldıray oğur'un taraf gazetesi'ndeki bugünkü manifesto köşesinden araktır.

    edit: bu giriyi editleten sebepler, yürüyüşün sebeplerin ta kendisidir. yukarıda adını sadığım gruplar birbirinden farklı siyasi ve sosyal yöntemleri ve düşünceleri destekliyorlar, farkındasınız değil mi? ama onların hepsinin desteklediği ve bu ülkede artık ırzına geçilmiş bir kavram var: demokrasi. bakın kavram dedim, hem de ırzına geçilmiş. bu yürüyüş demokrasi adınadır, ve demokrasiye tecavüz eden hangi elbiseyi soyup atmışsa o elbisenin arkasındadır. bizi birleştiren amacın güzelliğine bir de farklılığmız renk katacaktır. anlamayanlara ve hiç anlamayacaklara selam olsundur.
    (eugenie grandet, 16.06.2008 18:42 ~ 19:17)
  3. akp'ye destek mitinginden farkı olmayan miting.kah akp'ye karşı diyorlar kah anayasa mahkemesine karşı diyorlar buna destek veren mallar. ulan mazlum-der'in katıldığı mitingde ne akp karşıtlığı?anlamayan ibibiklere şöyle söyleyeyim gel lan şimdi otur bak çok basit anlatcam çetrefilli değil.

    mazlum der türban savunuculuğuna soyunmuş en aktif örgüttür. elde var 1 ok?heh şimdi akp neyi savunuyor?türbanı dimi.niye savunuyor,çünkü tabanındaki elemanlar bunu istiyor hatta heryerde kullanmayı devlette zartta zurtta şeklinde istiyorlar. ee şimdi sen mazlum-der'li akp tabanlı elemanları meydana indirip akp'ye karşı slogan mı atacan??
    -evet mi diyorsun,mal olduğunu biliyosun dimi? şimdi siktir git.
    (gegenteile, 16.06.2008 19:04)
  4. bu ülkenin ortalama solcusundan bir bok olmayacağının göstergesi. neo-liberallerle, islamcılarla, kürt milliyetçileriyle birarada olmayı midesi kaldırabilenler buyursun. marx'ın, lenin'in, troçki'nin kemiklerini sızlatıyorsunuz be.
    (kronstadtlı ölü denizci, 16.06.2008 20:29)
  5. bu ülkenin solcusundan da sağcısından da bir şeyler olmaya başlayabileceğinin göstergesi. birbiriyle alkasız bir çok sivil toplum örgütü birarada. sonunda birbirimizin kanlı bıçaklı düşmanı olmadığımızı anlamaya başlıyoruz galiba.

    afişinde şöyle de bir yazı var.

    "21 haziran 2008 cumartesi günü, yılın en uzun, en aydınlık en beyaz günü.

    işte o gün 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız bir şeyi yapmak için toplanacağız.

    demokrasiden, adaletten, özgürlükten yana ve darbeye karşı bir ses çıkartmak için.

    o sesi 27 mayıs 1960’da çıkaramadık. bir başbakan gözlerimizin önünde asıldı.

    27 mayıs’a sessiz kalışımızın bedelini 12 mart 1971’de hayatlarının en güzel çağındaki gençler ödedi.

    yine sessizliğe gömüldük. ve o sessizliğin de bir bedeli vardı. 12 eylül 1980’de yüz binlerce genç o bedeli ödedi, biz yine sessizce izlerken.

    tarih tekerrür etti. 12 eylül 1980’nin sessizliğine doğan kızlar 28 şubat 1997’de üniversite kapılarından başörtüleri yüzünden geri çevrildi, kaçınılmaz bedeli bu kez onlar ödedi.

    sessizdik. sessizliğimiz cesaret verdi. 27 nisan gecesinin sessizliğini bir e-muhtıra bozdu. karanlıklar içinde sessizce susurluklar, şemdinliler oldu, ergenekonlar kuruldu, savcılar linç edildi. sessizliğimizden cesaret alanlar hukukun arkasına saklanıp siyaseti tehdit ettiler.

    şimdi yılın en uzun ve en güzel günü şehrin orta yerinde sessizlik yeminlerimizi demokrasiden, vicdandan, adaletten yana derinlerden gelen bir uğultu sesiyle bozuyoruz.

    kepenkleri indiriyoruz, televizyonu kapatıyoruz, yemeğin altını söndürüyoruz, işimizden izin alıyoruz birlikte istiklal caddesi boyunca bir akşamüstü yürüyüşüne çıkıyoruz.

    tek renk, tek slogan, tek pankartla. beyazlar içinde. bir daha karanlıklar üzerimize çökmesin diye,

    kırıp dökmeden, kimseyi üzmeden olan bitenden rahatsız olduğumuz bilinsin diye,

    yıllardır süren sessizliğimizin bedelini bir daha çocuklarımız ödemesin diye,

    biliyoruz çok geç kaldık ama daha da geç kalmayalım diye,

    bu kez iş işten geçmesin, ağır çekim darbe amacına ulaşmasın diye,

    demokrasiden, siyasetten, özgürlükten, yeni bir sivil anayasadan yana; yargı darbesine, darbe tehditlerine karşı vakur bir ses çıkarmak için, ilk sivil bir uyarıyı vermek için,

    yargı darbesiyle işlevsizleştirilen meclise dokunmayın demek için,

    21 haziran 2008 günü, yılın en uzun, an aydınlık, en güzel, en berrak günü bir akşamüstü şehrin orta yerinden, tünel’den taksim’e doğru sessizlikten bir ses olup yürüyoruz.

    gelir misin?"
    (kısaveacısız, 17.06.2008 03:36)
  6. demokrasi ile akp'yi nasıl yanyana getirdiklerini anlayamadığım güruhun yaptığı bir eylem kanımca. dünyadaki tek özgürlüğün baş örtmek olduğunu düşünen bir iktidarı savunmak ne zamandan beri demokrasi yanlısı tutum olarak sayılıyor? acaba bu "özgürlükçü" arkadaşlar akp döneminde yapılan "ordu"suz darbeyi görmezden mi geliyor? bir rejimi totaliter saymanız için başında paşalar mı olmalı illa? ordu darbe yapsın diyen biri değilim, asla da ordunun politikadaki etkinliğinden yana olmadım ama siviller kendini "diktatör"ilan ediyorsa bunu da özgürlük ve demokrasi olarak yutacak kadar siyaset biliminden bihaber değilim çok şükür. bu arkadaşların daha çok okumasını tavsiye ediyorum. demokrasi ve özgürlük yalnızca bizim için olsun demek demokrasi ve özgürlüğün ruhuna aykırıdır. gel gör ki bu güruh onu nerden anlasın? versinler akp'ye oyları sonra gelsin akp diktası. böylece sahte özgürlüklerinizle yaşarsınız.
    (florianus, 17.06.2008 03:52)
  7. meselenin akp ya da türban ya da benzeri bir şey olmadığı hadisedir.

    biz bu cumhuriyeti, demokrasiyi hiçbir zaman haketmedik. halkımız bunları kendisi için istemedi, bunlar için hiçbir zaman acı çekmedi. bu yüzden hakedilmemiş haklarımız her zaman eğreti durdu üzerimizde, her zaman kesintiye uğradı özgürlüklerimiz.

    işe yarasa da yaramasa da, artık hakettiğimizi belli etme zamanıdır. demokraside iktidarlar gelir ve geçer, görüşler değişir, halkın kendisi değişir... fakat "egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz."

    bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla gitmeye devam edersek, birbirimizi boğazlar halde çamura batacağız tamamen. her şey bu kadar açık, bu kadar gözümüzün önünde cereyan ederken, bu milletin harekete geçmeyecek kadar bilinçsiz olacağına inanmıyorum ben.
    (kısaveacısız, 17.06.2008 04:19 ~ 04:20)
  8. (bkz: yollar yürümekle aşınmaz)
    (mecaaz, 17.06.2008 04:29)
  9. hani yıllardır söylenegelir ya, "bir tabur asker bir köprü üzerinden geçerken, titreşim frekansının aşılması yüzünden köprü yıkılabilir".

    işte bu yürüyüş, 50 yıllık darbe serüveninin yıktığı köprüleri tekrar inşa etmek için yapılmalı. bu yürüyüş tek sesliliğin, tek düzeliğin yürüyüşü olmamalı. yine herkes aynı anda basmamalı köprüye ve aynı sesi çıkarmamalı. fikirleri arasındaki köprüler yeniden kurulmalı. insanlar özgürce tartışabilmeli.

    öyle büyük amaçlar için kullanılmalı ki bu köprü. üzerinden geçiş, para ile olmamalı. fikirler alınıp, satılmamalı. herkes merak ettiği sorunun cevabını bir maddi/manevi bedel ödeyerek değil de, tatmin olmasının verdiği şevkle daha fazla araştırmaya yönelerek, diğer kişilere faydalı olarak alabilmeli.

    gökyüzünde vaad edilen cenneti, yer yüzünde kurmak değil istediğimiz. cennete gitmek için şart koşulan olguları, dünyamızda, ülkemizde hayata geçirebilmek. çok mu zor bu istediklerimiz?
    (banker bilo, 17.06.2008 04:50)
  10. sınıf mücadelesini merkezine almayan "sol" hareketlerin içine düşebilecekleri liberal savrulmanın yansıması olan miting birlikteliği. niyet itibarıyla kendinizi solcu görebilirsiniz, ezilenlerden yana olduğunuzu falan söyleyebilirsiniz ama mücadeleyi salt kimlik, kültür politikalarından kaynaklı mağduriyetlerin örgütlenmesi üzerinden kurduğunuzda varacağınız nihai sonuç genç siviller gibi demokrasiden anladığı tek şey neoliberal kapitalist siyasal islamcı akp'yi desteklemek olan, islamcı liberal grupların yönlendirmesi ve kontrolündeki eylemlikler içinde erimek olur.

    kapitalizme karşı işçi sınıfının mücadele tarihine baktığımızda köklü demokratik reformların, kararlı sınıf mücadeleleri sonucunda gerçekleştiğini görebiliriz. yani kendine solcu diyenlerin bunu görmesi gerekir. tabi ki toplumda ezen ezilen ilişkileri hayatın her alanında yeniden üretilir, temel sınıfsal çelişkinin yanı sıra başka başka çelişkiler ve ezilmişlik durumları da mevcuttur fakat hiçbir zaman bu parça parça ezilmişlik durumlarının ortadan kaldırılmasıyla sınırlandırılmış bir radikal demokratikleşme stratejisi , kapitalist sömürü düzenini köklü bir şekilde değiştiremez ve var olan temel sınıfsal çelişkiler çözülemediği gibi, onun dışındaki ezen ezilen ilişkileri de ortadan kalkmaz.

    bu mitingde genç siviller, taraf gazetesi vs... liberal islamcı kesimlerle yan yana yürümeyi seçen "sol" yapıların bir nevi liberal savrulma içerisinde oldukları aşikar. niyetleri kendi açılarından iyi olabilir, askeri vesayet rejimi karşıtlığı üzerinden geniş toplumsal kesimlerle birlikte hareket etmek isteyebilirler ; ancak nihayetinde bu miting bir başka statükocu ve baskıcı grup olan akp'nin işine yarayacak cinsten.

    eğer bu ülkede gerçekten darbecileri eleştirmek, yeni darbelerin olmasını engellemek gibi bir kaygınız varsa, bunun yöntemi liberal islamcılarla, fethullahçı tarikatçı tiplerle yanyana yürümek değil, bu ülkenin ezilen sömürülen emekçi halkının somut talepleri doğrultusunda neoliberalizme, kapitalizme ve 12 eylülle birlikte kurumsallaşmış baskıcı devlet yapısına karşı mücadeleyi yaratmak olacaktır.

    ötesi ipleri yeşil veya kırmızı sermayenin elinde olan bir uçurtma kadar demokrasi ve özgürlük getirebilir bu ülkeye ve bunun ne anlama geldiğini daha birkaç ay önce yaşanan 1 mayısta görmüştük.
    (hose kutinyo, 17.06.2008 07:23 ~ 19:12)
  11. kesinlikle katılacağım ve herkesi katılması için yüreklendireceğim bir yürüyüştür.
    (gaara, 17.06.2008 08:29)
  12. orantılı güç kullanılıp kullanılmayacağı ile ilgili bir açıklama yapılmayan yürüyüş.
    1 mayıs 2008 te nerelerdeydiniz? arkadaşlar diye sorduran eylem girişimi.
    (trouble, 17.06.2008 09:22)
  13. gönülden destek vereceğim eylem. manifestodur işte. dahasına gerek yok.
    (kuzeyde bir yer, 17.06.2008 09:25 ~ 16:07)
  14. 1 mayıs 2008'de de alandaydı arkadaşlar... biber gazının tadına baktılar.
    (atlantis, 17.06.2008 09:35)
  15. demokarsi demişsiniz ama darbelerden bahsederken yanında demokrat parti'nin anti-demokrasinin en katmerli örnekleri olan seçim öncesi yasa değişikliklerini yazmamışsınız. 12 martın arkasından denizlerin idamını iki elini birden kaldırarak oylayan morrison süleyman'ı unutmuşsunuz. 12 eylül sonrası oluşturduğu seçim sistemiyle oylarını azaltıp mecliste koltuğunu arttıran küçük turgut'u da atlamışsınız. o kadar darbe derken, darbenin asıl hedefi olan işçileri unutmuşunuz.

    kamuoyuna ayrıntıları sunulmamış ve akp'nin kapatma davasına mislleme olarak ortaya çıkan ergenekon vakasını en başa koyarken; 15 yıl önce sivas'ta 33 aydını yakan yobazları, o yobazları destekleyen -sonradan akp milletvekili olan- dönemin sivas belediye başkanını unutmuşunuz. çetelere karşı demokrasi derken tesscilli çetecileri mhp'yi, bbp'yi de unutmuşunuz. çorum, maraş...

    ha belki bunları unutmanızda barış meclisi içindeki patronlar, akp'li milletvekilleri de etkili olmuşlardır.

    ben gelmeyeyim, size iyi demokrasiler*...
    (libertar, 17.06.2008 09:42 ~ 18.06.2008 13:14)
  16. akp den istanbul milletvekili adayı olup seçilemeyen turgay ogur un başını çektiği genç siviller den yeni bir hareket.
    neden orantılı güç kullanılmayacağı ortada.*
    (trouble, 17.06.2008 10:45)
  17. "türkiye'de bir hayalet dolaşıyor, darbe hayaleti..." şeklinde başlayan bir manifesto yazsalarmış keşke. bizim saf troçkistlerin, aptal solcuların filan daha iştahla katılmalarını sağlayabilirlerdi. neyse, ciddi olalım biraz.

    türkiye'de darbelerin sola karşı yapıldığını bilmeyen tarih ve gelenek bilmezler darbe tarihi öğrensin. 27 mayıs'ı bir kenara koyalım. solun kriz dinamiği olmadığı bir dönemde, düzen içi çekişmelerin ve sıkışmaların neticesinde gerçekleşen bir darbe çünkü. 12 mart ve 12 eylül'ün kimin üzerinden geçtiği ise herkesin malumu. üzerine fazla söz söylemeye gerek yok.

    akp'ye kerameti kendinden menkul bir milliyetçilik karşıtlığı ve demokratlık misyonu yükleyen ve destek vereceğim diye kılıktan kılığa giren şoparlar hafızalarını tazelesinler. refah partisi uzayda özel olarak yetiştirilip inmedi bu ülkeye. kenan evren ve şürekasının himayesinde büyüdüler. sscb de vardı tabii. imanlı anti-komünistler lazımdı. sonradan sscb çökünce anti-komünistlikleri baki kalmak üzere sıfatlarını serbest piyasacı, siyasal islamcıya çevirdiler. geldikleri nokta ise, türkiye'yi yönetmeye talip olunca neo-liberalizm oldu doğal olarak (milli görüş gömleğini çıkarma mevzusu hani). özelleştirmelerden, belediyelerden, ihalelerden, arap şeyhlerinden filan da bahsetse ya solun dangalakları. burjuva demokrasisine tav olan avrupa komünist partilerinin halinden de haberleri yok galiba. islamcı, neo-liberal katılımcıları hiç saymıyorum bile. beyazıt'ta yapılan filistin'e, ırak'a destek mitinglerini unutmadık. ne şerefliymişsiniz ki bugün kafalarınız götlerinize girmiş, sesiniz bağırsaklarınızdan geliyor. devam edin. kimin ne olduğunu iyi biliyoruz.

    darbe ha... abd'den habersiz bu ülkede darbe yapılır mı, yalnız ve güzel ülkenin çorak kafaları? söyleyin hele. seçim öncesi, sonrası abd'ye başkanlarından talimat almaya giden parti şeflerinden ne haber? kimin darbesi, kime darbesi? abd'nin gözünden düştünüz, onun telaşı mı yoksa bu? samimi olun biraz. çıkarın kafalarınızı girdiği delikten.

    bana bir masal anlat baba...
    (kronstadtlı ölü denizci, 17.06.2008 11:44)
  18. katılacak gruplara bakıyorum ve yürüyüş erken yapılacak gibi hissediyorum.öyle örgütler var ki, 12 eylül'ü bekleyip, kenan evren'e ve darbeye teşekkür yürüyüşü yapsalar daha mantıklı olurdu gibime geliyor.
    (vanguard, 17.06.2008 12:14)
  19. soldaki anti-darbe güdüsünün kontrolden çıkıp yerini liberal kısa devrelere bırakması hususu yeni değil aslında. 12 eylül silindirinin etkisinden dolayı oluşan bu histeriye anlam verdik çoğu zaman ama akp iktidarıyla beraber gelişen sol anti-darbe kılıflı reaksiyonlar masum bir histerik reaksiyon olmaktan ziyade gerizekalılığı çağrıştırıyor.

    zihinlerimiz tazeyken hatırlatmakta fayda var: 22 temmuz seçimleri sonrasında dsip'in başını çektiği saftirik sol kadronun seçim sonuçlarını "militarizme vurulan bir darbe" olarak analiz etmesi, zaten, bu 70 milyonun yüreği sizlerle tadında, liberal götü yalayıcı yürüyüşe kadar uzanan süreci net bir şekilde ortaya koymuştu. henüz o tarihten, solun asıl derdinin binlerce fraksiyona bölünmüş olması değil, sapla samanı birbirine karıştırmayı kronik bir hastalık haline getirmiş fraksiyonlara sahip olması hususu tüm çıplaklığıyla ortaya dökülmüştü. bugün bu yürüyüşe destek verip, anti-darbe kılıfı altında liberal diktaya hizmet ettiklerinin farkında olamayacak kadar saflaşmış sol kadrolar; bu yürüyüşe destek ve intikalin, sınıf mücadelesinde, kendi sınıflarının kalesine atacakları bir diğer golü temsil etmekten öteye gidemeyeceğinin de mukayesesini yapamayacak kadar akılsız bir noktaya ulaşabilmişlerdir.

    bu noktaya neden gelindi sorusunun cevabı, bugün dahi bir türlü kurtulunamayan 12 eylül etkisinde saklı ne yazık ki. sol açısından vaziyet böyleyken, bu yürüyüşü organize eden, sözde mağdur, özde ezelden beri iktidar liberal/sağ/demokrat kitleyi göz önüne aldığımızda ise son dönemde artan anti-darbe çığlıklarının basit bir "sivil iktidar" kaygısıyla açıklanamayacak kadar kompleks bir yapıda olduğunu görmemiz çok zor değil. zira ellerinde emsal teşkil etmesi açısından, ne idüğü belirsiz bir hareket olan 27 mayıs'ı sürekli pişirip günümüz koşullarıyla eşlenik hale getirmeleri; sola vurulmuş darbelerden aldıkları hazzı ve elde ettikleri çıkarları örtpas etme amacıyla aynı doğrultuya hizmet ediyor. daha önce de belirttiğim gibi asıl amaçları kendileriyle aynı yolda "yürüyecek" olan sol kitleyi olabildiğince kimliksiz hale getirmek. bir liberalin, karşısında, sınıf mücadelesi veren sol bir kitle yerine, "çıktık açık alınla on yılda her savaştan" tabanlı kitleyi, yani liberal kesimin mağduriyet politikasının temel besleyicilerini görmek istemesinden daha doğal ne olabilir ki?

    vaziyet, "memlekette artık sağcısı da solcusu da bir arada negzel, dış güçler götümü yesin eheh" gibi klişe argümanlarla açıklanamayacak kadar komplikedir. memlekette sağcı olan her zaman doğru bildiği yerde yer aldı ve yarım asırdır mağlup olduğu her yolda galip gelmeye devam ediyor. solcusu da, 28 senedir devam eden histerik tepkilerini kontrol altına alamamanın cezasını çekmeye devam ediyor.

    türkiye'de darbeler asla ve asla liberal/sağ/dinci kesimin zararına olmamıştır. adına bürokratik oligarşi dedikleri -ki tanım olarak haksız sayılmazlar- diktanın ceremesini sol çekmiş, yararını liberalizm görmüştür. şu an solun ihtiyacı olan son şey de kendi saflıklarının ceremesini çekmektir ki o saflıklardan biri de bu yürüyüşün ta kendisidir.

    sol, işçi sınıfı için yürür gençler, liberaller için değil. bunu böyle biliniz.
    (spotless mind, 17.06.2008 13:14 ~ 09.08.2008 14:06)
  20. meclisime dokunma , tayyibime dokunma dolayısı ile başörtüme dokunma yürüşüne benzeyeceği çok başından belli olan yürüyür. 27 mayıs ya da 12 eylül'den bahsetmek çiçek arajmanı hazırlamak gibi olmuş.
    zira ben bu hanım kızları ya da delikanlıları cuntacılar yargılansın, 12 eylül sorumluluları yargılansın anafikirli eylemlerde hiç görmedim.

    ne zaman darbe kendilerine zarar verdi o zaman mı darbe kötü oldu diye sormak isterim kendilerine. zira 12 eylül aslında kendilerinin çıkış noktasıdır ve hiç biri bunu inkar etmez.
    farklı ideolojilerin bir araya gelmesi çıkar çatışmalarına kadar bir süre aynı çizgi üzerinde devam edebilir. istanbul üniversitesinde 1997'de görmüştük bunu bizler, solcuların bir çoğu, islamcılarla birlikte eylem yaptığı için çok olay çıkmıştı. elbette ki insanlar ortak paydalarda buluşamayacak diye bir şey yok buluşulabilir.ama 28 şubat olayı ve 27 nisan bildirgesi olduğunda olay durun bakalım dememek imkansız. yani ana fikir akp'nin özgürlük politikalarını korumak ise 12 eylül ve 27 mayıs bu işin sadece bu tarihlerden bahsedersek katılımı arttırırız fikrinden ortaya çıkmıştır.

    zaten şurada açıklamışlar; "demokrasiden, siyasetten, özgürlükten, yeni bir sivil anayasadan yana; yargı darbesine, darbe tehditlerine karşı vakur bir ses çıkarmak için, ilk sivil bir uyarıyı vermek için,

    yargı darbesiyle işlevsizleştirilen meclise dokunmayın demek için "

    ama kişisel fikrim yürümelerinden yanadır ki, bizlerde mantıklı çıkarımlara ulaşabilelim. sonuçlarını görelim, genç sivillerin akp hükümeti tarafından desteklendiğini ve çankaya'ya kadar çıkabildiklerini düşününce taksim'e giderken polisler tarafından korunacakları fikrindeyim. dahası evet efendim bu arkadaşlar 1 mayıs 2008'de taksim'e yürümeye çalıştıklarını iddia ediyorlar ama malesef toplanıp dağılan bir grup olmaktan öteye gidemediler. zira 1 mayıs 2008 rezaletinde sonra hiç sesleri çıkmadı pıstılar kendileri.

    asker postalına karşı ama polis copuyla kanka bir yürüyüş olacağı başından belli. ee bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.

    katılımcılara şöyle bir bakalım;
    küresel eylem grubu, genç siviller, mazlum der, dtp, ırkçılığa ve milliyetçiliğe dur de, dsip, türkiye gönüllü teşekküller vakfı, sdp, sosyalist parti girişimi, barış meclisi aktivistleri, lambda aktivistleri, siyasal ufuk hareketi.
    en çok küresel eylem grubu'nu garip buluyorum içlerinde. çevre dostu bu arkadaşlar her zaman en son sıraya itildiklerinden seslerini bir şekilde duyurmalılar ama seçtikleri yolun doğruluğu onları bağlar.

    en büyük üzüntüm başından beri cuntaya, darbeye, askeri vesayete karşı olan insanların, sırf bu yürüyüşe katılmadıkları için darbe dostu ilan edilmeleri olacaktır.
    (kurutulmus kelebek, 17.06.2008 13:15)
  21. 60ta menderesler asıldı, 71de denizler asıldı, 80de erdallar asıldı ve biz bunların hiç birini tasvip etmiyoruz mottosunu benimsemelerine rağmen (bilemiyorum insan hayatından daha önemli ne olabilir) hala "olmaz ben okulumda türban istemiyorum banane"den ötesini düşünemeyenler tarafından karşı gelinen yürüyüştür..
    (bvrak, 17.06.2008 14:12)
  22. katılacak herkesin akp'nin ekmeğine yağ süreceğini bilmesinin gerektiği yürüyüştür. akp'nin türban dışında herhangi bir özgürlükle ilgilenmediği alenen ortadayken ,üstelik türbanla da özgürlük açısından değil, köleleştirme amacıyla ilgilendiği aşikarken.
    (arapbebek, 17.06.2008 14:30 ~ 14:32)
  23. afişini çok beğendim. hatırla sevgili'nin sinopsisi tadında olmuş.
    (tembel, 17.06.2008 14:34)
  24. her daim iktidarda olan merkez sağ partilerinin son türevi olan akp'yi mazlum göstermek için genç siviller adlı çakma demokrat tam liberal gençlik örgütünün önderliğinde yapılacak yürüyüş.

    solu merkez-çevre ilişkisi içinde değerlendirip yıllardır iktidardaki merkez sağı çevre olarak görüp onları savunan marksistler*, anti-militarizm uğruna neo-liberallerle yürüyecek olanlar, 12 eylül'ü alkışlayanlar, ölümüne liberaller, liberal solcular, bi şey elde etmek için akp'ye bağımlı olan yada askere karşı olanlar!!! herkes burda!

    gelir misin?

    valla ben gidecem, herkes orda ahmet altan'lı, baskın oran'lı genç sivillerin ve hatta hatta türkiye gönüllü teşekküller vakfının* bile iştirak edeceği muhteşem bi organizasyona kim gelmez ki?

    (bkz: yine yeşillendi fındık dalları)


    ek: yine yeşillendi fındık dalları yeşil işte dinciler reröeöre diyerek yazılmamıştır. şenlendi buralar ya da ortam süper ağbii kopuyoruz tarzı bir yorum taşımaktadır.
    (anthrax, 17.06.2008 14:50 ~ 14:58)
  25. "bir taş at.
    bir taş daha at.
    bir şiir ateşle.
    bir yumruk yükselt.
    sesini yükselt. "

    bu yürüyüşe katılmayı düşünüyorum. bu ön tanım üzerinden, neden katılmayı düşndüğümü, yahut katılmanın aslında "ayıp" olmadığını anlatabilirim sanırım.

    başlayalım.
    ülkemizde ilginç bir ego sorunu yaşanıyor. karıştırmadan, özetle yazacağım, herkes anlayabilsin diye. bazen cümleler ve paragraflar uzadıkça düşünceler zayıflıyor, anlaşılmıyor.

    -80 darbesi olurken neredeydiniz, acılar içinde biz kahrolurken, işkence tezgahlarından geçerken, neredeydiniz, liboşlar, akpciler vs vs vs? (sözde sol görüşlü olan fakat sadece "alişan usulü acılardan zevk alıp onları arabesk bir şarkı ile yüceltme" insanlarının sormaktan en çok zevk aldığı sorudur bu.)

    kardeşim, kusura bakma ama sen bunu diyorsan, değil sol görüşlü bir insan, sol cepheye bakan bir ev penceresi bile değilsin. bir kere, bizim (hani genel olarak 80 sonrası doğanlar) nerede olduğunu sorguluyorsun, sen de benim yaşımdasın, fakat "işkence tezgahlarından geçerken bizğğğ"diye ajite ediyorsun. dediğim gibi, sol cepheden bakan, aylık kirası 800 ytl olan, doğalgazlı, kombili eve ait bir pencere bile değil bu, nalıncı keseri.

    kaldı ki metinde tüm darbelerden bahsediliyor. belki o zaman portakal ağacından kopup gelemedik ama, şu an buradayız. ve bizim o günleri görememiş olmamız, o günlere karşı çıkamdığımız anlamına gelmiyor, insafsız olma! duymak istiyorsan eper, her türlü darbeye karşıyım kendi adıma.

    -"eheheh akpci bebeler çalsın oynasın."

    güzel kardeşim, bu yürüyüşe katılan toplulukları bir kez daha incelemeni rica ediyorum:


    küresel eylem grubu
    genç siviller
    mazlum-der
    demokratik toplum partisi
    irkçılığa ve milliyetçiliğe dur de
    devrimci sosyalist işçi partisi
    türkiye gönüllü teşekküller vakfı
    sosyalist demokrasi partisi
    sosyalist parti girişimi
    barış meclisi eylemcileri
    lambda eylemcileri
    siyasal ufuk hareketi

    arkadaşım, hiç mi heyecan duymuyorsun?
    mazlum-der, bildiğin aktivist, islami kaidelere bağlı yaşamı savunan bir dernek,
    lamba, eşcinsel yaşamı savunan bir dernek,
    sosyalist işçi partisi, kendine solcu dediğin için, sen de bilrisin, sosyalizmi ön plana almış bir dernek
    ve tahmin et bakalım..
    hepsi bir arada...

    ve sen, akpci bebeler eheheehe diyorsun.. akp ne? nasıl akpci bir yürüyüş bu? gözünü seveyim, fanatizmi bir kenara bırakalım artık, unutalım, bilimsel bir ispat sunalım artık yeter!

    arkadaşım, hiç mi heyecan duymuyorsun? silkiniyoruz, ses çıkarmamız gerektiğini biliyoruz,

    bu yürüyüşe katılırken ben, şunu görüyorum, yürüyüşün arkasında, bu yürüyüşü manşetlere taşıyacak, çarşaf çarşaf resimler sunacak aydın doğan medyası yok, ordu destekli sözde sivil toplum kuruluşları yok o sivil toplum (!) kuruluşları ki, bir kez olsun ortak dertlerimizden bahsetmediler... bu bile bir şey ifade etmiyor mu sana? ülkedeki statükonun değişmeye başladığını, değişmek zorunda kalacağını hissetmiyor musun?

    o ünlü şarkı, scorpions'tan senin için geliyor, şimdi aç ve dinle,
    wind of change
    ve özel bölüm, yine senin için;

    "the world closing in
    did you ever think
    that we could be so close,like brothers "

    yoldaş, mümin, marjinal, ateist, deist, mülteci, yabancı, etnik, kardeşim!

    artık değişen bir şeyler var.

    ve,

    "akpciler" den daha fazla bir şeyler söylemek gerek bu yürüyüşü karalamak için.
    kendi adıma,
    orada olmayı istiyorum, düşünüyorum ve büyük ihtimalle olacağım.

    çünkü, sadece eleştiri ile olmuyor,
    bazen,
    eylemin parçası olmak lazım.
    genç sivillerle lambda'nın bir araya gelmesini kaldıramayanlar, düşünemeyenler ve bu yüzden işlemci yanmasın diye "akpciler işte ehehhe" diyenler için,
    sen de katıl, bu sefer senin genç siviller ve lambda ile aynı yerde olamayacağını düşünenlere,
    bir sağlam ders de sen ver.


    ben çocuklarımın düşünce özgürlüğünden yoksun, mahalle baskısında yok olmuş, baskılar altında şekillenmiş iradesinden, geleceğinden endişe duyduğum için orada olacağım
    sen niçin orada olmayacaksın?
    (müyendis, 17.06.2008 14:51 ~ 15:13)
 sayfa  / 3