adalet ağaoğlu, zamanında ölmeye yatmak'ı yazarken dar zamanlar'ı üçleme mi olarak düşündü diye merak ediyorum.
ilk kitap olan ölmeye yatmak yazılmaya 68'de başlanmış ve öylesine bir ortam kurulmuş ki 20 yıl sonra basılan üçlemenin son halkası
hayır bile bunca seneye rağmen üçlemenin bütünlüğünü korumuş.
ayrıca bu 20 yıl boyunca ağaoğlu türkiye tarihinin güzel bir özetini de çıkartmış.
bu tarih anlatımı özellikle ilk kitapta daha çok göze çarpıyor daha sonra kitaplar ve zaman ilerledikçe tarihten daha çok karakterler ön plana çıkıyor.
şahsen üçlemede en çok
ölmeye yatmak'ı beğendim. tarihimizin "masumiyet çağı"nda geçiyor. herkesin idealist olduğu, devleti, milleti için yaşadığı onlar için çalıştığı dönemlerde geçiyor. gerçek atatürk gençlerini anlatıyor bu esnada kitap. asıl kahramanımız olan
aysel dereli bir otel odasında yatağa uzanmış ve ölümü bekliyor kitap boyunca. onun için zaman akıp giderken biz geçmişe dair hatırladıklarını okuyoruz. aysel'in karşılaştığı olaylar, zorluklar, ve onun idealleri; günlükler, mektuplar ve ileriki kitaplarda daha çok göreceğimiz iç konuşmalarla anlatılıyor. kitabı bu kadar güzel kılan ve benim de en çok beğendiğim tarafı da bu anlatımı zaten.
ikinci kitap
bir düğün gecesi,
orhan kemal roman ödülü'nü de almış. yani referansı çok kuvvetli. ayrıca kendinden önce gelen çok da başarılı olan başka bir kitap daha var. ikinci kitapta da ilki gibi yine yakın zaman türk aydınlarının düşünceleri ön planda. ilkinde bu aydınların nasıl yetiştiğini görüyorduk bu sefer yetişmiş aydınların düşüncelerinii ideallerini ve bu ideallere bağlı hayal kırıklıklarını görüyoruz. ilk kitapta geri dönüşler bir yatakta olurken bu kitapta geri dönüşler bir düğün gecesinde gerçekleşiyor. düğüne gelen kodamanlar, askerler, aydınlar üzerinden yine yakın tarihimize farklı bir açıdan yaklaşılıyor. ayrıca eklemeliyim ki bu kitapta aysel neredeyse hiç gözükmüyor. sadece geçmişe dönüşlerde karşımıza yan karakter olarak çıkıyor.
üçüncü kitap ise "
hayır". önceki kitapların isimleri kitaplar hakkında bir fikir veriyordu bu sefer vermesi için ben şöyle bir isim takabilirim: "bir ödül töreni". aysel bu kitabımızda yaşlı bir profesör eskisidir ve avrupa'da yakaladığı bir başarıdan ötürü kendisine bir ödül verilecektir. kitabın geri dönüşleri bu sefer daha karmaşık. çoğu zaman zaman kavramını okuyucu yitiriyor. zaten ağaoğlu da kitabın bir yerinde buna da değiniyor: "baştan alabilirim.parçaları kendimce yanyana dizebilir,üstüste yığabilir, birini ötekinden farklı uzaklıklara koyabilirim". kitapta da zaten geri dönüşler farklı insanların ağzından çok değişik zamanlara doğru anlatılabiliyor.
ikinci kitabı okurken bir arkadaşım bana kitabı nasıl olduğunu sormuştu ben de kitabın "
tutunamayanlar"ın daha okunabilir bir teknikle yazıldığını söylemiştim. bir mühendisin edebiyat bilgisi bu kadar sınırlı olabiliyor maalesef bu yüzden bu işten anlayan edebiyatçı arkadaşlardan özür dilemem de lazım. ama son kitapta aysel'in yazdığı bir makalede
turgut özben'in intiharı da geçince aslında çok da boş atmadığımı fark ettim. tabi bu oğuz atay'lık ilk kitapta öyle çok da göze çarpacak bir şey değil. zaten ölmeye yatmak'la tutunamayan'ların benzeşmesi sadece tesadüf olurdu.
bu üçlemenin önemine gelirsek: başka bir yazar olsaydı edebiyatımızın önemli isimlerinden falan diyerek sözlerime devam etmem gerekirdi. halbuki bu üçlemeyle beraber ağaoğlu edebiyatımızı var eden yazarlarımızdan olmuştur.
böyle seri halinde kitap okumak biraz cesaret istiyor. benim tavsiyem gönül rahatlığıyla en azından ilk kitabı alıp okumanız yönünde olacaktır. diğerlerini okumaya zamanınız olmayabilir ama en azından ilk kitap okuru yeterince tatmin edecektir.