|
|
- (bkz. the good the bad and the ugly)
- biriyle fena halde konuşmaya ihtiyacım var
biriyle fena halde dertleşmeye..
evimde ne sıcak bir tabak yemeğim var
ne de televizyonun sesinden baska ses
ama içimde bir yerlerde sabır taşi gizli sanki
doğduğum günden bu güne orda duruyor
sessiz bir kaya düşün deniz kıyısında yalnız
dalgalara göğüs gerip soğuktan üşüyor
ne ahlak ne de sevgi gökten dünyaya indi
insanlik istedi keşfetti hepsini
dün doğmus bir bebeğe bile girebilen mikrop misali
içimizde hem kötü var hem iyi
hangisi daha güçlü diye beklemektense
heyecanla attım kendimi dans pistine
ayrı ayrı hepsiyle dans edecektim
biraz sohbet ederek çözmeyi deneyecektim
neden böyle olmuşuz
nerelerde kaybolmuşuz?
aklımdaki soruların hepsini soracaktım
senin ne haddine böyle şeylerle uğraşmak
diye soran hazırcı tembel sen misin?
böyle yaşlanmak olmaz seninki eskimek çökmek
ruhu küskün bomboş bir bedensin
kelimeler yetse daha neler neler buldum
elimle koymuş gibi huzurluyum
geniş ve loş bir yer istersen sen de bir uğra
doğru-yanlış, iyi-kötü herkes orada...
hangisi daha güçlü diye beklemektense
heyecanla attım kendimi dans pistine
ayrı ayrı hepsiyle dans edecektim
biraz sohbet ederek çözmeyi deneyecektim
neden böyle olmuşuz
nerelerde kaybolmuşuz?
aklımdaki soruların hepsini soracaktım
şeklinde olan şebnem ferah şarkısı
- defalarca şebnem ferah'tan dinlemiş ve ısınamamıştım, aslında güzel bir şarkıydı.
lakin dans pisti gibi bir kelime beni dünyadan tiksindirebiliyordu. "indim havuz başına" diye giden türkü mesela, havuz orda başka bir şeyi kastetse de bana polat renaissance otelin havuz başı tribini anımsatıp türkülerden soğutmuştu bir zaman.
lakin sonra akustik zirvede meavi çıktı, tabir-i caizse şarkının dalağını yardı, muhteşem söyledi ve bu antipatimi silmeyi başardı.
şahane şarkı.
- "ne ahlak ne de sevgi gökten dünyaya indi
insanlik istedi keşfetti hepsini
hangisi daha güçlü diye beklemektense
heyecanla attım kendimi dans pistine
ayrı ayrı hepsiyle dans edecektim
biraz sohbet ederek çözmeyi deneyecektim
neden böyle olmuşuz
nerelerde kaybolmuşuz?
aklımdaki soruların hepsini soracaktım"
kimimiz sevgiyi istemiş kimimiz ahlakı. ikisi de birer ihtiyaçmış içinde kaybolduğumuz gün geçtikçe kararan dünyayı aydınlatabilmek için. ne yazık ki bu iyi kötü kısır döngüsü içinde hala kaybolmaktayız. iyi, kötü ayrımına hala hırpalanarak değişik tecrübelerle varıyoruz. hala konuşamıyoruz. hala dinleyemiyoruz. hala soramıyoruz. birbirimizi anlamamak için elinizden geleni yapıyoruz. bakıyoruz ki zaman bile çare olamıyor bize, bu durumu değiştiremiyor. ne yazık ki bu yüzden atlıyoruz dans pistine savunmasızca. yaralar alıyoruz gün geçtikçe. sonra neden ben de kötü olup kazanmayı denemiyorum diye düşünüyoruz. kazanmak kelimesinin gerçek anlamını anlayınca bu düşünceden de uzaklaşıyoruz. uzun bir yol boyunca en az yarayla ayakta kalabilmek için çabalıyoruz. kötünün karanlık derinliğinde iyiye ulaşmak için çırpınıyoruz. ve bu şekilde büyüyoruz... ulaşamazsak boğuluyoruz..(nott, 11.06.2007 05:26 ~ 05:27)
- bu aralar ağzıma yapıştığını fark ettiğim laf öbeği.
hani "iyi yanları, kötü yanları vardır, ama onları bir kenara bırakırsak şunu da inkâr edemeyiz" anlamında cümleler kurdurur. konudan sapmaları önler. iddiayı daraltır. sonuç olarak, iyi kötü gereksiz çıkışlarla karşılaşmanızı engeller.
- (bkz: http://www.tdk.gov.tr/...)
- felsefik sözlerle bezeli şebo şaheseri. kimlik bunalımına girmiş ergenler; dinledikten sonra kendinizi sorgulamayın, rahat olun, tadını çıkarın.
|