insanların zor koşullar altında daha pozitif olacagı sonucunu çıkarttığım, pişmiş tavuk olmak nedir gördüğüm * adalet bu mu be diye bağıramayacak kadar içinize oturan bir haksızlık hikayesi
björk'e ait olan müzikleriyle, her karesinde içinize işleyen bir lars von trier müzikali.su damlalarının, atılan adımların müziğe dönüşmesi gibi hoş yansımalar da vardır filmde.son sahnede ise, fondaki müziğin yükselişiyle beraber, gözyaşlarınızın dökülmemesi, olanaksız gibi birşeydir.
björk'ün ı have seen everything şarkısı ve muhteşem trendeki dansçılar sahnesini asla unutamayacağınız film, lars von trier'nin en izlenilebilesi filmi de denilebilir.
'you dont need eyes to see'afiş başlığıyla,selma(björk) odaklı,lars von trier'in hem yazdığı hem yönettiği süper bir müzikal drama..
björk'e;karakterin duygularını en güzel şekilde verebilmek için döktüğü emeklerin karşılığında bir daha sinema oyunculuğu yapmayacağını söyleten film..
amerikan polisinden de,adaletinden de bir kere daha nefret ettiren film..
ordan burdan gelen sesleri şarkı haline getirme yetisi kazandıran,mutluluk aşılayan film..
ve sesin kesilmesiyle hüngür hüngür ağlatan film..
filmi izlerken zorlansanızda (kamera bir oraya bir buraya giderken, nihayetinde insanın başı dönüyor), kesinlikle izlenmesi gereken, hıçkırıklara boğan ve akabinde birkaç gün depresif takılmasını sağlayan film.
2000 yapımı bir lars von trier filmi.cannes'da en iyi film ödülünü almıştır bu film,ayrıca björk de "en iyi kadın oyuncu" ödülünü almıştır.catherine deneuve de oldukça başarılı bir iş çıkarmış.yönetmen günlük hayatı anlatırken daha amatörce bir çekim,daha doğal kamera açıları kullanırken;selma'nın hayallerindeki müzikal sahnelerinde çok daha profesyonel çekimler yapılmış ki bu da hoş bir ayrıntı.yönetmen sinema sanatının pratiği üzerine de birşeyler söylemek ister gibi sanki...bu açıdan orjinal bir yaklaşım.ayrıca film hakkında doğru bir yargıya varabilmek için tamamını seyretmek gerekmektedir zira ilk yarıda tempo biraz düşüktür ve sıkabilir,ama bu sıkılan arkadaşlar lütfen gelip burda falan yorum yapmasınlardır,ya da oturup sonuna kadar seyretsinlerdir.(bkz: ahkam kesmek)(bkz: insaf)
edit:bir de öyle bir finali vardır ki filmin,gözyaşıbezlerine zarar...nispeten yumuşak mendilleri kullanmaya çalışın,göz çevresi tahriş oluyor sonra...
catherine denevue ablamıza proleterlik pek yakışmamış olmamış üstünde..onun dışında gerçekten güzel bir film..hele o tren yolu sahnesi pek bir iç burkar.. parçalar.. şarkı da cuk oturmuş 2 damla saydamlık akmıştır gözlerimden yanaklarıma doğru..
arkadaş biraz da izleyiciyi düşün yaa. perişan oldum filmi izlerken. filmi tam 5 kere izlememe rağmen her izleyişten ancak 2 gün sonra kendime gelebildim. her defasında daha izlemeyeceğim diyorum ama bu gidişle 6. izleyişim yakındır sanırım.
insanın içini acıtan film. "yok artık. olmasın, lütfen olmasın düşündüğüm." diyerek, resmen içinizden dua ederek izliyorsunuz gözyaşları içinde. sarsıcı, bir süre kendinize gelemiyorsunuz.
"to be honest.. i really don t care"diyerek hayattan vazgeçmemek adına onun küçük zevklerinden vazgeçen bir anne nin,, zorluklar içinde varolmanın hafifliği ile dansettiği ödüllü müzikal..(thom yorke&björk- i ve seen it all )
björk'ün hem müzikal hem duygusal anlamda insanı çökerten filmidir. sonunda farkına bile varmadan ağlarken bulmuşumdur kendimi. björk'e tapmamı sağlamıştır ki kaç kere izlediğimi hatırlamıyorum bile.
her zorlugu hayali bir muzikale donusturebilen selma'nin trajedisine kendini zorla ortak ettiren; bittiginde "paranin allah belasini versin" nidasiyla gozyasi sildiren aslinda vasat bir lars von trier filmi
2000 yılında altın palmiye ödülünü almaya hak kazanmiş eser. müzikal gibi değil gibi. filme farklı bakış açılarıyla bakıldığında farklı çıkarımlar yapılabilir. duygusal bir bakiş açısı ile bakıldığında ağlatacak kadar dramatiktir. eleştirel bir bakış açısı ile bakıldığında ise kapitalizm tüm acımasızlığı ile ön plana çıkar. komunist bir görüşe sahip olan yazar ve yönetmen lars von tiers in filminin son kısmında ekranda şu yazı belirir:
they say it's the last song;
they don't know us, you see.
ıt's only the last song if we let it be.
bu son şarkı diyorlar;
çünkü bizi tanımıyorlar.
sadece biz izin verirsek son şarkı olur.
ben filmi ikinci bakış açısıyla izlediğim için, son şarkı olarak kapitalizmden bahsedildiğine inanıyorum. fakat son şarkı kapitalizm değildir, çünkü biz buna izin vermeyeceğiz!
tek kelimeyle tarif edilebilen ender filmlerden; "sarsıcı" bir film.
dvd'si çıktığı gün aldığım, yıllardır bıkıp usanmadan seyretmeye niyetlendiğim fakat kalp çarpıntısı ve dehşet, panik duyguları yüzünden sonunu hala seyredemediğim, bilmediğim filmdir aynı zamanda. i have seen it all isimli inanılmaz bir şarkı söyler bjork hanım bu filmde, tüm hikayeyi anlatıverir...
"you've seen what you were and know what you'll be
you've seen it all, there is no more to see..."