danışılacak kişi. her eğitim-öğretim yılının başında (hatta her dönemin başında) bir tane verirler size bundan. dikkat edilmesi gerekilen danışacağınız şeydir. aşk hayatını filan danışanlar da var tabi ki.
çoğu zaman danışacakmış edasıyla bakınan veya danışacakmış gibi duran kişidir.
danışan: afedersiniz!..
danışman: (tedirgin) buyrun
danışan: ben size hedenin yerini soracaktım
danışman: pek güzel.. (düşünür)
düşünür, düşünür...
danışan: iyi misiniz?
danışman: iyiyim de hedenin yeri nerde biliyor musunuz diyecektim tam da..
danışan: peki oldu ozaman sonra görüşürüz
danışman: hedenin yeri?
danışan: pek pardon da "danışman" kelimesi "danışmayın" kelimesinin anadolu şivesiyle söyleme şekliymiş onu düşünüyorum meşgulüm size hede arkadaş yardımcı olsun lütfen!! (ona danışman bana danış gibi)
tezin en b*ktan kısmı.
yardım istersin, danışmak istersin vakti olmaz yada iplemez.
rahat rahat tez yazmak istersin bu seferde hayattaki tek anlamı senmişsin gibi ikide telefon eder, e-mail atar
bi sktr git demek istersin ama yapamazsın. gün gelecek tezde bitecek diye avuturken kendini başka akademik ünvanlara giden engebeli yolda başka tez danışmanlarına sktr git demek isterken bulursun kendini
(bkz: phd yapıp evinin kadını, çocuklarının anası olmak)
yüksek lisansdoktoraöğrencileri için çok hayati bir kelimedir ve aynı zamanda kariyerlerinin. eğer kötü kalplive öğrencisini iplemeyen * bir danışmana denk gelirse vay o öğrencinin haline. yok eğer iyi bir danışmansa ömür boyu unutulmayacak ve hep sevgiyle anılacak yüce bir insandır artık o.
(bkz: danışman öğrencisini vezir de eder rezil de)
garip olabiliyor bunlar. şöyle ki; üniversitedeki üçüncü yılımda, 2006 girişli tde öğrencilerinin danışmanı, eski danışmanın isviçre'ye gitmesi sonucu değişti. şimdi danışmanım(ız) bir asistan. (önceki yardımcı doçentti.) bugün kapısında kocaman kocaman yazan isimler arasında kendi ismimi de görünce içeri girdim ve transkriptlerde çıkan sorunu konuştuk. olayın saçmalığından bahsedeceğim şimdi:
hacettepe üniversitesi tde* bölümünde biz girdiğimiz sene* ingilizce sadece ilk yılımızda zorunluydu. 3 kredilik ingilizce kredimizi etkilemiyordu. ingilizcesi iyi olanlar da* bunun etinden sütünden, a1'inden a2'sinden yararlanıyordu. iyi bir şeydi bu. sonra 2007 girişliler için bu yıl (bu yıl onların ikinci yılı oluyor ya,) ikinci sınıf ingilizce dersi de zorunlu hale getirildi. ama biz 2006 girişli olduğumuz için bu bizim kredimizi etkilemedi. ders kayıtlarında eski danışmanım hala türkiye'deydi. kayıt haftasında kayıtlarımı yaptığımda ben de bu ikinci sınıflar için zorunlu olan ama benim kredimde 3 kredi olarak görünen dersi not yükseltmek için almaya karar verdim. ona göre ayarlamıştım, bir iki tane ders de bırakmıştım. sonra, yılın başında ekle sil haftasında, danışmanım neden boş kredim olduğunu sordu. ingilizce aldığımı, boş kredi olmaması gerektiğini söyledim. sonradan öğrendik ki, ingilizce büyük ihtimalle sistemdeki bir boşluk yüzünden bizim transkriptlerimizde de kredisiz görünüyordu. ama bunu o an fark edemedik. ben de boşalan 3 kredi yerine bir iki tane ders daha aldım. gelin görün ki, haftaya vizelerin başlayacağı şu zamanda, bölüm bize diyor ki, "ingilizceyi fazladan almışsınız. kredi fazlanız var, ders bırakmanız gerekiyor."* benim de bugün 30 tane işe koşturmam gerektiği için yeni danışmana mailimi verdim ve işlerimi halletmeye gittim. ona da osmanlıca'dan zaten kalacağımı, ingilizceyi silmemesini onun yerine osmanlıca'yı bırakacağımı söyledim, ayrıldım.
eve bir geldim, mail kutumda şöyle bir mesaj:
"kimden: f e (xxx@yahoo.com.tr)
bu göndereni tanımıyor olabilirsiniz.güvenli olarak işaretle|güvensiz olarak işaretle
gönderme tarihi: 13 kasım 2008 perşembe 15:14:57
kime: xxx@hotmail.com
usako,
osmanlıca dersini ikinci kez aldığın için onu silemezsin, ingilizceni silmek zorundayız:("
":(" bakar mısınz? nasıl sevimli. ahah. neyse, "lan noluyo? osmanlıca'yı nasıl ikinciye alıyomuşum?!" dedim kendi kendime ve şöyle bir mesajlaşma yaşandı:
hayır yahu. osmanlıca'yı ilk kez alıyorum ben. ikinci sınıf dersleri alıyorum. doğal olarak da ikinci sınıf osmanlıca'sını ilk kez alıyorum. "
------
"re: transkript:(‏
kimden: f e (xxx@yahoo.com.tr)
gönderme tarihi: 13 kasım 2008 perşembe 16:21:19
kime: usako (xxx@hotmail.com)
tamam canım,
ama o zaman şöyle bir durum var. bu senin bölüm dersin olduğu için dönem uzatman söz konusu olabilir. yine de silinmesini istiyorsan bölüme "transkriptimde fazla kredi olduğu için tde255 kodlu osmanlı türkçesi ııı dersinin silinmesini istiyorum" diye bir dilekçe bırakman gerekecek.
bunu yarın getirirsen iyi olur:)
görüşmek üzere."
alalaaaa osmanlıca ııı müydü ikinci sınıfın aldığı dersin adı diye düşünmeye başladım bu sefer. ama bizim asistan hala ":) öptm grşrz ;)" modunda.
şimdi ben onu şöyle açıklayayım, büyük ihtimalle ben bu dönem osmanlıcadan kalacağım :) sağlık sorunları sebebiyle ilk bir-iki hafta giremediğim için derslerden hiçbir şey anlamadım. yani eninde sonunda ben bunu seneye yine alacağım. ayrıca ben dönem tekrarı almıştım, okul uzadı zaten :) o yüzden bari ingilizce kalsın da not ortalaması düşmesin derdindeyim. yarın dilekçeyi getiririm ben. ilgilendiğiniz için çok teşekkür ederim. yalnız bir dakika. benim transkriptimdeki osmanlıca dersi, osmanlı türkçesi ııı diye mi geçiyor? ıı değil mi o? neyse ben bakarım ona, bilemedim şimdi. "
------
iyi ki bir gülümsedik; cevaba bakar mısınız?
"re: transkript:(‏
kimden: f e (xxx@yahoo.com.tr)
gönderme tarihi: 13 kasım 2008 perşembe 16:32:28
kime: usako (xxx@hotmail.com)
:d
sen bilirsin!
görüşmek üzere:)"
çok ilginç oluyor bu asistan danışmanlar çoook. gonca hocam, sevmezdim sizi ama siz böyle değildiniz yahu. çabuk dönün isviçre'den. zira, benim bünyem bu sevimliliği daha fazla kaldıramayacak.
1800'lü yıllarda avrupa'da, avrupa asillerinin yaptıkları seyahatlerde, kendileri gitmeden önce birilerini önden konaklamaya göndermiş ve o konaklama sonucunda edindiği bilgileri kendileriyle paylaşmasını sağlamışlardır. bu önceden giden kişilere danışman denilmiş.
gerçek hayatta da , aynı lise yılarında olduğu gibi sürtünmeyi sıfır (k=0) , yerçekimi ivmesini g=10 m/s2 alarak problemleri teoride çözen fakat pratikte para aldıkları firmaya zerre katkıları olmadığı gibi bir de zaman kaybına yol açan , uzun ve güzel konuşabilen kişiler.
bunların bir diğer özellikleri de danışman olmadan önceki profesyonel hayatlarında , bir türlü dikiş tutturamayıp her girdikleri işi ellerine yüzlerine bulaştırmalarıdır.