dalga ,duman manasına gelir.yaani cigara manasına gelir..insanın kafasını güzel yapar .heralde kafası dalga dalga geldiği için(tansiyonu düşürdüğünden) cigaraya dalga demişler...geçici mutluluk formülüdür,çekince bir nefes unutulur dertler,ama kötü bişeydir insanı aptallaştırır der bazılari.(taabi aptallık kötü birşeymi tartışılır).ama günümüzde (özellikle kenar mahallelerde) cok yaygındır,bütün parklarda falan çekilir.
ayrıca dalga ,sevgilisinden ayrılanlara birebirdir.insan herşeyin üstüne üstüne geldiğini düşünüyorsa yada dibe vurma gibi birşey yaşıyorsa surekli çekmek ister.ama çözüm değildir asla insanı kısa süreli dertlerden uzaklaştırsada ,daha soora sinirli ve kafasını toplayamayan bir kişi haline dönüştürür.yaw adamın kafasını sünger gibi yapar işte aslında çok boktan bişe...
deniz dalgalarını görmüşüzdür. deniz dalgaları su yüzeyinde seyahat eder. onları görebilir ve hissedebiliriz. hatta denizde yüzdükçe kendi dalgalarımızı da oluşturabiliriz. rüzgarlı bir günde bir bayrağın dalgalanmasını da görmüşüzdür. rüzgar gücü bayrakta dalga oluşturur. denizdeki dalgalar ve bayraktaki dalgalar görebildiğimiz dalgalardır. fakat, yaşamımızın içinde olup görünmeyen başka tip dalgalar da vardır. bu dalgaları, elektromanyetik( ayrıca bakınız (bkz: elektromanyetik spektrum)) dalgalar diye adlandırıyoruz. ses, de göremediğimiz dalgaların bir tipidir. deniz dalgaları gibi, ses dalgaları da içinde seyahat edecekleri bir ortama ihtiyaç duyarlar. ses hava içinde seyahat edebilir, çünkü hava moleküllerden oluşmuştur. hava molekülleri birbirine çarparak sesi taşır, tıpkı domino taşlarının birbirleri üzerine çarparak yıkılması gibi. moleküllerden oluşan herhangi bir ortamda, örneğin suda, ses seyahat edebilir. uzayda ses yoktur, çünkü ses dalgalarını iletecek hiç molekül yoktur. elektromanyetik dalgalar ses dalgalarına benzemezler çünkü, seyahat etmek için moleküllere ihtiyaçları yoktur. bu elektromanyetik dalgaların hava içinde, katı ortam içinde ve uzay boşluğu içinde seyahat edebileceği anlamına gelir. bu durumu, uzay yürüyüşü yapan astronotların haberleşmek için niçin radyo kullandıkları açıklar. radyo dalgaları elektromanyetik dalgaların bir tipidir. elektromanyetik dalgalar nelerdir? elektrik ve manyetizma durgun (statik) halde olabilir. ancak hareket halindeki elektrik ve manyetik yükleri elektromanyetik dalgayı oluşturur. elektromanyetik dalga, bir elektrik alanı ile bir manyetik alanı eşleştiği zaman oluşur. bir elektromanyetik dalganın elektrik ve manyetik alanları birbirlerine ve dalganın hareket yönüne diktir. james clerk maxwell ve heinrich hertz elektromanyetik dalgaların nasıl oluştuğunu ve hangi hızlarla hareket ettiklerini inceleyen iki bilim adamıdır.
orhan veli'nin en sevdiğim şiiri; hele ki müşfik kenter tarafından seslendirilmişse, bilmemkaç cigabaytlık müzik arşivi halt etmiş yanında...
mesut sanmak için kendimi
ne kağıt isterim,ne kalem
parmaklarımda sigaram
dalar giderim mavisinden içeri
karşımda duran resmin..
giderim deniz çeker
deniz çeker,dünya tutar
içkiye benzer birşey mi var
birşey mi var ki havada
deli eder insanı,sarhoş eder?
bilirim, yalan, hepsi yalan
taka olduğum, tekne olduğum yalan
suların kaburgalarımdaki serinliği
iskotada uğuldayan rüzgar
haftalarca dinmeyen motor sesi
yalan....
ama gene de
gene de güzel günler geçirebilirim
geçirebilirim bu mavilikte
suda yüzen karpuz kabuğundan farksız
ağacın gökyüzüne vuran aksinden
her sabah erikleri saran buğudan
buğudan, sisten, ışıktan, kokudan...
ne kağıt yeter ne kalem
mesut sanmam için kendimi
bunların hepsi...hepsi fasafiso
ne takayım, ne tekneyim
öyle bir yerde olmalıyım
öyle bir yerde olmalıyım ki
ne ışık, ne sis, ne buğu gibi
insan gibi....
bulutu kestiler bulut üç parça
kanım yere aktı bulut üç parça
iki gemiciyken van gogh'dan aşırılmış
bir kadının yüzü ha ha ha.
bir kadının yüzü avucum kadar
iki gözümle gördüm vallahi billahi
yıldızlar vardı kafayı çekmiştim
bu kimin meyhanesi ha ha ha
bu ali'nin meyhanesi bu da masa
bu iki kimse için gezdirmiyorum
bir kere asılmıştım çocukluğumda
direkler gemideydi ha ha ha
iki gemiciyken van gogh'dan aşırılmış
bir kadının yüzü kaçıyordu yetişemedim
ben ömrümde aşk nedir bilmedim
süheyla'yı saymazsak ha ha ha
reinhold tritt'in yazdığı, levent ülgen, metin coşkun, ayçe abana, çetin güner, serdar yeğin... gibi tanıdık oyuncuların da projenin içinde olduğu tiyatro oyunu. oyun 'nazi' ler örneğinden başlayarak, faşizmin geçmişte kalmadığını,hala devam eden bir girdap olduğunu çarpıcı bir şekilde anlatıyor.sorgulamayan, düşünmeden denileni yapan insanın ya da toplumun felaketlerini gözler önüne seriyor.oyun tek perde olup yaklaşık iki saat kadar sürse de inanılmaz akıcı bir şekilde ilerliyor.final ise çok vurucu.