-yazma!
-o zaman bekliyor insan. e buraya cok az insan geliyor, cok insan gidiyor.
-kalan da bekliyor ama bazen cok uzun bekliyor.
-yani hani mesela zannediyorsun ki bir yoldan birisi gelecek , bos uzun bir yol, devamlı ona bakıyorsun..
-sonra kimse gelmiyor.
-yazma onun için.
-ben seni hiç unutmayacağim....
olduğun yerde durmaktır. sadece bu. fazlası yok. bütün gün uzun uzun yollar yürüyüp, iyi olmak için sudan bahaneler üretmeye başlarsınız. siz yine gidememişsinizdir, birilerinin sizden gidişini sayısını unuttuğunuz çoklukta izlersiniz. öyle izlersiniz.
içinizde hiç söylenmemiş binlerce söz, "ama.."lar, "neden"ler, en çok da "nasıl? ben anlamıyorum ki..."lerle kalırsınız. en fazla kırgınlık hissedersiniz, öyle ki kırgınlığınız dilinizi acıtır, acının tadı sandığınızdan da kötüdür ne de olsa. içinizdeki binlerce sözcük yerine bambaşka şeyler söylersiniz artık sizin içinizdekilerin de, hissettiklerinizin de zerre kadar önemi kalmamıştır. onca söz, adlandırmaktan hep korktuklarınız kalabalık bir şehrin kendi içinizdeki en ücra köşesinde sonsuza dek kilitli halde kalır.
insanların "senin için" sözleri, gerçekte öyle bile olsa, sizi mutlu etmez.
herkes aslında ne yapıyorsa kendisi için yapıyordur ve siz bu karmaşık oyunda nerede durduğunuzu hiçbir zaman bilemezsiniz. havalar da soğumuştur zaten, belki hissettiğiniz ruh üşümesinin nedeni budur. herkesten her şeyden kaçıp odanıza saklanırsınız, bir sürü aciz insan gibi alkole verirsiniz kendinizi. çok acır canınız.
birileri gidiyordur; durdurmanız olanaksızdır, doğru olan yapılıyordur zaten.
içinizdeki tüm umutları kaldırıp çöpe atarsınız, yaşama dair, insanlara dair, insanların adına aşk dediği duygulara dair.
hepsini bir çırpıda kaldırır çöpe atar aslında giden kişi.
sizi sizden uzaklaştırır...
çok dokunuyor bana bunlar.
neyi hak edip, neyi hak etmediğimi bilmiyorum. sadece hiç olmaması gereken birini hem de çok sevdiğimi biliyorum, baştan beri hiç sevmemeliydim zaten. gideceğini de biliyordum. arkasını dönüp gideceğini benim yine durup izleyen olacağımı...
pişman mıyım? yine de değilim.
sadece tarif edilemez derecede yorgunum. hiçbir şey yapmak istemiyor canım. sonsuza dek aç kalabilrim mesela, sonsuza dek her yediğimi kusabilirim. birilerinin geçerken uğradığı durak olmak o kadar zor ki aslında..
yorgunum..
ağlamaktan da, düşünmekten de, aynı varışsız senaryolardan da, içimdeki lanet olası güven duygusundan da yoruldum artık.
üstümdeki yük neyse her neyse hepsinden kurtulmak istiyorum artık.
kimse beni üzemesin istiyorum.
kimse beni öne sürerek, benim iyi olacağımı düşünerek kararlar almasın istiyorum.
ben nasıl iyi olacağımı bilmiyor muyum sanki?
hiç düşünmedim mi sanıyorsunuz?
bana niye sormuyorsunuz sen nasıl iyi olacaksın diye?
ama yok değil mi?
aslında herkes kendisi için yaşıyor...
rahatça delirebileceğinizi düşünüyorsunuz.
belki de romanlarda adı geçen delirmenin gerçekte nasıl bir şey olduğunu anlıyorsunuz.
çok acıyor canınız, hiç dinmiyor.
benim canımın yanması geçer mi bilmiyorum.
artık merak da etmiyorum.
önemsemiyorum bundan sonra olacakları.
mesela bir deprem olabilir, mesela bir arabanın altında kalabilirim karşıdan karşıya geçerken, mesela soğuk bir duş sonrası zatüre olabilrim...
hiç fark etmiyor artık..
benim iyiliğim için yapılan (?) şeylerden sonra...
gözünüz aydın.
artık kendi umrumda bile değilim.
bir köşede unutulup kalmaktır. gidenler geri dönene kadar da hep köşelerde yaşamaktır. kıyıda köşede kalmış anıların rutubetlenmiş havasını soluyarak nemli gözlerle gidenlerin ardından bitip, gitmek; unutmaya çalışmak ve unutulmaktır.
grup dilemma'nın şarkısının dilinizden düşmemesi demektir...tam da bu durum içindir hep bana...
.....
bana bana hep bana
ayrılıklar hep bana
gidenlerin ardından
bakakalmak hep bana
.....
beni buralara bağlayan her şey,
herkesle birlikte bir bir giderken,
ben, beni yeniden buralara bağlayacak
yeni şeyler arar dururum.
bulduğum her şeyin
giden birinin ardında bıraktığı bir şey olması
iyice gidemez yaptı beni.
o yüzdendir ki,
herkes, her şeyiyle birlikte giderken,
ben arkada kalanları topluyorum
benimmiş gibi.
topladıkça benim oluyor,
benim oldukça ben gidenlere bakıyorum.
hiç mi bakmaz insan arkasına?
bir çift göze hasret kaldım.
yine ben turuncu bir sonbahar yalnızlığında
çekerken son nefes sigaramı
rüzgarla birlikte,
puslu gözlerle
bakakaldım bir gidenin ardından daha...
bunun götü de güzelmiş hani,
keşke mıncıraydım gitmeden önce
sağ lobundan.
isteyen istediği yere gider. ne kadar tutarsan tut , ne kadar seviyorsan sev , o sevmiyorsa , durduğu yerde iğreti duruyorsa gider. bırak gitsin. daima gidenlerin arkasından bakan olmak terkedilen olmak demektir. terkedilmek kötüdür. iyi tarafı ise , sevmeyen, sevmeyecek olan biriyle zaman kaybetmemektir.