bir tür turnusol kağıdı, her ne kadar gayret etsem de şunları ayrı yazmayı beceremeyen birinin yazdıklarını ciddiye alamıyorum örneğin.
şimdi tam emin değilim ama bunların kullanımı ilk bilemedin orta eğitimde değinilen, öğrenilen bir şey değil mi? varsa aramızda eğitmen bu konuyu açıklığa kavuştursun mesela, merak da ediyorum biraz. çok da mühim değil tabii kesin zaman, sonuçta henüz sabiyken bu hadiseyle tanışıyoruz. o kadar karmaşık bir şey de sayılmaz aslında. milli (ne demekse?) eğitim sisteminin neresini tutsak elde kalıyor da bu hadise için eleştiri adresi önce hatalı kullanıma imza atanlardır herhalde. şimdi kötümser bir tahminle şu mecrada boy gösteren biri ilköğretimi başarıyla tamamlamıştır. hadi diyelim ki öğretmen beceriksizdi ya da bu konu bir gün işlendi sadece, o gün de okula gitmedi bu örnek kümemiz. insan hiç mi eksiğini farkedip düzeltmeye çalışmaz yav? kimse bir kere bile uyarmamış olabilir mi örnek kümemizi hayatları boyunca? bu örnek küme sandığımızdan geniş mi yoksa?
tamam diyelim hiç farketmedi yıllarca bu eksiği. bir şey yazmadıysa bile birkaç satır bir şey okumuştur en azından, öyle umalım ya da. bu satırlarda gezinirken bile bir durup düşünmesi gerekmiyor mu bu örnek kümenin? (örnek diyorsam da lafın gelişi, bilimsel yaklaşım taklidi yapıyorum yoksa örnek alınacak bir yanları yok). empati yaparsak biraz şöyle bir şey olması lazım; "alla alla bu niye böyle yazılmış ki, hmmm". sonra da az çok kavrar meseleyi herhalde. çünkü bunu öğremek/kavramak 10 dakikalık iş lan alt tarafı.
diğer bir varsayım özensizlik, üşengeçlik nedeniyle konuya hakim olmalarına rağmen bu yanlışta ısrar etmeleri. buna fazla ihtimal vermiyorum lakin, 1.10 falan verir en fazla. alt tarafı space'e dokunuvereceksin be gülüm, o kadar da zor değil. bu bir alışkanlık meselesi belki bilemiyorum ama en azından yazdığını bir kere okuyunca göze batar değil mi? o yüzden bu seçeneği pek olası bulmuyorum.
olayın diğer bir senaryosu şöyle; bunlar dan dun "yardırıyorda yardırıyor" (şaka lan şaka atlama hemen) . konuya duyarsız ya da üşengeç bireyler de örnek kümeyi uyarma gereği duymuyor. bu senaryoda da bu noktaya nasıl geldikleri meselesini siktir ettim, bir şekilde öğrenmemişler işte. oysa bir kere uyarılsalar belki düzeltmeye başlayacaklar hiç siklemiyorlarsa da götlerine koyayım.
tamam konu belki çok da önemsenmemesi gereken bir öncelik sırasında olabilir. türkçe özelinde bile belki daha önemli hadiseler vardır lakin bu rahatsız edici yav, bak tüylerim diken diken oldu. sadece sözlük minvalinde de konuşmuyorum, genel olarak denyoluktan söz ediyorum. örneğin facebook'ta da onlarca kişiyi bu hastalıktan muzdarip halde görüyorum. kırık yıllık arkadaşım mesela bir karının fotoğraf yorumu dalgasına yazmış "sende çook tatlısın ama". hay götüne koyayım senin, ben şimdi seninle oturup nasıl iki muhabbet ederim, nasıl bira tokuştururum? sen artık benim için dahi anlamındaki de özürlü bir insansın. gereğinden fazla ciddiye alıyor da olabilirim ya da onlar yeteri kadar ciddiye almıyor, bir uyumsuzluk var kesin de.
bazen de rahatsız olmaktan öte şaşırıyorum, evet bildiğin şaşırıyorum lan. adam giriyi döşemiş böyle sanırsın ki doktora tezi mına koyım, içerik güzel, dil akıcı, herif onlarca kitaptan okumuş, mantık süzgecinden geçirmiş de yazmış belli. işte tam o noktada ip kopuyor; "gelde inan". ulan döşemeyi başarmışsın iyi güzel de, bir de'yi ayrı yazmayı bile becerememişsin be adam (bunlardan bazılarının da kimliğini az çok biliyorum, mesela/ve ne yazık ki doktor, avukat olanlar da gördüm. bu da gayet şaşılası bir durum, düşünsenize dahi anlamındaki de'yi ayrı yazmayı bilmeyen bir doktor sizi ameliyat ediyor mesela, en azından garip). anlamadığım bu işte, nasıl ulan nasıl? sonra ben seni nasıl ciddiye alayım? bu nasılı düşünmekten başka bir şey yapamıyorum tabii ki. şimdi herife sorsam "nasıl ulan nasıl?" diye (herif donanımlı, zeki bir adam belli) itin götüne sokacak belki, tırsıyorum ya da tanıdıksa darılacak adam. ben de eksiyi basıyorum en fazla. işte asıl derdim buydu;
nasıl ulan nasıl?