paradigmadır. kafadakini bilmem ama evdeki/odadaki fiziksel dağınıklık sanıldığı gibi toplayınca geçen bir şey değildir. o oda aynı şekilde -hatta eskisinden daha beter dağılacaksa- zaten ne kadar toplanmış sayılabilir? (bunun tersi de doğrudur: toplu kişinin odası dağıldığında en kısa zamanda adam edilir ve topluluk paradigmasından şaşılmamış olunur.) hayatınız buna göre şekillenir resmen. en çok kullandıklarınızı en çok bulunduğunuz köşenin orada çember halinde dizersiniz. şahsım için odada en çok kullanılan iki nokta:
- yatak. yatağın başucunda bir sehpa vardır. lazım olabilecek her şey orda üst üstedir. bilgisayar da oraya getirildiği zaman her şey tamamdır. yatağın başucuna oturulmak suretiyle bu noktada saatler geçirilebilir.
- çalışma masası. çok çalıştığımdan değil de bu masanın stratejik konumu yüzünden... şöyle ki, kitaplık sol, büfe/dolap sağ taraftadır. sandalyenin hemen arkasında yerde ise lazım olabilecek her türlü kitap, defter, kağıt filan çember halinde saçılmıştır. (dağınıklığın da bir adabı var.)
şimdi bu şekilde yaşamaya alışmış adamın odası toplansa ne olur? bir kere her şey kaybolur! kendisine yaptığı gayrıresmi hatırlatmalar da. zira biz gördükçe hatırlarız ve bilgiyi işlemden geçiririz. kütüphaneden bir ay önce alınmış o kitabı sürekli görmemiz gereklidir ki kapağını açalım. mesela yani.
ki belki de dağınıklık diye bir şey yok. madem evdeki pek çok eşyanın "yer"i yok, ortalıkta gezinince dağınıklık yarattıkları söylenemez. ne de olsa dağınıklık eşyanın yerli yerinde bulunmama haline denmez mi en çok? (aha bu da tanım.) kusura bakmayın, eşyanızın yeri yurdu varsa, ancak çakma dağınık olabilirsiniz.
hem, dağınıklık denen şey sadece derli toplu insanlar için vardır. ha o zaman ben bu kadar şeyi niye yazdım? neyse..