en sağ şeritteki 3 minibüsün bir anda en sol şeride atlayabileceği zaman zaman şerit kavramının kaybolduğu , tem e para vermek istemeyen ve çarpışan araba oynamayı seven sürücüleri barındıran yol
1992 yılında blues tutkunu üç genç ( boğaç kökbaş, cüneyt avdan ve serhat sözeri)tarafından kurulan ve adını d 100karayolundan almış grup. kırmızı evin hüznü ve blues şehriadında iki albümleri vardır.
grubun orjinal adı d-100 olmasına rağmen başlıklardaki karakter sorununa takılarak bu başlıkta incelenen güzel bir blues grubu. boğaç kökbaş, cüneyt avdan ve serhat sözeri'den oluşan eski bir grup. kırmızı evin hüznü(1996) ve blues şehri(1999) adında iki tane albüm yayınlamışlardır ve gerçekten dinlemeye değer bir gruptur.
türkiye'yi enlemesine geçen 4 yolun ilki ve en kuzeyindekidir. kapıkule sınır kapısından başlar ve edirne - lüleburgaz - istanbul - gebze - kocaeli - adapazarı - düzce - bolu - gerede - ılgaz - merzifon - amasya - niksar - erzincan - erzurum - ağrı - doğubeyazıt üzerinden gürbulak sınır kapısında son bulur.
günümüzde bu güzergahı katedecekler bolu'ya kadar otobanı kullanmayı tercih ederler.
halk arasında londra asfaltı olarak da anılır bu yol. günümüzde özellikle cuma günleri akşam saatlerinde tam bir işkenceye dönüşebilir cevizlibağ-yenibosna arasında.
metrobus'ün bu yolu kullananlara güzel bir alternatif olmasına rağmen insanların inatla özel araçlarını kullanmaları hakikaten sinir bozucu olabiliyor.
geçenlerde gece saat 4 sularında (evet sularında) çatalzeytinden gelen arkadaşımı karşılamak üzere kenarında beklediğim, gayet sert bir şekilde yapınsam da kamyoncular tarafından "bilader muameleyi kaça yapıyon?" şeklindeki cinsel saldırı teşebbüsü altındaki ruhsal saldırılara maruz kaldığım, "iş potansiyeli yolda mı yoksa ben de mi lan" diye her gece yatağıma yattığımda üzülerek korkarak düşünmeme sebebiyet veren depresyona sokan m.na kodumunun yolu.
istanbul'da yaşayan binlerce kişinin kullandığı ve doğal olarak kimin anasına avradına küfür edeceğini şaşırdıkları yol. karayolları genel müdürlüğü mü belediye mi ikilemine düşüyorlar. şöyle ki birkaç sene evvel çıkan bir kanun ile bu yolun kadıköy ile avcılar arasında kalan ve çoğumuzun kullandığı kısım karayollarından belediye'ye devredilmiştir.
dolayısıyla bu yolda 1,5 metre çapında 30 santimetre derinliğinde deliklerden geçerken; 2 metrede bir çıkan hendeklerden slalom yaparcasına kaçarken, mecidiyeköy'den levent'e kadarki bölümde en sağ şeriti kullanırken yanlış genişletme sonucu tam tekerlek hizasına denk gelmiş ızgaralardan arabanın anasını ağlatırken, büyük kısmında aydınlatma yetersizliğinden yakınırken; istanbul büyükşehir belediyesi'ne küfredilmelidir. ben şahsen mavişime* hergün en derinden en sağlamından selamlarımı yolluyorum.
istanbul-tekirdağ arasındaki kesimi hele ki havanın henüz karardığı saatlerde carmageddon gibidir. yola atlayan siyah giymiş yayalar, kumburgaz'da otoyol gezintisi yapan köpekler, hatta bir keresinde kamyon lastiğiyle karşılaşmışlığım vardır.