dışlanmak   

adana çık aradan

  1. fiil köküne, kelime köküne demiyorum dikkat edin, -n harfi eklenmesi nedeniyle dönüşlü ya da edilgen olabileceği olasılıklarından ikisini de göz önünde bulundurmamız gereken fiilin mastar hali. edilgen halini geçip dönüşlü haline gelince gördüğümüz gibi fiil dönüşlü de olabilir. açıklamak gerekirse dışlamak fiilinin dönüşlüsü dışlanmak kendi kendini dışlamak anlamına da gelebilir
    (dış kapının dış mandalı, 01.04.2007 17:37)
  2. bu evrensel kümeden birleşim kümesinin çıkarılması sonucu evrenin bir köşesinde ortada kalmaktır. ne birine bağlı olursunuz ne de biriyle kesişirsiniz.
    (wildboy, 12.12.2007 00:55)
  3. çocukuk ve gençlik dönemlerinin endişe verici cezası. sonra sonra, şanslıysanız kendinizi sever, ait olduğunuza kendiliğinden yaklaşır, fiillerin korkutucu anlamlarından uzaklaşıverirsiniz. sizi istemeyenin sizi kaybetmiş olduğu gerçeğinin bilinci.
    (bkz: unutulmak)
    (heidi, 14.06.2008 09:57)
  4. dışarıda kalmak.
    (natalya casta, 14.06.2008 11:30)
  5. (bkz: social exclusion)
    (closer, 14.06.2008 12:12)
  6. bu anlatacağım olayda ne kadar şerefsizleştiğimi kabul ediyorum, ama bir okursanız, aslında bazen hepimizin ne kadar adileştiğini anlayacaksınız.

    öncelikle belirteyim, bu anlatacağım olayda dışlanan kişi ben değilim. gerçi, dışlanması gereken asıl kişi olabilirim, sebeplerine birazdan değineceğim ama bu tamamen benden bağımsız gelişen, ama önünü kesmeyerek küfürleri hak ettiğim bir olay.

    yine hemen söyleyeyim, bu başlığa yazmamın sebebi biraz da lisede yapılan hayvanlıklar başlığını sol tarafta (bkz: sol frame) görmem oldu. o zaman bana yapılan bir olayı hemen özet geçeyim. lisede, herkesin ergenlikten çatladığı o saçma dönemde sınıfımızda abuk sabuk gruplaşmalar görülüyordu, gerçi bu gruplaşmaların geçici olduğunu düşündüğümü itiraf edeyim, ne kadar yanılmışım...

    neyse, işte bu gruplar, aralarında hiçbir husumet olmamasına rağmen, birbirlerinden nefret etmeyi ilke hâline getirmişlerdi. şu anda sorsanız "şu yüzden hoşlanmıyordum" diyemem, ama sebep çok da önemli değil, önemli olan, büyük grupların, zayıf buldukları bir grubu ya da kişiyi ezmek için güç birliği yapmaları.

    burada hemen söyleyeyim, yaş ilerledikçe bu hor görme olayı daha sessiz ve kinci bir hâle geliyor. eşitlerini, belli bir sebepten dışlayan ve kötüleyen kişiler zamanla akıllanmak bir yana, gittikçe acımasızlaşıyorlar. efendim fazla uzatmayım, bu grupların ya içindesinizdir, ya da dışında. altın kuraldır, lisede bunu çok iyi öğrendim, insanlar kendi güçsüzlüklerini, başka insanlarla ve herhangi bir şeyle kapatıyorlar (fiziki güçle veya maddi durum farklılıklarıyla örneğin) ve bu gruba dahil olmak, dahası grup aktivitesi denilen taşlama ve kötülemeyi de ekip hâlinde yürütüyorlar.

    efendim ben büyük bir salaklık (parantez içindeki yok artık ünlemi) yaparak bu gruplara dahil olmadım, ve o zamanlar şöyle de birşey vardı, herkes ve herşeyden kıl kapan gençler, eğer onlarla fazla sıkı fıkı olmaz isen, onları beğenmediğin ve küçük gördüğün gibi bir fikre kapılarak, kendilerine yapıldığını düşündüğü şeyleri direk sana uygularlar, bu da doğanın başka bir kanunudur.

    hikayeyi anladınız işte, anlatmaya çalıştığım şey, o zamanlar bende büyük psikolojik etkiler bırakan bu dışlanma olayından muzdarip olduğum, ancak buradan sonrası, beni çok utandırıyor. bu olay, kısa bir süre önce oldu ve aslında kimseye anlatmadım (niye anlatmadığım zaten yazının genelinden belli oluyor) ama artık anlatıp, bu yazıyı okuyan 3-5 kişinin benim gibi yapmamasını istedim.

    efendim, elbette lisede bunun yapılması haklı olmasa bile, bir derece tolore edilebilir, edilmeli mi peki, bence hayır. ama yetişkinlik zamanında bile bu bir insana yapılıyorsa, ben o sistemin de, yetiştirdiği, öz tabirle zorbanın da ta.... bugün eğitim almış, üniversiteler bitirmiş bir insan olarak, staj yapıyorum, hem de yaptığım işi yapabilmek için notlarınızın bayağı iyi olması gerekiyor, yani bu adamlar "aptal" değil, "cahil" değil. bunu yapan adamlar ne yaptıklarının tamamen farkında ve bu düzene bayılıyorlar, onlar için bu bir eğlence kaynağı.

    yazı iyice uzadı, kısa kesiyorum: bugün masamın yanında, başka bir iş arkadaşımla ilgili kötü niyetli mırıltılar duydum, aslında bunun benim yanımda olma sebebi de belliydi, arkadaşlar beni de aralarında görmek istiyorlardı ! yoksa düşünün, sinirlendiğiniz bir insanı tüm dünyaya ilan etmek size ne kazandırır? pek bir şey değil sanırım, belki biraz antipati. neyse, sebebini sordum, bir iki birşeyler söylediler. hani haklı sebepler olsa da yapılan şey doğru olmayacak ama eylem ve sonuç yok ortada. adamın kaşını sevmemiş, gözünü sevmemiş ve onu dışlıyor.

    ne yazık ki, bu dışlama şirketin çalıştığım kesim çalışanları arasında yaygın bir spor. yine de sordum: neden? elbette yanıtlar tatmin edici olmadığı gibi, aslında ne kadar temelsiz suçlama ve nefret sebepleri olduğunu gösterdi. ve ben, böyle bir durumda yalnızı savunması en çok gereken kişi, bir iki cılız savunmadan sonra sessiz kaldım, ağzımı açıp aleyhine birşey söylemedim elbette ama, belli olmaz yarın o da olabilir, ben değil miydim dün söz veren ayrımcılık yapmayacağıma?
    (o c, 25.09.2008 23:13)