|
|
- öncesi "yine karşılaşırız", sonrası "aşkım büyük" olan şarkı sözü dizesi.
- (bkz: onun vedası)
- dünyanın küçük olabileceğine işaret eden cümle. ayrıca dünyayı betimleyecek bir sıfatmış gibi gelmedi bana.
- bir ezop masalında salyangozun bir ağacın etrafını dönerken tekrar karşılaştığı öteki salyangoza söylediği cümle. evet, salyangozun dünyası bir ağacın çapı kadar olabilir. yine evet, salyangoz istese başka yerlere de gidebilir, ama her salyangoz kendine bir ağaç seçer ve etrafını kendi dünyası eyler.
yine de bire bir anlamıyla ele alınsa dahi gittikçe küçülmektedir dünya. pasaport mühürleri, uçak biletleri, kredi kartlarının çok haneli rakamları, cep telefonu hücreleri, idata, mydata, yourdata, google'ın earth'ü, yahoo'nun map'i, astalavista'nın kurabiyeleri ve dahi istediğiniz kişinin yediği şusu busu dahil her naneyi 47 dolara satan bot dedektifler küçücük etmektedir dünyayı.
bütün bunlara bakıp salyangoz olası gelir adamın. ancak okunamayacak denli sonsuz bir kum kitabına işaretler bırakıp bir ağacın altında beklemenin de sonu yoktur. işaretleri okuyan gelir ve önünüzden geçip gider, belli belirsiz bir gülümsemeyle kimliksiz.
hala salyangoz kalmak isteyen için bakınız: microcosmos
- öncelikle bir teknoloji sorunudur bu; iletişim olanakları arttıkça küçülür dünya. öyle ki bir gizemin içinde kaybolmak isteyeni bir tıkla bulabilirsiniz artık; herkes fişli, herkes belirli. kimsenin kaybolması mümkün değil, kredi kartlarının manyetik alanları, telefon hücre bilgi ekranları izin vermez bir garip puslukta bir çin efsanesi gibi yitip gitmeye.
bir de bond abimizin, "dünya yetmez" filminin ana fikridir bu, sistemlerle bile yetinmeyen gözü doymazların ukdesidir, gözü galaksilerde, evrenlerde olanların düşüdür. içi boşaltılmış, meridyenlerden ve paralellerden oluşan kafes bir küreye kapatamazsınız bunları, sınırları yoktur çünkü, istedikçe isterler, ama sonuçta işte her fındık kendi kabuğunda ölür ve öyle gömülür. ama ben başka bir şey söyleyeceğim bu başlıkta. bir şarkının ara nağmesidir bu, nesneleri küçültüp duyguları büyüten. "aşkım büyük" diye devam eder ki öncesinde "yine karşılaşırız" demişti zaten.
"dünya küçük", sessiz ve münzevi bir sayfiye mahallenin ana caddesindeki manavdan kendine nektarin alan birini görmektir mesela, balıkçı şapkası yüzünü gölgeleyen. ve bir arabanın koyu camlarının gölgelediği ön koltuktan bu sayfiyeye geliş nedenini unutmaya çalışmaktır ve nedensizmiş gibi "hadi sahil yolundan dönelim." demektir arabayı kullanana.
"dünya küçük" dünyanın iki ucunda yaşayan iki insan için kalabalık bir şehrin en kalabalık caddesindeki aynı bara gitmektir aynı gece, yanılmaz bir önseziyle "o burada, biliyorum." demektir ve aynı zamanda tedirginlikle; çünkü karşılaşmak, ne diyeceğini bilememek, hazır olmamak, ikirciklenmek demektir. ve karşılaşılan bir dostun, "o buradaydı demin, beş dakika olmadı çıkalı." demesidir, "öyle mi, neyse canım, artık önemli değil." diye cevap verilen.
"dünya küçük" dünyanın iki ucunda yaşayan iki insan için kalabalık bir şehrin en kalabalık caddesindeki onlarca sinemadan birinde aynı seansına girmektir aynı filmin ve birlikte bırakıp gitmektir filmi, yüzleri karşılıklı boyunlara saklayıp ıslatarak öncesinde öpülen göğüsleri, gün boyu ağlamak için.
"dünya küçük", ölü kunduz derilerini şapka diye başına geçirenlerin ülkesinde, göl kenarı bir kafede uzaktan onu izlemektir ya da deniz kıyısı bir çay bahçesinde onun izlediğinden habersiz peynirli simit yemektir, ama bunlarda bir plan vardır ve belki uçakta insan yedinci saatin sonuna doğru aynı fikirde olmayabilir, bir ara bulutlar açıldığında engin okyanusun bir kıtanın karaltısını gizlediğini fark ettiğinde ister istemez mırıldanabilir belki, "dünya büyük" diye.
başka bir başlığın konusu olabilir, ama bağlamak zorundayım; "dünya büyük" ise, bir zamanlar birlikte geçtiğin bir sokağı karşılıklı ters yönlerde geçmektir, korkuyla. o zaman anlaşılır işte dünya ne kadar büyük ve her şey ne kadar uzak.
- (bkz: zaman kötü kolla götü)
|