|
|
- küçüklerin lunapark eğlencelerinin başında gelen, yusyuvarlak bir demir parçasına tutturulan koltukların dönmesinden meydana gelen alet
- ingilizce carausel.
- eskiden önemli devlet adamlarının ve zengin kişilerin konaklarında, erkekler için "selamlık", kadınlar için de "harem" adı verilen bölüm vardı. ev halkının dışındaki hiçbir erkek harem bölümüne giremez, erkek konuklar selamlıkta karşılanır, görüşülür, ağırlanırdı. hareme konağın erkek hizmetlileri de belli bir sınırın dışında geçemezdi. haremden selamlığa belli şeyler iletmek gerektiğinde-özellikle yemek ve benzeri şeyler- hizmetlilerin bir tarafın merdivenlerinden inerek öteki merdivenlerden çıkması türünden zahmetleri ve gecikmeleri önlemek için selamlık arasındaki duvarın uygun bir yerine bir gedik açıp buraya ekseni çevresinde dönen-günümüzdeki döner kapıların daha küçüğü-bir araç yerleştirilirdi. buraya konan nesne, dolap elle itilince hemencecik selamlık tarafına iletilmiş olurdu. işte bu gerece dönmedolap adı verilmiştir.
- modern folk üçlüsü'ne ait bir şarkı.
"yaşamak oyun değil arkadaş,
dünyaya gelmenin bir bedeli var,
dost bildiklerin tükenmez arkadaş
sevgi insanların hamurunda var.
yaşamak dönme dolap gibidir,
onun da iniş ve çıkışları var,
talihlidir hep çıkanlar arkadaş,
gerçek dost inenlerin yanında var.
nefes almak değildir yaşamak,
düşünmek ve hissetmektir yaşamak,
sen gülmeden geçen günlere acı,
dönme dolap iner çıkar arkadaş."
- 1983 yapımı bir zeki-metin filmi.
oyuncular
zeki alasya selami
metin akpınar lütfü
nevra serezli lamia
pembe mutlu
süleyman turan
filme göre lamia ile selami karı-kocadır. bir gün lamia, selamiyi genç güzel bir hatuna sırnaşırken görünce yaygarayı basar, olay üzerine de lütfü bahane olarak selami'nin ve hatun ajan olduğu, bilgi alışverişi yaptıklarını iddia eder.
hatta ajan olduklarını kanıtlamak için ayaklarının altındaki üç noktalı damgaları gösterme sahnesi yarıyor.
tam hatırlamamakla birlikte, filmden bir alıntı:
(konu selaminin sulandığı hatun)
lamia: peki o kadın kimdi?
selami: hangi kadın
lamia: o bürodaki kadın?
selami: hangisi?
lamia: kazağının içine elini soktuğun kadın (bu kısımdan emin değilim)
lütfüi: haa o mu nazan(isim de kesin değil) o. nazanı tanımıyor musun?
lamia: hayır (şaşkın)
lütfü: ahahaha selami baksana şuna nazanı tanımıyor.
selami gayr-i ihtiyari gülmeye başlar.
lamia bu anda şaşkın. iki arkadaş hala gülüyor.
lütfü: nazanı tanımıyor musun (iki elini birbirine vuruyor alemsin gibi) nazanı herkes tanır. ahhaha.
(ayrıca birini kandırmak için iyi bir yöntemdir. denedim, onaylıyorum)(venom, 26.02.2007 22:09 ~ 22:29)
- bu alete binildiğinde, en tepeye çıkıldığında başka birisinin binmesi için durunca endişelenmemek mümkün değildir.
- behçet necatigil'in baba şiirlerindendir:
nerden niçin mi geldim
bilmeden bir şey diyemem, ya siz?
hem hiç önemli değil
geldim, yer açtılar, oturdum
girip çıkanlar vardı
zaten ben geldiğimde.
başka şeyler de vardı, ekmek gibi, su gibi
gülüşler öpüşler ne bileyim hepsi
doğrusu anlamadım bir düğün dernek mi
sonra da kimileri düşünceli, durgundu
gidenler neye gitti doğrusu anlamadım
zaten ben geldiğimde.
bir lunapark mı bir konser bir gösteri
bilmem pek anlamadım önüm kalabalıktı
sıkıştığım yerde vakit çabuk geçti.
bak dediler baktım pek bir şey göremedim
hem her yer karanlıktı
zaten ben geldiğimde.
benim tek düşüncem büzüldüğüm köşede
nasıl çekip gideceğim kalk git dediklerinde
çünkü çıkmak sıkışık sıralardan mesele
kalkacaklar yol vermeye bakacaklar ardımdan
az mı söylendilerdi şuracığa ilişirken
zaten ben geldiğimde.
- isminden memnun mudur acaba diye düşündüğüm eğlence gereci.
|