" ı.bir devletin dışa dönük eylemleri"
"ıı. bir devletin kendi sınırları dışındaki çıkarlarını gerçeklerştirmek için yöneldiği tutum"
kimi zaman da "yapmak zorunda olduğu tutum"
kâmran inan’ın timaş yayınları’ndan “dış politika” adlı kitabı hem dış politikaya ilgi duyan hem uzun yıllar bakanlık bünyesinde çalışmış tecrübeli bir insanın fikirlerini, tespitlerini öğrenmek isteyen hem de dışişleri bakanlığında çalışmak isteyecek genç insanlar için önemli bir kaynak.
ankara üniversitesi hukuk fakültesi’ni bitirdikten sonra cenevre’de hukuk doktorası yapan inan, doktorasından sonra dışişleri bakanlığı’na girmiş ve uzun yıllar çeşitli görevlerde bulunmuştur.
kitap, son derece sade, kolay anlaşılır ve sohbet havasında bir dile sahip. bu da eski dile uzak biz yeni nesiller için kolay bir okuma yapma imkanı sunuyor. kitap; dış politika, türk dış politikası ve nasıl bir dış politika adlarında üç ana bölüme
ve bunların altında bir çok alt bölüme ayrılıyor.
dilin kemiği yok misali inan, meslek hayatı boyunca yaşadığı ve gördüğü olayları kitapta paylaşıyor. özellikte inan’nın çok sık değindiği bakanlıkta ki ciddiyetsizlik, kendi tabiriyle “low profile” huyu ve yabancı dil bilinmemesi gibi durumları kendi tecrübeleriyle anlatması, dış politika ile ilgili kavramları ve durumları okuyucu için daha bir anlaşılır ve etkileyici kılıyor. dış politikanın, iç politikayla ilişkisinin önemi ve dış politikanın her iktidarla değişecek bir olgu olmadığı, değiştirilmemesi gerektiği kitapta vurgulanıyor. inan, türkiye’nin ani olaylar karşısında karar almada geç kaldığını ve öncelikle başka ülkelerin tepkilerinin incelendiğinin altını da bir başka önemli sorun olarak çiziyor ve ani olaylar karşısında süratli bir bilgi ve durum tespitinin yapıldığının nadir olduğunu belirtiyor.
kitapta yer alan kâmran inan’ın anılarına değinmek gerekirse eğer; neredeyse hepsi tam bir kara mizah örneğidir. örneklendirmek gerekirse; yabancı dil bilmeyen bir devlet yetkilisinin tercüman kullanın ısrarlarına rağmen, türkçe telaffuzla önün de ki kağıttan okuma yapmayı istemesi ve üstelik bilmediği bir dili sürekli değiştirerek kağıttan okuması, gönderildiği toplantının konusunu dahi bilmeyen görevliler, bulundukları ülkelerde ki türk vatandaşlarının durumu hakkında tek kelime edemeyen büyükelçiler, öğle saatlerinde mesaiye başlayan, gece hayatına düşkün memurlar… bu gibi tespitleri ve inan’nın konularla ilgili anılarını kitapta bulmak mümkün.
inan’nın üstünde sıklıkla durduğu bir diğer nokta ise kendi tabiriyle “low profile” huyudur. yurtdışındaki heyetlerimizin ve temsilcilerimizin ülkemizin saygınlığını tehdit eden ve kazanımlarına zarar verecek olaylarda, sorun çıkmasın diye sessiz ve pasif kalmaları inanılmaz ve son derece talihsiz bir durumdur. kâmran inan’da sık sık bu durumdan şikayet etmektedir. örnek vermek gerekirse; paris’te yapılan ve bir milyon doların mevzu bahis olduğu bir toplantıda ülkemiz kâmran inan ve bir başka dışişleri mensubu ile temsil ediliyor. gerisini kâmran bey’in kaleminden okuyalım; “ mesele görüşülmeye başlandığında italyan temsilcisi söz alarak “ türkiye’nin teklifini görüşecek isek san marino’yu da çağıralım” dedi. bu çok ağır bir sözdü. kıdemli memurumuza “ağabey bu bize hakaret etti; san marino’ya benzetti. buna cevap vermek lazım” dediğimde temsilcimiz “hakareti nereden çıkarıyorsunuz? bunda cevap verecek ne var?” deyince mikrofonu çekerek söz aldım ve italyan temsilciye hitaben “bu şahsi görüşünüz mü, yoksa hükümetinizin görüşü mü? zira bunu roma’ya soracağız” beyanında bulundum. bunun üzerine italyan telaşla sözleri geri aldığını, zabıtlardan çıkarılmasını söyledi ve bu arada portekiz ile birlikte ortak bir hisse ile şirkete girmiş olduk. kıdemli memurumuzun bu tutumu dışişlerimizin değişmez politikasıdır. her şeyi sineye çekmek, olay çıkarmamak.”
bir imparatorluktan geldiğimizin ve bu durumun dış politikada kullanılmadığının sık sık altını çizen inan; bu durumdan kaynaklanan, yurtdışında bulunan tarih, kültür ve ırk ortaklığımız bulunan ülkeleri, toplumları dış politikada büyük bir potansiyel güç olarak ele alıyor ve bu potansiyelin layıkıyla kullanılmadığına vurgu yapıyor. kitapta dışişleri bakanlığı’nda ki yapısal sorunlara sık sık dokunan inan, imparatorluk zamanında ki meslektaşlarıyla da döneminin karşılaştırmasını şu şekilde yapıyor: “imparatorluk arşivleri incelendiğinde zaman bu işlerin nasıl büyük görüldüğü ve yürütüldüğü ortaya çıkıyor. viyana büyükelçiliğimizde osmanlı büyükelçilerinin bâb-i alî’ye gönderdikleri bazı rapor ve telgrafları görmek imkânını bulmuştum. onların kendi devletlerine bakış acıları ve meselelere yaklaşımları insana hayranlık veriyor. şimdiki bazı tutumlarla mukayese edildiğinde fark üzücü ve düşündürücü olmaktadır. bu alanda boyumuz uzayacağına kısalıyor.”
daha bir çok anı, tespit ve değerlendirme bulunan ve tecrübeli bir kişinin konuyla ilgili fikirlerini öğrenmek açısından önemli bir yere sahip olan kitap; altını çizdiği aksaklıkların hayal kırıklığı yaratmasının yanında, bakanlıkta çalışmak isteyen genç insanlar içinde bu hataları düzeltmek adına itici bir güç oluşturmaktadır. bu açıdan kitap; bir çok insan için başucu kitabı olabilme özelliği taşımaktadır.